dul ile cümle
dul kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Senator Valentinus'un dul kalan eşi ve Herod Metallarius'un kızıdır.Ela era viúva do senador Valenciano e filha de Herodes Metalário.
'Bir dul aldım!' dedim."Comprei uma casa."
Eymür oymağı; Maraş-Dulkadirli arasında büyük bir oymak.A Ponte elevada (sul) entre Storstrømmen Falster e Farø.
Fakirlere, dul ve yetimlere yardımcı olmak için gayret gösterirdi.Ajudava também jovens moças órfãs e viúvas pobres.
O kitaplarında mürebbiyeler, dullar ve hatta fahişeler için öneriler sunmuştur.Depois dispomos de cartas de nomeação, e de cartas enviados, por ou para os feitores.
Kardeşi Allen Dulles ise CIA şefiydi ve United Fruit yönetim kurulundaydı.Se deu um conflito brutal já que Allen Dulles, diretor da CIA, era advogado da United Fruit Company.
Evlikiklerinin ikinci yılında eşinin ölümüyle dul kaldı.Em 1992 ficou viúva devido morte de seu marido.
1988'de, Preciosa ve Dulce Amor adlarında iki albüm çıkarmıştır.Em 1988, lançou mais dois álbuns: "Preciosa" e "Dulce Amor".
İkinci evliliğini İskoçya Kralı II. Alexander'ın dul karısı Marie de Coucy ile yapmıştır.Sua segunda esposa foi Maria de Coucy, viúva de Alexandre II da Escócia.
Altı çocuklu dul bir kadın olarak zor günler geçirdi.No entanto, teve uma vida curta como viúva.
Nehre “Río Santa María de la Mar Dulce” adını vermiştir.«Região Hidrográfica do Rio Santa Maria do Doce».
1265 yılında İoannis Vatacis'in dul eşi Hohenstaufenli II. Konstans ile değiştirilerek kurtarılmıştır.Ele foi resgatado em 1265 em troca de Constança II de Hohenstaufen, viúva de João Vatatzes.
Diana - Yaşlı dulun kızı.Isabel - É a dama dos pés de cabra.
Anna Sergeyevna Odintsova – Varlıklı bir dul olan Anna, nihilist arkadaşlarını malikanesinde ağırlamaktadır.Anna Sergejevna Odintsova – een rijke weduwe die de nihilisten vaak vermaakt in haar huis.
Nanshe: Fakir, dul ve yetimlerin tanrıçası.Later werd Nansje de godin van weduwen, wezen en armen.
Avusturyalı Marie Antoinette, pelerinli dul, bu ortaklıklarda yer alıp, bu iletişimleri kurmuş mudur?Heeft Marie Antoinette van Oostenrijk (…) meegewerkt aan deze manoeuvres en contacten?
Nemorino safca Dulcamara'ya İsolde'nin aşk iksirine benzer bir ilacı olup olmadığını sorar.Nemorino vraagt Dulcamara of hij zoiets heeft als Isoldes liefdeselixer.
Bunlardan işaret edilmeyen birçok oymak da Dulkadırlı'dan idiler.Velen van hen werden heilig verklaard (de Heiligen van Wintershoven) en worden sindsdien vereerd.
Nehre “Río Santa María de la Mar Dulce” adını vermiştir.Hij verkende de monding van de Amazone en noemde de rivier Río Santa María de la Mar Dulce.
Torunu Christina Rau, Almanya'nın müteveffa cumhurbaşkanı Johannes Rau'nun da dul eşidir.Zijn kleindochter Christa Delius was de echtgenote van bondspresident Johannes Rau.
White annesi ve teyzesi tarafından Duluth, Minnesota'da büyütülmüştür.White groeide op in Duluth (Minnesota), waar hij werd opgevoed door zijn moeder en zijn tante.
Biz onların erkeklerini öldürdk ve kadınlarını dul bıraktık.Daarom redden Wij hem en zijn familie behalve zijn vrouw; Wij deden haar tot de achterblijvenden behoren.
Bunların arasında dullara emeklilik maaşı bağlanması da bulunmaktaydı.Voor beide was er ook een optopping-variant voor pensioenspaargeld getroffen door de aftopping.
Selahaddin, Nureddin'in dul eşi İsmedüddin Hatun ile evlendi.Ter legitimatie trouwde hij met de weduwe van Nureddin.
Üç çocuğu dul maaşı ile geçindirmek çok zordu.Twee zoons zorgden voor nageslacht de Pret.
Bir süredir Kajol Hindistan'daki dul kadınların çocuklarına yardım ediyor.Hij zet zich ook in voor de zwerfkinderen in Kenia.
Bu tarihlerde Dulkadir İli’nde 5 hane olarak tespit edilmiştir.Diku benoemde vijf functionarissen overeenkomstig deze Vijf Fasen.
Ariel Şaron iki kez dul kalmıştır.Osterrieth was al tweemaal weduwnaar geworden.
1988'de, Preciosa ve Dulce Amor adlarında iki albüm çıkarmıştır.In 1988 bracht de groep zelf twee albums uit: "Preciosa" en "Dulce Amor".
Bir kız çocuğu ile dul kalan genç kadın tekrar evlendirildi.Een weduwe of weduwnaar wilde hertrouwen.
Babasının ölümünden sonra, annesi dul kalarak Alessandro Mussolini'nin sevgilisi oldu.Na de dood van haar vader volgt zij hem op als vrouwe van Almelo.
Diana - Yaşlı dulun kızı.Heidi: Jongere zus van Dag.
Eşi ölmüş bir adama dul denir.Een man wiens echtgenote overleden is, heet een weduwnaar.
Baudouin, birkaç yıl sonra 1162 yılında, Theodora'yı 17 yaşında dul bırakarak öldü.Baldwin zmarł kilka lat później, w 1162 - Teodora została wdową w wieku 16 lat.
Hamo, üç oğul sahibi dul bir Kürttür ve her gün karısının mezarını ziyaret etmektedir.Hamo, kurdyjski wdowiec, wraz ze swoimi trzema synami codziennie odwiedza grób swojej zmarłej małżonki.
Mezarlıkta karşılaştığı Nina, "Votka Limon" isimli yerel barda çalışan bir duldur.Na cmentarzu spotyka Ninę, wdowę pracującą w miejscowym barze "Vodka Lemon".
Saka-Dulgaan (Сака-дулгаан тыла) dili de denilmektedir.Według Koranu Tora (arab.
Low, 1993 yılında Duluth, Minnesota'da kurulmuş bir Amerikan bağımsız rock grubudur.Low – założony w 1993 indie rockowy zespół z Duluth, w amerykańskim stanie Minnesota.
Bir Floransalı Yaşlı Dul - Soyadı Capilet.Florentyna – żeński odpowiednik imienia Florentyn.
Üç çocuğu dul maaşı ile geçindirmek çok zordu.Miała niewielką wdowią pensję, z której ciężko było utrzymać czworo dzieci.
Henry'nin dul karısı.Żona Henryka.
Bu yasa Dulong-Petit Yasası olarak adlandırılmıştır.Deklaracja należy do tzw. miękkiego prawa.
Dul olanı alırsan yarısı senindir, yarısı eski kocasının.Dom w połowie należy do niej, a w połowie do jej siostrzeńca.
Ağabeyinin dul karısı İmparatoriçe Zoe'yi saraydan attırdı.Do pałacu powróciła cesarzowa-wdowa Zoe.
Günümüz gençlerinin bu farklı durumunu, filmdeki anneyi kızıyla yaşayan dul anne yaparak keşfetmeyi denedik.Miałam szczęście doświadczyć rzeczy, o których młode pokolenie księżniczek dziś marzy.
1889’da dul annesi ve kız kardeşiyle birlikte Birmingham, Alabama’nın gelişen bir kasabasına taşınmışlardır.W 1869 roku przeniosła się z matką i siostrą do Birmingham w stanie Alabama.
Kan ve Taşlık Tungus(Dulgu Katenna) akarsuları , arasındadır.Istniała ona między Rybakami, a Wierzbicami (obecną Wildą).
Ariel Şaron iki kez dul kalmıştır.Roy Harper był dwukrotnie osierocony.
Fakirlere, dul ve yetimlere yardımcı olmak için gayret gösterirdi.Uznawany jest również za opiekuna ludzi biednych, patrona wdów i sierot.
Annesi ve babası daha önce başkalarıyla evlenmişler, dul kaldıktan sonra ise bir araya gelmişlerdi.Tu poznali się jego rodzice i tu zamieszkali po ślubie.
'Bir dul aldım!' dedim.Mnich powiedział: „Ktoś dostaje!”
Dulag 121 Müzesi kampta özel olarak tasarlanmış bir binada yer almaktadır.Muzeum Dulag 121 mieści się na terenie dawnego obozu, w specjalnie na ten cel zaprojektowanym budynku.
Sıklıkla öldürdüğü adamın dul eşi tarafından ziyaret ediliyordu ve kadın ona kitaplar getiriyordu.Det sägs att han ofta besöktes av änkan till den man han sköt, och att hon lämnade böcker till honom.
Dominique McElligott - Lily Bell, kocasını kızılderili saldırısında kaybetmiş dul bir kadın.Dominique McElligott - Lily Bell, en änka vars man dödades av indianer.
Sue Clearwater Harry'nin Yeni Ay'da kalp krizi geçirip ölmesinden sonra dul kalan eşi.Sue Clearwater är änkan efter Harry Clearwater, som dog i New Moon av en hjärtattack.
Prasutagus'un dulu Boudica kırbaçlatıldı, kızlarına tecavüz edildi.Enligt Tacitus blev Boudicca piskad och hennes döttrar våldtagna.
O esnada dokuz çocuklu dul kadın gelmiş.Till final gick nio flickor.
Tip türü badem (Prunus dulcis) dir.Den kloka hönan (orig.
1889’da dul annesi ve kız kardeşiyle birlikte Birmingham, Alabama’nın gelişen bir kasabasına taşınmışlardır.1899 flyttade hon med sin änkemor och syster till Birmingham, Alabama.
Ayrıca bölge Dulkadır Türkmenlerine mensup bölgede bulunmaktadır.Dessutom förekommer fortfarande ett utbrett förtryck mot kurderna i södra Turkiet.