Ana içeriğe geç
Sözlük

durüst ile cümle

durüst kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Dürüst bir yoksul olmak, Yolsuzlukla zengin olmaktan yeğdir.Jobb a szegény, a ki jár tökéletesen, mint a kétfelé sántáló istentelen, a ki gazdag.
Dürüst bir yoksul olmak, Yolsuzlukla zengin olmaktan yeğdir.성실히 행하는 가난한 자는 사곡히 행하는 부자보다 나으니라
Dürüst bir yoksul olmak, Yolsuzlukla zengin olmaktan yeğdir.Lebih baik orang miskin yang tulus hatinya daripada orang kaya yang curang
Dürüst bir yoksul olmak, Yolsuzlukla zengin olmaktan yeğdir.Lepší je chudobný, ktorý chodí vo svojej prostote a nevine, ako ten, kto je krivých ciest a je bohatý.
Dürüst bir yoksul olmak, Yolsuzlukla zengin olmaktan yeğdir.Lepší jest chudý, kterýž chodí v upřímnosti své, než převrácený na kterékoli cestě, ačkoli jest bohatý.
Dürüst bir yoksul olmak, Yolsuzlukla zengin olmaktan yeğdir.Lepszy jest ubogi, który chodzi w uprzejmości swojej, niżeli przewrotny na drogach swych, chociaż jest bogaty.
Dürüst bir yoksul olmak, Yolsuzlukla zengin olmaktan yeğdir.Mai mult preţuieşte săracul care umblă în neprihănirea lui, decît bogatul care umblă pe căi sucite. -
Dürüst bir yoksul olmak, Yolsuzlukla zengin olmaktan yeğdir.Meglio un povero dalla condotta integra che uno dai costumi perversi, anche se ricco
Dürüst bir yoksul olmak, Yolsuzlukla zengin olmaktan yeğdir.Mejor es el pobre que camina en su integridad que el de caminos torcidos, aunque sea rico
Dürüst bir yoksul olmak, Yolsuzlukla zengin olmaktan yeğdir.Melhor é o pobre que anda na sua integridade, do que o rico perverso nos seus caminhos.
Dürüst bir yoksul olmak, Yolsuzlukla zengin olmaktan yeğdir.Mieux vaut le pauvre qui marche dans son intégrité, Que celui qui a des voies tortueuses et qui est riche.
Dürüst bir yoksul olmak, Yolsuzlukla zengin olmaktan yeğdir.Parempi on köyhä, joka nuhteettomasti vaeltaa, kuin kahdella tiellä mutkitteleva rikas.
Dürüst bir yoksul olmak, Yolsuzlukla zengin olmaktan yeğdir.Thà người nghèo khổ ăn ở cách thanh liêm, Còn hơn là kẻ giàu có theo đường tà vạy.
Dürüst bir yoksul olmak, Yolsuzlukla zengin olmaktan yeğdir.Thà người nghèo_khổ ăn_ở cách thanh_liêm , Còn hơn là kẻ giàu_có theo đường tà vạy .
Dürüst bir yoksul olmak, Yolsuzlukla zengin olmaktan yeğdir.Лучше бедный, ходящий в своей непорочности, нежели тот, кто извращает пути свои, хотя он и богат.
Dürüst bir yoksul olmak, Yolsuzlukla zengin olmaktan yeğdir.טוב רש הולך בתמו מעקש דרכים והוא עשיר׃
Dürüst bir yoksul olmak, Yolsuzlukla zengin olmaktan yeğdir.الفقير السالك باستقامته خير من معوج الطرق وهو غني.
Dürüst bir yoksul olmak, Yolsuzlukla zengin olmaktan yeğdir.行 為 純 正 的 窮 乏 人 、 勝 過 行 事 乖 僻 的 富 足 人
Dürüst bir yoksul olmak, Yolsuzlukla zengin olmaktan yeğdir.行 為純 正 的 窮乏人 、 勝過 行事 乖僻 的 富足 人
Dürüstçe çalışıp borcumu ödeyeceğim.Będę uczciwie pracowała i spłacę mu dług.
Dürüstçe çalışıp borcumu ödeyeceğim.Jag ska jobba ärligt och betala honom.
Dürüstçe çalışıp borcumu ödeyeceğim.Jeg vil betale ærligt tilbage.
Dürüstçe çalışıp borcumu ödeyeceğim.Lavorerò onestamente e lo ripagherò!
Dürüstçe çalışıp borcumu ödeyeceğim.Teen rehellistä työtä ja maksan hänelle.
Dürüstçe çalışıp borcumu ödeyeceğim.¡Trabajaré de manera honrada y le pagaré!
Dürüstçe çalışıp borcumu ödeyeceğim.Trabalharei honestamente para lhe pagar!
Dürüstçe çalışıp borcumu ödeyeceğim.Θα δουλέψω τίμια και θα τον ξεπληρώσω!
Dürüstçe çalışıp borcumu ödeyeceğim.Я буду честно трудиться и отплачу ему!
