Ana içeriğe geç
Sözlük

duracak ile cümle

duracak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Onun soyu sonsuza dek sürecek, Tahtı karşımda güneş gibi duracak,His seed will endure forever, his throne like the sun before me.
Kötülere karşı beni kim savunacak? Kim benim için suçlulara karşı duracak?Who will rise up for me against the wicked? Who will stand up for me against the evildoers?
Gözetiminde yaşayacak kullarının çocukları, Senin önünde duracak soyları.››The children of your servants will continue. Their seed will be established before you."
Sana karşı duracak, Kül suyuyla arıtır gibi seni cüruftan arıtıp temizleyeceğim.and I will turn my hand on you, thoroughly purge away your dross, and will take away all your tin.
Sonra bize karşı duracak bir vekil de bulamazdın.Then you will not find any one to plead for it with Us,
Pis söz de pis ağaca benzer; kesilip yerden çıkarılmıştır, duracak hali yoktur onun.An evil act is like a rotten tree torn out of the earth with no (base or) firmness.
Öyle bir gün ki, insanlar o günde alemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır.The day all mankind will stand before the Lord of all the worlds?
Onlar orada gökler ve yer durdukça duracaklar. Ancak Rabb'inin diledikleri başka.Where they will dwell so long as heaven and earth endure, unless your Lord will otherwise.
Halbuki yine de ihtilaf edip duracaklardı.But they would still have differed from one another,
Öyle bir gün ki, insanlar o gün Rabblerinin huzurunda divan duracaklar.The day all mankind will stand before the Lord of all the worlds?
Ey insan! Sen, tâ Rabbine kavuşuncaya kadar didinip duracaksın.O man, you have to strive and go on striving towards your Lord, then will you meet Him.
Fakat onlar sürekli olarak (gerçeği) tartışıp duracaklar.But they would still have differed from one another,
Onları biçip tüketinceye kadar bu yalvarışlarını tekrarlayıp duracaklar.And this remained their lament till We mowed them down and made them extinct.
Artık inansınlar diye insanları zorlayıp duracak mısın?Wouldst thou then constrain the people, until they are believers?
Sen, tâ Rabbine kavuşuncaya kadar didinip duracaksın.Thou art labouring unto thy Lord laboriously, and thou shalt encounter Him.
Onlar yeryüzünde 'şaşkınca dönüp duracaklar.' Sen de o fasıklar topluluğuna üzülme."So be not sorrowful over the people who are the Fasiqun (rebellious and disobedient to Allah)."
Sizin için duracak yer yok, hemen dönün." diyorlardı.There is no stand (possible) for you (against the enemy attack!) Therefore go back!"
Onlar yeryüzünde 'şaşkınca dönüp duracaklar.'They will wander aimlessly in the land.
Sen inananları savaş için duracakları yerlere yerleştirmek üzere, erkenden evinden ayrılmıştın.Remember when you left your home in the morning, to assign battle-positions for the believers.
De ki: "Siz yeri iki günde yaratanı gerçekten inkâr edip duracak mısınız?Say, “Do you reject the One who created the earth in two days?
Onları sana çok gösterseydi, dağılacak ve o konuda çekişip duracaktınız.Had He made them appear as many, you would have lost heart, and disputed in the matter.
Sonra sizin için; bir kalacak yer, bir de emanet olarak duracak yer vardır.Some of you are settled (on earth) and some are still in the depository system of (their parents).
Arama penceresini kapat. Bir simge sistem çekmecesinde duracaktırClose the search dialog, an icon will stay in the system tray
Bir atılım gerçekleşmezse, süreç 2011 sonunda duracak.Without a breakthrough, the process will come to a halt at the end of 2011.
Yürüyüşe katılanlar, savaştan sonra ortaya çıkarılan 39 toplu mezarın her birinde duracaklar.Participants of the march will stop by each of 39 mass graves discovered after the war.
Ülkelerimiz, geçmişte olduğu gibi birlikte duracak ve bunu göğüsleyeceklerdir.""It is, of course, inappropriate now to speculate on who may have done this or why. ...
Bu yapılmadan, devlet kurumlarına yapılacak bütün ödemeler 1 Ocak'ta duracaktı.Without the move, all payments to state institutions would have stalled on January 1st.
Voltaj denge değerine geldiğinde, kevvetler arası eşitlik olacak ve iyon akışı duracak. [1]When this voltage reaches the equilibrium value, the two balance and the flow of ions stops.[1]
Döngünün kuzey kesimi Zafertepe istasyonunda dururken, güney kesimi Bozyaka'da duracaktır.The northern part of the loop will stop at Zafertepe, while the southern part will stop at Bozyaka.
Burada akış 12 ila 20 gün arasında duracaktı.There, the flow would stop for between 12 and 20 days.
"Bana duracak bir yer verin, dünyayı yerinden oynatayım.""Give me somewhere to stand, and I will move the earth".
Ayakta duracak hâlim yok.Ich bin nicht in der Lage, mich auf den Beinen zu halten.
Herkes olduğu yerde duracak ve savaşacak."Überall wird / sie dich treffen, überall...»
CHP siyasi yelpazenin neresinde duracaktı?Wo aber versteckt sich die Giraffe?
Tüm gün boyunca oynayıp duracak mısın?Vas-tu jouer toute la journée ?
Askeri eylemler duracaktır.Les militaires interviennent.
Denek doğru olanı gördükten sonra fikrinin arkasında duracak mıdır?Et s'il le détient, adopte-t-il le bon angle de vue ?
CHP siyasi yelpazenin neresinde duracaktı?Où se placer à présent sur l’échiquier politique ?
Hattı kullanan trenler Ben Gurion Uluslararası Havalimanı'nda da duracaktır.Le terminal commercial sera relocalisé vers l'aéroport international Ben Gourion.
Yakında yağmur duracaktır.Parará de llover pronto.
Bütün bu krallıkları ezip sona erdirecek ve kendisi sonsuza dek duracak.Questo viene sconfitto, e la sua forza scompare per sempre.
CHP siyasi yelpazenin neresinde duracaktı?Dove potrebbe trovarsi la polvere?
Konser alanı o kadar geniş bir seyirci kitlesiyle doluydu ki, ayakta duracak yer bile yoktu.Зал был забит таким большим количеством слушателей, что даже негде было встать.
Herkes olduğu yerde duracak ve savaşacak."За какую бы сторону они ни воевали».
Drive ile yerel cihaz arasında senkronizasyon duracak.Между Рангиорой и Крайстчерчем ходит общественный транспорт.
Bütün bu krallıkları ezip sona erdirecek ve kendisi sonsuza dek duracak.Тебе хочется заключить весь мир в объятия и держать так вечно.
Çıkabileceği en yüksek noktada, top duracaktır v = 0.عند أعلى نقطة تبلغها الكرة، ستكون ساكنة الحركة، أي سرعتها مساوية للصفر v=0 .
Bütün bu krallıkları ezip sona erdirecek ve kendisi sonsuza dek duracak.Pelo contrário, esse reino acabará com todos os outros e durará para sempre.
Hattı kullanan trenler Ben Gurion Uluslararası Havalimanı'nda da duracaktır.De spoorlijn komt ook langs de internationale luchthaven Ben Gurion in Tel Aviv.
Askeri eylemler duracaktır.Militairen operaties worden ingezet.
Askeri eylemler duracaktır.Incydenty zbrojne ustały.
Bu yeminle genç kızlar, dünya nimetlerinden uzak duracaklarına söz verirlerdi.Zgodnie z przekazami, do sanktuarium tego miały udawać się kobiety, by wieńczyć posąg bóstwa wieńcami.
Bütün bu krallıkları ezip sona erdirecek ve kendisi sonsuza dek duracak.Därigenom ska hennes vingar falla av och hon ska bli hans för evigt.
Askeri eylemler duracaktır.Воєнні дії припинялися.
Köprünün kapatılmasıyla iyileşme süreci duracak ancak yıkım da devam etmeyecektir.Odpočítávání skončí, avšak k autodestrukci nedojde.
Boy uzaması duracak ya da uzadığı kadarı ile kalacaktır.Partenerul îl va prinde pe măsură ce va coborî.
CHP siyasi yelpazenin neresinde duracaktı?Ce s-a întâmplat înainte de Big Bang?
Cephenin tümünde 6 Eylül’de taarruz hızı, neredeyse duracak kadar yavaşladı.Revărsările atingeau intensitatea maximă abia in luna septembrie, după care începeau să scadă.
Dayanıklı bir malzemeden, stabil duracak şekilde üretilir.Az állandó építmények szilárd anyagokból, tartós használatra készülnek.
CHP siyasi yelpazenin neresinde duracaktı?Mihin menet Pupu Tupuna?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod