Oysa Moskova'daki yetkililer bölgedeki harekâtı durdurmayı emretmiştir.Правительство Москвы одобрило такие остановки на территории города.
Buna cevaben, İsrail, ayaklanmaları durdurmak için 80.000 askeri mobilize etti.Немцы бросили на подавление восстания до 20 000 солдат.
Spike onu durdurmaya çalışır ama kuleden aşağı düşer.Реджи пытается подняться по лестнице, однако что-то сбрасывает его оттуда.
6. sezon finali olan "Two to Go" ve "Grave"'de, Willow'u durdurmak üzere dönecek.Во второй раз (шестой сезон серия «Back to the Woods») Вудс появляется, чтобы отомстить.
Bazı Alman polis birimleri tarafından kullanılmış, fakat çok pahalı olduğu için üretimi durdurulmuştur.Повар немцев материл, но кое-что им давал.
Rusların engellemesini durdurmaya yardımcı olur.Русские не могут остановить наше продвижение.
Çünkü güvenlik duvarı onları durdurur.Внешний слой сетевой безопасности предотвращает эту атаку.
Grev dalgasının gelmesinden korkan Grósz sanayi reformu sürecini tamamen durdurdu.Опасаясь волны забастовок, Грос фактически приостановил процесс реформирования отрасли.
1941 yılında yeterli kadar top olduğu düşünülerek üretimi durduruldu.Серийное производство патрона было начато в 1941 году.
Arabamız yoksa bu bizi durduramaz, otobüse bineriz.Стоим, а автобус всё не едет и не едет.
Aggragor'ur durdurur ama kendisi çıldırır.Орр сумасшедший, раз он продолжает летать.
Yaralanmalarda ilk yardım Kanama varsa durdurulur.Если травмы имеются, окажите первую медицинскую помощь.
İkisi güçlerini birleştirir ve Luthor'u durdurur.وحَّد الاثنان قوتهما وأوقفا (لوثر) .
Bu bireyi durdurabilirsiniz fakat hepimizi durduramazsınız.ربما تتمكنون من إيقاف هذا الفرد، ولكن لن توقفونا جميعا...
2003 yılında sondaja devam etmek için izin verildi, ancak sadece gölün tahmini 130 metre uzağında durduruldu.في عام 2003 تم السماح باستمرار التنقيب، ولكنه توقف على بعد 130 متر فقط عن البحيرة.
Comcast'e göre Goodmail işlemleri durduruldu ve 4 Şubat 2011 itibarıyla Comcast artık hizmeti kullanmıyor.وفقًا لـ كومكاست، فقد توقفت Goodmail عن العمل، واعتبارًا من 4 فبراير عام 2011 لن تعود كومكاست تستخدم الخدمة.
Hiçbir şey beni durduramazdı.لن يوقفنا أحد.
Bu noktalar enfeksiyonun yayılmasını durdurur.هذا يوقف انتشار العدوى.
Durdurulamayan bir şeydir.ولا يمكن إيقافها.
Başta Alman ordusu her yerde başarılı olmasına rağmen, saldırıları Moskova Muharebesi'nde durduruldu.على الرغم من أن الجيش الألماني حقق نجاحا كبيرا في بادئ الأمر إلا أن هجومه توقف في معركة موسكو.
Ayrıca Hamidiye, Balkan devletlerinin deniz ulaşımını durdurmakla görevlendirildi.وعلاوة على ذلك، كلفت الحامدية بوقف المواصلات البحرية لدول البلقان.
Bunun üzerine filmin gösterimi durduruldu.وفي النهاية، تم حظر عرض الفيلم.
Yaklaşık olarak 12 saat boyunca, Hatteras ile Ocracoke arasındaki feribot seferleri durduruldu.لحوالي 12 ساعة، تم إغلاق العبارة بين هاتيراس وأوكراكوكي.
"Wikipedia'ya erişim durduruldu, işte yasağın nedeni"."تركيا تعلن حجب موقع "ويكيبيديا" وهذا هو السبب".
Bu durumlarda, kan basıncının hızla düşmesi, devam eden organ hasarını durdurmak için zorunludur.في هذه الحالات، يعد التخفيض السريع لضغط الدم ضروريًا جدًا لوقف استمرار تضرر الأعضاء.
Bundan dolayı yayını durdurmaya geldiler.ثم توقف عن البث.
Bunun üzerine üniversite faaliyetleri durduruldu.وتوقفت الجامعات عن العمل.
Bloom ise Buz Ejderha'sını durdurdu.ودياب أذاب الجليد..
Jack Dawson adlı başıboş bir ressam onu durdurur.إلّا أن جاك داوسون -وهو فنّانٌ مُفلِس- يقوم بإنقاذِها.
1985'te üretimi durduruldu.توقف انتاجها عام 1985.
1973 - Vietnam Savaşı: ABD, Kamboçya'yı bombalamayı durdurdu.1973 - توقف عمليات القصف الأمريكية على كمبوديا.
Soğutma veya dondurma bakteriyi öldürmese de çoğalmasını iyice yavaşlatır veya tamamen durdurur.التبريد والتجميد لا يقتلان البكتيريا كافة ولكن يبطئان بشكل كبير أو يوقفان نموها.
Alman ilerleyişini durdurmak için Fransızların yedek güçlerini hızla cepheye ulaştırmaları gerekmektedir.وتوجب وصول قوات الاحتياط الفرنسية سريعاً إلى الجبهة لوقف الزحف الألماني.
Kanama varsa hemen durdurulur.وقد تنزف دما اذا ما تم حكها.
Küresel Isınma'nın durdurulması.احتباس حراري عالمي.
Düzenli düşman ordularını durduracak güçten yoksun olmaları.وقف قوات العدو التقليدية المدمرة.
Aracı durdurmak...إيقاف السيارات .
Yine de bu kaza diğer yarışlara katılımı durdurmaz.وبإسثناء هذا الحادث فلم يتوقف الناس عن المشاركة في السباق مجدداً.
Hızlı ulaşım için Roman Bellic aranıp taksi çağırılabilir veya yoldan geçen bir taksi durdurulabilmektedir.ولكن في معظم الحالات يمكنك إشارة أو الصراخ لسيارة أجرة سيارة أجرة فارغة عندما يمر أنت.
Bu Bizans zaferi Arapların Avrupa'ya doğru yayılmalarını yaklaşık otuz yıl durduruyordu.النصر البيزنطي أوقف التوسع بالنسبة للأموين داخل أوروبا لما يقرب من ثلاثين عاما.
Kızgınlığın amacı insanların kendilerine tehdit olarak algıladıkları davranışı durdurma çabasıdır.والغضب هو النمط السلوكي الذي يهدف إلى تحذير المعتدين لوقف سلوكهم التهديدي.
Kısacası her şey durduruyor.واضاف "ان كل شيء توقف".
Dişiler 40 yaşına ulaştıklarında üremeyi durdururlar.تبلغ الجراء النضوج الجنسي عندما تصل لعمر 11 شهرا.
2008 yılında RTÜK kanalın lisansını iptal ettiği için bir süre yayını durdurulmuştur.كانت النتيجة أنه في عام 1998 قام الشركة بإيقاف بث القناة.
4.↑ Türkçe: Durdurma beni şimdi, nefeslenmem gerekmiyor, devam edebilirim.الجنرال(اوكي):ارجوك لاتمازحني سيدي ان فقدتك فلن احلق مرة أخرى.
Bunu sadece Doktor'un yol arkadaşı (izleyiciler) durdurabilir.يمكن للطبيب المؤهل فقط أن يؤدي هذه الأنواع من تقشيرات الوجه.
Bunun için kendi adamlarını göndermekle kalmaz, Ufuk gemisini durdurmak için çeşitli hileler dener.لم يبق أمامهم خيار سوى إنقاذ أنفسهم من خلال صنع قوارب بديلة للرحيل.
Ne muhafızlar ne de saray görevlileri onları durdurmaya çalıştı.لا الحرس ولا مسئولي القصر اختار مقاومتها.
Kalabalığı durdurmak için polis tarafından barikatlar bile kurulmuştu.تم إيقاف بعض الغوغاء من قبل الشرطة.
Ancak Sovyet hükümeti tarafından durduruldu.نقدت الحكومة السوفياتية.
Avustralya’da kışın ısınmak için petrol ürünleri kullanımı durdurulacaktır.في أستراليا وقود التدفئة توقف، وتم اعادة النظر في مناسبة وقود التدفئة في فصل الشتاء.
Bütünleşmeyi durdurmak mümkün olsa da, ilerledikçe erişimini durdurmak zorlaşır.لكن إن صعُب إستئصاله كليًا فيبقى هناك احتمالية لعودته.
Ahsoka onu durdurmuştur.ساسوكي أوتشيها.
Bunu durdurmak için geçmişe dönmesi gerekir.وعليها ان تكشف هذا السر من اجل ايقافهم .
Yalnızca Japonya'da satışa sunuldu ve 2003 yılında üretimi durduruldu.الصالون فقط كان يتم إنتاجة في أسبانيا، وتوقف الإنتاج في عام 1992.
Tren hizmetleri, çarpışmanın olduğu hat boyunca durduruldu.ولكن تم الاعتداء على القطارات التي تقلّهم بعد إيقافها.
Eğer onaylama işlemi yapılamazsa başlatma işlemi durdurulmaktadır."بعد الوصول إلى موافقة عامة، عندها فقط نبدأ التنفيذ.
I. Justinianus, başkomutan Belisarius'u çağırıp, yeni Hun akınını durdurdu.استدعى الإمبراطور جستينيان الأول القائد بيليساريوس، وأوقف زحف الهون الجديد.
Bir ani basınç düşüşü, rüzgar değişimine sebep oldu ve bu da fırtınanın güç kazanmasını durdurdu.الحوض الصغير سبب بعض القص الرياح، التي توقفت العاصفة من الحصول على أي قوة.
Halk genelinde antisemitizm yayıldı fakat bu durum Amerikan elçiliğinin araya girmesiyle durduruldu.ولكن توقف التعاون الأمريكي من هذا النوع عندما تم حصار السفارة الأمريكية.