Dürüstçe, Kyung Soo Sunbae'den ( büyüğü) bir şey duydum.Eerlijk gezegd, ik heb iets gehoord van Kyung Soo Sunbae.
Dürüstçe, Kyung Soo Sunbae'den ( büyüğü) bir şey duydum.Ehrlich gesagt,habe ich etwas von Kyung Sunbae gehört.
Dürüstçe, Kyung Soo Sunbae'den ( büyüğü) bir şey duydum.En vérité, Kyung Soo m'a dit un truc...
Dürüstçe, Kyung Soo Sunbae'den ( büyüğü) bir şey duydum.Pravdupovediac, niečo som počula od Kyung Soo Sunbae.
Dürüstçe, Kyung Soo Sunbae'den ( büyüğü) bir şey duydum.Sanningenligt, så hörde jag nåt från Kyung Soo Sunbae.
Dürüstçe, Kyung Soo Sunbae'den ( büyüğü) bir şey duydum.Sejujurnya, aku dengar dari Sunbae Kyung Soo.
Dürüstçe, Kyung Soo Sunbae'den ( büyüğü) bir şey duydum. Senin bu evden taşınabileceğini duydum.In realtà ho sentito qualcosa da Kyung Soo sunbae... ha detto che potresti anche trasferirti...
Dürüstçe, Kyung Soo Sunbae'den ( büyüğü) bir şey duydum.Sincera sa fiu, am auzit ceva de la Kyung Soo Sunbae.
Dürüstçe, Kyung Soo Sunbae'den ( büyüğü) bir şey duydum.Szczerze mówiąc to usłyszałam coś od Kyung Soo Sunbae..
Dürüstçe, Kyung Soo Sunbae'den ( büyüğü) bir şey duydum.Thực lòng, mình nghe điều này từ anh Kyung Soo.
Dürüstçe, Kyung Soo Sunbae'den ( büyüğü) bir şey duydum.Στ'αλήθεια, άκουσα κάτι από τον Κιούνγκ Σου Σάνμπε.
Dürüstçe, Kyung Soo Sunbae'den ( büyüğü) bir şey duydum.Честно говоря, я кое-что слышала от Гён Су сонбэ.
Dürüstçe, Kyung Soo Sunbae'den ( büyüğü) bir şey duydum..في الحقيقة، لقد سمعت شيئًا من كيونغ سو سنباي
Dürüstçe, Kyung Soo Sunbae'den ( büyüğü) bir şey duydum.あんたが家を出るって聞いたから
Dürüstçe, seni ormanın ruhu olarak çağırıyorum.Ærligt sagt, jeg kalder dig "Skovens Ånd".
Dürüstçe, seni ormanın ruhu olarak çağırıyorum.Ärligt, jag kallade dig för Skogs Fen
Dürüstçe, seni ormanın ruhu olarak çağırıyorum.Eerlijk gezegd, noem ik je de geest van het bos.
Dürüstçe, seni ormanın ruhu olarak çağırıyorum.Ehrlich gesagt, nenn ich dich "Der Geist des Waldes"
Dürüstçe, seni ormanın ruhu olarak çağırıyorum. Hey! Bu inanılmaz.Düşündüğümden daha ciddi.Je to ešte vážnejšie, než som si myslel. <i>Hej! <i>Raz, dva.
Dürüstçe, seni ormanın ruhu olarak çağırıyorum."Honnêtement, je t'appelle l'esprit de la forêt."
Dürüstçe, seni ormanın ruhu olarak çağırıyorum.In realtà, ti chiamo lo Spirito della Foresta.
Dürüstçe, seni ormanın ruhu olarak çağırıyorum.<i>사실, 난 당신을 숲의 정령이라고 불러요.</i>
Dürüstçe, seni ormanın ruhu olarak çağırıyorum.Sesungguhnya, Aku menjulukimu peri hutan
Dürüstçe, seni ormanın ruhu olarak çağırıyorum.Sincer, te numesc spiritul padurii.
Dürüstçe, seni ormanın ruhu olarak çağırıyorum.Szczerze mówiąc, nazywam cię duchem wzgórza.
Dürüstçe, seni ormanın ruhu olarak çağırıyorum."Thú thực, mình gọi cậu là vị thần rừng xanh."
Dürüstçe, seni ormanın ruhu olarak çağırıyorum.Στα αλήθεια, σε φωνάζω το πνεύμα του δάσους.
Dürüstçe, seni ormanın ruhu olarak çağırıyorum.В същност, наричам те "духът на гората".
Dürüstçe, seni ormanın ruhu olarak çağırıyorum.По правде, я называю тебя Духом Леса.
Dürüstçe, seni ormanın ruhu olarak çağırıyorum.'.למען האמת, אני קוראת לך רוח היער'
Dürüstçe, seni ormanın ruhu olarak çağırıyorum.صراحه , انا ادعوك بروح الغابة
Dürüstçe, seni ormanın ruhu olarak çağırıyorum.ちょっと!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod