Orada durdum.And I stood there.
Ondan sonrakinde 31 metre boyunda bir direkte 36 saat ayakta durdum.The one after that, I stood on top of a hundred-foot pillar for 36 hours.
Sana şirin deyip durdum diye şimdi bana karşı kullanıyorsun!I keep telling you you're pretty so you're taking it the wrong way!
‹‹Medli Dariusun krallığının birinci yılında Mikaili destekleyip korumak için onun yanında durdum.››"As for me, in the first year of Darius the Mede, I stood up to confirm and strengthen him.
Cemal beyin evinde durdum.Starb früh an einem Gehirntumor.
Cemal beyin evinde durdum.Voyage au centre du cerveau.
Cengiz Tekin) Bekledim Durdum (Söz.Sinotendipedidae (éteint) │ ├─?
Cemal beyin evinde durdum.Desafío al dominio cerebral.
Cemal beyin evinde durdum.Был в больнице с сотрясением мозга.
Cemal beyin evinde durdum.اكسترا في مجمع قلب الطائف.
Cemal beyin evinde durdum.Era um craque do tipo cerebral.
Hamas, İsrail’in denizdeki ablukasını sona erdirmesini istedi roketleri durdumalarına koşul olarak.De premier riep Hamas te stoppen met de productie van de raketten.
Cemal beyin evinde durdum.Znajduje się w obrębie mózgoczaszki.
Cengiz Tekin) Bekledim Durdum (Söz.Przełęcz nas Ciechanią (słow.
Cemal beyin evinde durdum.I samband med hjärnans yta.
Sabaha kadar sağımdan soluma dönüp durdum.Slaget böljade fram och tillbaka under morgontimmarna.
Cemal beyin evinde durdum.Був у лікарні зі струсом мозку.
Cemal beyin evinde durdum.Zemřel na cévní mozkovou příhodu.
Cemal beyin evinde durdum.Este situat în trunchyul cerebral.
Cemal beyin evinde durdum.Az agyagba meszet kevertek.
Sabaha kadar sağımdan soluma dönüp durdum.Délelőtt kinn voltam a Ligetben magamban korcsolyázni.
Cemal beyin evinde durdum.Kabeláč kuoli aivokasvaimeen.
Kollarım katlı durdum.Seisoin kädet puuskassa.
Cemal beyin evinde durdum.Στο τμήμα του εγκεφάλου ιππόκαμπος.
Cemal beyin evinde durdum.I Hjerndrup Sogn ligger Hjerndrup Kirke.
Sabaha kadar sağımdan soluma dönüp durdum.Đến sáng, QĐNDVN rút lui.
Cemal beyin evinde durdum.のちの加命堂脳病院。
Sabaha kadar sağımdan soluma dönüp durdum.朝早くから、夕方まで歩く。
Uzun yıllar ne yapacağımı bilemeden dolaştım durdum.במשך חודשים לא ידעתי מה לעשות.
Cemal beyin evinde durdum.След инфекции на главния мозък.
Cemal beyin evinde durdum.Prasideda vidurinių smegenų dangtyje.
Ben durdum ve onlara baktım.Aš sustojau ir žiūrėjau į juos.
Ama bir noktada, durdum -- devam ettiğimde sanki fazla ileri gidiyormuşum gibi görünürdü.하지만 계속 진행하는 게 과하다는 생각이 들던 순간 멈췄었죠
Ama bir noktada, durdum -- devam ettiğimde sanki fazla ileri gidiyormuşum gibi görünürdü.Pero entonces paré cuando continuar parecía pasarse de la raya.
Ama bir noktada, durdum -- devam ettiğimde sanki fazla ileri gidiyormuşum gibi görünürdü.Αλλά κάποια στιγμή σταμάτησα -- όταν πλέον πίστεψα ότι αν το συνέχιζα, θα το παρατραβούσα.
Ama bir noktada, durdum -- devam ettiğimde sanki fazla ileri gidiyormuşum gibi görünürdü.אבל בנקודה מסויימת, הפסקתי -- כשלהמשיך היה נראה כאילו אני הולך רחוק מדי.
Ama bir noktada, durdum -- devam ettiğimde sanki fazla ileri gidiyormuşum gibi görünürdü.حين كان الاستمرار سيبدو وكأنني أبالغ.
Ama bir noktada, durdum -- devam ettiğimde sanki fazla ileri gidiyormuşum gibi görünürdü.結果として得られたのは この生き物が
Arabadan ciktim ve ayakta durdum, ve bitr maden/komur cikarma kasavbasiydi.Am ieșit din mașină, și m-am ridicat, și era un oraș minier.
Arabadan ciktim ve ayakta durdum, ve bitr maden/komur cikarma kasavbasiydi.Ich stieg aus dem Auto aus, sah mich um und sah eine Kohlebergbau-Stadt.
Arabadan ciktim ve ayakta durdum, ve bitr maden/komur cikarma kasavbasiydi.Ik stapte uit de auto, ging rechtop staan en keek in het rond in dit mijnwerkersstadje.
Arabadan ciktim ve ayakta durdum, ve bitr maden/komur cikarma kasavbasiydi.Je suis descendu de ma voiture; je me tenais au beau milieu d'une ville minière.
Arabadan ciktim ve ayakta durdum, ve bitr maden/komur cikarma kasavbasiydi.차에서 내려 보니 그 곳은 탄광촌이었습니다. 한 바퀴 휙 둘러보자,
Arabadan ciktim ve ayakta durdum, ve bitr maden/komur cikarma kasavbasiydi.Saí do carro, era uma cidade com minas de carvão.
Arabadan ciktim ve ayakta durdum, ve bitr maden/komur cikarma kasavbasiydi.Salí del coche, me puse de pie, y era un pueblo minero.
Arabadan ciktim ve ayakta durdum, ve bitr maden/komur cikarma kasavbasiydi.Scesi dall'auto e rimasi lì, in piedi. Era una cittadina mineraria, estraevano carbone.
Arabadan ciktim ve ayakta durdum, ve bitr maden/komur cikarma kasavbasiydi.Stanąłem obok samochodu i ujrzałem kopalniane miasto.
Arabadan ciktim ve ayakta durdum, ve bitr maden/komur cikarma kasavbasiydi.Vylezl jsem z auta, postavil se a bylo to město uhelných dolů.
Arabadan ciktim ve ayakta durdum, ve bitr maden/komur cikarma kasavbasiydi.В крайна сметка се оказах в един град, Фраквил. Слязох от колата, изправих се - това беше миньорски град.
Arabadan ciktim ve ayakta durdum, ve bitr maden/komur cikarma kasavbasiydi.Я вышел из машины, посмотрел вокруг и увидел шахтёрский городок.
Arabadan ciktim ve ayakta durdum, ve bitr maden/komur cikarma kasavbasiydi.יצאתי מהמכונית, ונעמדתי, והיתה זאת עיירת כורי-פחם. בצעתי תפנית מלאה,
Arabadan ciktim ve ayakta durdum, ve bitr maden/komur cikarma kasavbasiydi.فترجلت من السيارة ، ووقفت هنالك ، كانت بلدة فيها منجم لاستخراج الفحم
Arabadan ciktim ve ayakta durdum, ve bitr maden/komur cikarma kasavbasiydi.そこは炭坑の町でした 360度ぐるっと見渡すと そこは私が今まで見た中で 最も現実離れした景色のひとつとなりました
Bekleyip durdum-- Annemin aramasını bekleyip durdum, herhangi birisinin aramasını, devletin aramasını.Am așteptat să sune mama. Cineva să sune, guvernul. Nimeni n-a sunat.
Bekleyip durdum-- Annemin aramasını bekleyip durdum, herhangi birisinin aramasını, devletin aramasını.Czekałem...Czekałem na telefon od mamy, na telefon od rządu, kogokolwiek. Nikt nie zadzwonił. Nikt.
Bekleyip durdum-- Annemin aramasını bekleyip durdum, herhangi birisinin aramasını, devletin aramasını.전 계속해서 제 어머니나 아니면 아무나 혹은 정부에서라도 전화가 오길 기다렸습니다. 아무 연락도 없더군요.
Bekleyip durdum-- Annemin aramasını bekleyip durdum, herhangi birisinin aramasını, devletin aramasını.Seguía y seguía esperando a que mi mamá llamara, alguien que llamara, al Gobierno que llamara.
Bekleyip durdum-- Annemin aramasını bekleyip durdum, herhangi birisinin aramasını, devletin aramasını.Vártam... vártam, hogy hívjon az anyám, vagy valaki, a kormány. Senki nem telefonált. Senki nem hívott.
Bekleyip durdum-- Annemin aramasını bekleyip durdum, herhangi birisinin aramasını, devletin aramasını.Я ждал, что вот-вот позвонит моя мама, или кто-то из правительства, или хоть кто-нибудь. Но никто не звонил.
Bekleyip durdum-- Annemin aramasını bekleyip durdum, herhangi birisinin aramasını, devletin aramasını.המשכתי לחכות -- המשכתי לחכות שאימי תתקשר, שמישהו יתקשר, שהממשלה תתקשר. אף אחד לא התקשר.