Ana içeriğe geç
Sözlük

durağan ile cümle

durağan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Durağan su da bitki saldıran su kalıplarına yöneldir.Stagnant water also favors plant-attacking water molds.
Biyoloji ve durağanlıkBiology and stability
Daha sonra herhangi bir durağan şekle bakıldığında, ters yönde hareket ediyormuş gibi görünür.When one then looks at any stationary pattern, it appears to be moving in the opposite direction.
Sonunda, Nadine Güney - güneybatıya döndü, o zaman neredeyse durağan hale geldi.Eventually, Nadine turned south-southwestward, at which time it became nearly stationary.
NMR deneyleri için, spin sisteminin geçici, durağan olmayan bir durumunun oluşması gerekmektedir.NMR experiments require creating a transient non-stationary state of the spin system.
Figürler durağandır ve av silahlarını sol ellerinde tutarlar.The figures are static, holding their hunting weapons in the left hand.
Bu tempo durağanlaşana kadar yavaşlamaya devam eder ve orkestra bir akor tutar.This tempo continues to slow until it becomes stagnant, and the orchestra holds a chord.
Patlamaları, durağanlık veya denge dönemleri izler.The bursts are followed by periods of stasis or equilibrium to accommodate new arrivals.
Lityum-iyon pil kullanan ilk durağan uydudur .It is the first geostationary satellite to use a lithium-ion battery.
Üçüncü ve son kol ise atmosfer durağanlığını konu almaktadır.Die dritte und aktuelle Phase umfasst das Thema Trends.
1995 yılında Durağan kaymakamlığına atandı.Er setzte sich 1995 zur Ruhe.
Kendine hâkim olabilme, duygularını durağan hale getirebilme ve emin olmayla gerçekleşir.Entferne alles aus deinem Leben, was dich unsicher macht oder zweifelhaft erscheint.
Kıyı çizgisi durağan değildir.Der Rest der Küstenlinie ist felsig.
Örneğin |φ1| > 1 durumunun geçerli olduğu bir AR(1) modeli durağan değildir.Par exemple, pour le modèle AR(1), les processus tels que |φ1| ≥ 1 ne sont pas stationnaires.
Ship of Fools (1965) ise çok satan bir romandan uyarlanmış durağan bir filmdi.Ship of Fools fut son dernier film et elle y est prodigieuse.
Üçüncü ve son kol ise atmosfer durağanlığını konu almaktadır.La troisième et dernière section contient la propulsion.
Oyun, karakterlerin değişmeyen durağan bir vaziyette yaşadıklarını vurgular.Le rôle joué par les ouvriers semble être celui d’une figuration passive autant que muette.
Einstein genel göreliliği formülüze ederken, o ve bilim adamları evrenin durağan olduğuna inanıyordu.Cuando Einstein formuló la relatividad general, él y sus contemporáneos creían en un universo estático.
Bu evren modeline göre, yıldızlar kristal bir kürenin iç yüzüne çakılmış gibi durağandı.Usando este enfoque, las muestras se presionan contra la cara de un solo cristal.
Toplumun bu hiyerarşik yapısı tamamen durağan değildir.Esta dinastía local no parece tampoco muy estable.
Örneğin |φ1| > 1 durumunun geçerli olduğu bir AR(1) modeli durağan değildir.Por ejemplo, en un modelo AR(1), si |φ1| > 1 el modelo no tendrá un buen comportamiento.
1995 yılında Durağan kaymakamlığına atandı.En 1995 Guerra se retiró temporalmente de los escenarios.
Durağan sınırlama, hidrojen bombasında kullanıldı.El trocar va conectado a la hidrobomba.
O durağan görüntülerden hareket nasıl çıkıyordu?¿Cómo podía uno seguirle el paso a este nivel de actividad?
Üçüncü ve son kol ise atmosfer durağanlığını konu almaktadır.Il terzo e ultimo piano è infine dedicato alla tematica Luce.
İnançlar sistemi dinin, en durağan, en sabit, en mutlak bilgilerini oluşturur.Deve stabilire una comunicazione nel modo più chiaro, potente e preciso possibile.
Ardından torunuyla beraber Tzim-Sha'yı durağanlık odasına kapatır.Liberato l'equipaggio sconfiggono Tzim-Sha e lo confinano in una camera di stasi.
Örneğin |φ1| > 1 durumunun geçerli olduğu bir AR(1) modeli durağan değildir.Поэтому простые тождества типа (1) не справедливы.
Durağan ve Gerze ilçeleri ile komşudur.Он постоянно придирается к соседям и прохожим.
Aksi takdirde, akım denir durağan olmayan (diğer bir deyişle, geçici ).A contrario sensu, o não transeunte é o inverso (o que deixa vestígios).
Bu tip kesim daha az hareketle ve durağan bir doku görünümü vermektedir.Esse tipo de motor faz menos barulho e ruídos.
Yabanlı oymağı insanı durağanlığı sevmez.É uma raça que não gosta de ficar sozinha.
Üçüncü ve son kol ise atmosfer durağanlığını konu almaktadır.De derde en meest recente methode gaat uit van het autosomale DNA.
Dolayısıyla birim kök içeren bir serinin durağan olmadığı söylenir.Na przykład wierzono, że piorun nie uderza w dom, w którym przebywa kos.
Kıyı çizgisi durağan değildir.Linia brzegowa jest nierozwinięta.
1995 yılında Durağan kaymakamlığına atandı.W wakacje 1995 miała miejsce przerwa w emisji.
Kıyı çizgisi durağan değildir.Besättningen håller sig stilla.
Sanatta Amarna dönemi başlamış ve de artık firavun ve ailesi tanrı durağanlığıyla çizilmez olmuştur.Hon förstör nästan jorden men Gud och hon blir vänner igen i slutet av säsong 11.
1995 yılında Durağan kaymakamlığına atandı.1995 drabbades han av en stroke.
Kültür ve dil sabit ve durağan yapıda değildir.Мова і культура не стоять на місці в законсервованому вигляді.
Ancak, daima durağan kalacağı bir referans sistemi seçilebilir.Однак, завжди можна обрати систему відліку в якій він залишатиметься стаціонарним.
Deterministtik model, orijinal model ile aynı durağan dağılıma yakınsar.Modelul determinist converge spre aceeași distribuție staționară ca și modelul original.
Loş ışıkta hareket eden nesneleri hemen görebilmekte fakat durağan nesneleri seçmekte zorlanmaktadırlar.În aceste condiții, ei pot detecta ușor obiecte în mișcare dar au dificultăți în a vedea obiectele staționare.
1995 yılında Durağan kaymakamlığına atandı.1995-ben már közel került a Vasas a kieséshez.
Günümüzde bu türlerin popülasyonu durağan bir görünüm arz etmektedir.Ez csak a mai, civilizált nézőpontból tűnik elítélendőnek.
Ancak 1929'da Hubble evrenin durağan olmadığı, genişlediği şeklinde bir çalışma yaptı.Μέχρι το 1929, παρ' όλα αυτά, η δουλεία του Hubble και άλλων είχαν αποδείξει ότι το σύμπαν μας επεκτείνεται.
Loş ışıkta hareket eden nesneleri hemen görebilmekte fakat durağan nesneleri seçmekte zorlanmaktadırlar.Σε αυτές τις συνθήκες μπορεί να εντοπίσει εύκολα κινούμενα αντικείμενα αλλά δυσκολεύεται να εντοπίσει στάσιμα.
Yabanlı oymağı insanı durağanlığı sevmez.Stål kan de underjordiske ikke lide.
Ship of Fools (1965) ise çok satan bir romandan uyarlanmış durağan bir filmdi.Narrenes skip (Ship of Fools) er en spillefilm fra 1965 basert på Porters roman.
Einstein genel göreliliği formülüze ederken, o ve bilim adamları evrenin durağan olduğuna inanıyordu.Khi Einstein trình bày thuyết tương đối rộng, ông và các đồng nghiệp của ông tin vào một vũ trụ tĩnh.
1959 da İngiliz mühendis Francis Thomas Bacon 5 kW lık durağan bir yakıt hücresi geliştirdi.1959年、フランシス・トーマス・ベーコンは5kWの定置式燃料電池の開発に成功した。
Örneğin |φ1| > 1 durumunun geçerli olduğu bir AR(1) modeli durağan değildir.例えば、|φ1| > 1 となる AR(1)モデルは定常的ではない。
Kıyı çizgisi durağan değildir.つまり、海岸線の位置が定まっていない。
Birkaç jeoistatistiksel yöntem bu durağanlık varsayımı rahatlatıcı yollarını sağlamaktadır.いくつかの地理統計の方法が、この定常性仮説の緩和方法を提供している。
Damlanın boyutları ve durağanlığı yüzey gerilimi tarafından karar verilir.滴のサイズと安定性は表面張力によって決定される。
1995 yılında Durağan kaymakamlığına atandı.1995年頃、パニック障害を患う。
Eğer, | ϕ | < 1 {\displaystyle |\phi |<1} sağlanırsa süreç kovaryans durağandır.もし | φ | < 1 {\displaystyle |\varphi |<1} ならば、この確率過程は弱定常である。
Durağan bir yapı olmayıp hareketlilik söz konusudur.Yani hareket çoktur.有動之意而未動,即預動之勢,謂之騰挪。
Evrenin durağan olmadığı aşikar, ama genişleyen olunca, Einstein bu ek terimi atmak için hızlı oldu.当他知道宇宙不是静态的而是正在膨胀时,爱因斯坦马上在相对论中去掉了宇宙常数。
Tanımlanan bu sistemler arasındaki karşılıklı ilişkiler durağan değildir.這使的不同的儀器之間並沒有互換性。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod