Keşiş, dudaklarını nazik bir karar vanish'dFriar en mildere dom vanish'd fra hans læber, -
Keşiş, dudaklarını nazik bir karar vanish'dFriar Một phán quyết nhẹ nhàng vanish'd từ đôi môi của mình,
Keşiş, dudaklarını nazik bir karar vanish'dFriar Sebuah keputusan vanish'd lembut dari bibirnya, -
Keşiş, dudaklarını nazik bir karar vanish'dFriar vanish'd Een zachtere oordeel van zijn lippen, -
Keşiş, dudaklarını nazik bir karar vanish'dFriar μια πιο ήπια κρίση vanish'd από τα χείλη του, -
Keşiş, dudaklarını nazik bir karar vanish'd수사는 그의 입술에서 gentler 판단을 vanish'd -
Keşiş, dudaklarını nazik bir karar vanish'dHERMANO Una sentencia más suave se desvaneció de sus labios, -
Keşiş, dudaklarını nazik bir karar vanish'dKAPUCINUS A szelídebb ítélet vanish'd a szájából, -
Keşiş, dudaklarını nazik bir karar vanish'dMních miernejší rozsudok vanish'd od jeho pier, -
Keşiş, dudaklarını nazik bir karar vanish'dMnich mírnější rozsudek vanish'd od jeho rtů, -
Keşiş, dudaklarını nazik bir karar vanish'dPatra nežnejši sodbo vanish'd iz njegovih ust, -
Keşiş, dudaklarını nazik bir karar vanish'dTIGGARMUNK En mild dom vanish'd från hans läppar, -
Keşiş, dudaklarını nazik bir karar vanish'dUn călugăr hotărâre blândă vanish'd de pe buzele lui, -
Keşiş, dudaklarını nazik bir karar vanish'dVeli pehmeämpi tuomio vanish'd hänen huuliltaan, -
Keşiş, dudaklarını nazik bir karar vanish'dБрат мягкий приговор vanish'd из его уст, -
Keşiş, dudaklarını nazik bir karar vanish'dМонах по-нежно съдебно решение, vanish'd от устните му, -
Keşiş, dudaklarını nazik bir karar vanish'dנזיר שיפוט עדין vanish'd מפיו, -
Keşiş, dudaklarını nazik bir karar vanish'dالراهب ألطف الحكم vanish'd من شفتيه ، --
Keşiş, dudaklarını nazik bir karar vanish'dないボディの死が、身体の追放。
[Kisses onu.] Senin dudakların sıcak!Buzele tale sunt calde!
Kırmızı dudaklar... Beni çıldırtıyor.Labios rojos, me vuelven loco.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.A gonosztevõ hallgat az álnok beszédekre, a csalárd hallgat a gonosz nyelvre.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Cel rău ascultă cu luare aminte la buza nelegiuită, şi mincinosul pleacă urechea la limba nimicitoare. -
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Den onde akter på ondskaps lebe; løgneren lytter til ødeleggelses tunge.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Den onde hører på onde Læber, Løgneren lytter til giftige Tunger.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Een boosdoener luistert naar kwade plannen en een leugenaar naar leugens.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Ein Böser achtet auf böse Mäuler, und ein Falscher gehorcht den schädlichen Zungen.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.El malhechor está atento al labio inicuo, y el mentiroso escucha a la lengua destructora
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.En ond människa aktar på ondskefulla läppar, falskheten lyssnar till fördärvliga tungor.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Hudobnež pazi na hudobna usta in lažnik rad posluša poguben jezik.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Il maligno presta attenzione a un labbro maledico, il bugiardo ascolta una lingua nociva
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Kẻ làm ác chăm chỉ về môi gian ác; Kẻ hay nói dối lắng tai nghe lưỡi độc hiểm.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Kẻ làm ác chăm_chỉ về môi gian_ác ; Kẻ hay nói_dối lắng_tai nghe lưỡi độc hiểm .
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.악을 행하는 자는 궤사한 입술을 잘 듣고 거짓말을 하는 자는 악한 혀에 귀를 기울이느니라
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Le méchant est attentif à la lèvre inique, Le menteur prête l`oreille à la langue pernicieuse.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.O malfazejo atenta para o lábio iníquo; o mentiroso inclina os ouvidos para a língua maligna.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Orang jahat menuruti saran-saran yang jahat, pendusta suka mendengarkan kata-kata fitnahan
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Paha kuuntelee häijyjä huulia, petollisuus kuulee pahoja kieliä.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Zlý člověk pozoruje řečí nepravých, a lhář poslouchá jazyka převráceného.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Zlý človek pozoruje ušima na rty neprávosti, a lhár počúva na jazyk, plný zkazy.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Zły pilnuje warg złośliwych, a kłamca słucha języka przewrotnego.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Ο κακοποιος υπακουει εις τα ανομα χειλη ο ψευστης διδει ακροασιν εις την κακην γλωσσαν.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Злодей внимает устам беззаконным, лжец слушается языка пагубного.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.Злосторникът слуша беззаконните устни, И лъжецът дава ухо на лошия език.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.מרע מקשיב על שפת און שקר מזין על לשון הות׃
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.الفاعل الشر يصغى الى شفة الاثم والكاذب يأذن للسان فساد.
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.行 惡 的 留 心 聽 奸 詐 之 言 . 說 謊 的 側 耳 聽 邪 惡 之 語
Kötü kişi fesat yüklü dudakları dinler, Yalancı da yıkıcı dile kulak verir.行惡 的 留心 聽奸詐之言 . 說謊 的 側耳聽邪惡 之 語
Kurumlu sözler ahmağa nasıl yakışmazsa, Soyluya da yalancı dudaklar hiç yakışmaz.Det sømmer sig ikke for dåren å tale store ord, enn mindre for den høibårne å tale løgn.
Kurumlu sözler ahmağa nasıl yakışmazsa, Soyluya da yalancı dudaklar hiç yakışmaz.Ei sovi houkalle ylevä puhe, saati sitten ruhtinaalle valhe.
Kurumlu sözler ahmağa nasıl yakışmazsa, Soyluya da yalancı dudaklar hiç yakışmaz.Es steht einem Narren nicht wohl an, von hohen Dingen reden, viel weniger einem Fürsten, daß er gern lügt.
Kurumlu sözler ahmağa nasıl yakışmazsa, Soyluya da yalancı dudaklar hiç yakışmaz.분외의 말을 하는 것도 미련한 자에게 합당치 아니하거든 하물며 거짓말을 하는 것이 존귀한 자에게 합당하겠느냐
Kurumlu sözler ahmağa nasıl yakışmazsa, Soyluya da yalancı dudaklar hiç yakışmaz.Les paroles distinguées ne conviennent pas à un insensé; Combien moins à un noble les paroles mensongères!
Kurumlu sözler ahmağa nasıl yakışmazsa, Soyluya da yalancı dudaklar hiç yakışmaz.Lời tốt lành không xứng với kẻ ngu; Môi miệng giả dối lại càng ít xứng cho vua chúa thay.
Kurumlu sözler ahmağa nasıl yakışmazsa, Soyluya da yalancı dudaklar hiç yakışmaz.Lời tốt_lành không xứng với kẻ ngu ; Môi miệng giả_dối lại càng ít xứng cho vua_chúa thay .
Kurumlu sözler ahmağa nasıl yakışmazsa, Soyluya da yalancı dudaklar hiç yakışmaz.Não convém ao tolo a fala excelente; quanto menos ao príncipe o lábio mentiroso!
Kurumlu sözler ahmağa nasıl yakışmazsa, Soyluya da yalancı dudaklar hiç yakışmaz.Nem illik a bolondnak az ékes beszéd; még kevésbbé a tisztességesnek a hazug beszéd.
Kurumlu sözler ahmağa nasıl yakışmazsa, Soyluya da yalancı dudaklar hiç yakışmaz.Nesluší bláznovi vznešená reč a pravdaže ani kniežaťu lživá reč.
Kurumlu sözler ahmağa nasıl yakışmazsa, Soyluya da yalancı dudaklar hiç yakışmaz.Nesluší na blázna řeči znamenité, ovšem na kníže řeč lživá.
Kurumlu sözler ahmağa nasıl yakışmazsa, Soyluya da yalancı dudaklar hiç yakışmaz.Nespodobi se neumnežu govor izvrsten, še manj pa plemenitniku govor lažniv.