Ana içeriğe geç
Sözlük

dualar ile cümle

dualar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ayin ve dualar Grekçe yapılıyordu.לימדו אותי ואת אחיותי תפילות אחדות בגרמנית.
Günümüzde de Yahudi dualarında geçmektedir.התפילות בימים הנוראים עדיין מתקיימות.
Bunu konuşmalar, dualar, müzik ve her iki ulusun millî marşları takip etmiştir.בהמשך הטקס נישאו נאומים ותפילות, הושמעה מוזיקה ונוגנו ההמנונים הלאומיים של שתי המדינות.
Sinagog, haftaiçi dualarına açıktır.במהלך השבוע מתפללים האבאיודאיה בבית.
Girişte,Bulgarca ve Romanca dualar yazmaktadır.בציור מופיעים מוטיבים קישוטיים יוונים ורומיים.
Bunun dışında büyü ile ilgili dualarda içerir.ההסברים שהוצעו כללו בין היתר קשר למעשי כישוף.
Danslar, şarkılar, oyunlar ve dualar.הנגנים, השירים, העיבודים, הביצועים, הבדיחות.
Dualarınız için teşekkürler, annem için!"."אוֹ אָחִיךָ קִלְּלַנִי וַיְּחָרְפֵנִי!"
Toplu dualar 13 yaşına girmiş en az 10 erkeğin (Minyan) iştirakiyle yapılır.כדי שתפילה תיחשב כ"תפילה בציבור" נדרש מניין - מינימום של עשרה גברים בוגרים בני 13 ומעלה.
Bunun etrafında toplanılır ve Kur'an okunur, dualar edilir.למעשה כל פרשת דברים וכמעט כל פרשת ואתחנן.
Dualar Tanrıça ve Tanrıyla bir iletişim biçimi olarak görülmektedir.Молитва е определен вид общуване с Бог.
Kuran okunup dualar yapılır.Мястото, на което се изпълнява молитвата да е чисто.
Gerçekten tüm duaları ve gözyaşları boşa mıydı?Бяха ли анализирани изцяло и откровено рисковете и разходите?
Hristiyanlıkta tüm dualar âmin ile bitirilir.Всяка една молитва трябва да бъде извършена навреме.
Ettiği dualar hep kabul olur.Винаги спазва заповедите, които са му дадени.
Daha sonra da bir ateş yakarak tören dansı yapar ve dualar okurlar.Също има задължително огън, който се прескача, а около него се танцува.
Aslının, vahye dayanan yüksek, sırlı, feyizli ve kuvvetli dualardan birisinin de Sekine olduğu kabul edilir.Obećala je milosti, onima koji će moliti (svaki dan) i širiti ovu pobožnost.
Bu kısımdan sonra, Tanrı’nın merhametini ve lütfünü anlatan lirik dualar söylenir.Nakon toga slijedi molitva i kontemplacija o Božjoj Riječi.
Dualar edilir.Šibenska molitva.
Her yıl dualarla anılır.Svaki dan bar jednom se posvema Bogu pomoliti.
Adaklar burada kesilir ve dualar edilir.Članovi mogu biti radni i molitveni.
Dualarını ve ilâhi yardımlara olan teşekkürlerini stellere kaydetmişlerdir.Veľmi, veľmi vám ďakujem za vaše modlitby a spoločenstvo.
Daha sonra mezar yakınları tarafından zaman zaman mezara yiyecek götürülüyor ve ölü adına dualar okunuyordu.Očakávalo sa, že príbuzní po pohrebe budú príležitostne prinášať potraviny do hrobky a modliť sa za nebožtíka.
Hristiyanlıkta tüm dualar âmin ile bitirilir.Každý kresťan si zachová vieru až do smrti.
Bu dualar Sabah Şahrit, Öğlen Minha ve Akşam Arvit dualarıdır.V tom čase vznikli aj ranné, poludňajšie a večerné zvonenia k modleniu.
Tanrı onların dualarını kabul eder.Pane, nauč nás modliť sa.
Bunun dışında büyü ile ilgili dualarda içerir.V njem se sklicuje tudi na magijo.
Duaları Tanrıya götürür.V molitvi se obrača na Boga.
Dualar edilir.Molitve pri mrtvih.
Günümüzde de Yahudi dualarında geçmektedir.Joje ir šiandien meldžiasi juodupiečiai.
Her yıl dualarla anılır.Kasmet šaukdavo suvažiavimus.
Her Cumartesi günbatımında dualar ve ilahiler eşliğinde mor renkli yeni bir mum yakılır.Igal pühapäeval süüdatakse üks uus küünal ja eelmised.
Bayram namazından sonra mezarlıklar ziyaret edilir ve dualar okunur.Pärast jumalateenistust kirikus toimub haudadel mälestussöömaaeg ja loetakse palveid.
Kuran okunup dualar yapılır.Legendi kohaselt võetud tema palveid kuulda.
Baron, "Bu yolda ilerlemek için dualar ettim.Kuningas vastas: "Olen andnud käsu naisele töö jätkamiseks.
Alçakgönüllü insanlarla tanıştım. Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Ich traf demütige Menschen, ich hörte deren Gebet und aß deren Brot.
Alçakgönüllü insanlarla tanıştım. Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Poznałam skromnych ludzi, słuchałam ich modlitwy i jadłam ich chleb.
Alçakgönüllü insanlarla tanıştım. Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Saya bertemu orang-orang miskin, mendengarkan doa-doa mereka, dan makan makanan mereka.
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Am întrebat-o cum făcea. Era oare vorba despre puterea rugăciunii?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Ich fragte sie, wie sie das machte. War es die Kraft des Gebets?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Ik vroeg haar hoe ze dat deed. Was het de kracht van het gebed?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Jag frågade henne hur hon gjorde. Vad det bönens kraft?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Je lui ai demandé comment elle faisait. Était-ce la puissance de la prière?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.전 할머니께 어떻게 병을 고쳤냐고 물었죠. 기도의 권능인가요?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Le chiesi come faceva. Era il potere della preghiera?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Le pregunté cómo lo hacía. Era el poder de la oración?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Megkérdeztem, hogy hogyan csinálja ezt. Talán az ima ereje teszi?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Perguntei-lhe como é que ela fazia isso. Era o poder da oração?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Ptala jsem se jí, jak to dělá. Bylo to silou modlitby?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Saya bertanya bagaimana dia melakukannya. Apakah melalui kekuatan doa?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Spytałam się jej jak ona to robi. Czy była to siła modlitwy?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Tôi hỏi bà tại sao bà lại làm được như vậy. Đó có phải là sức mạnh của cầu nguyện hay không?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Τη ρώτησα πώς το κατάφερνε αυτό. Ήταν μήπως η δύναμη της προσευχής;
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Попитах я как прави това. Дали беше силата на молитвата?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Я питала, як це їй вдається. Сила молитви?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Я спрашивала, как она это делает. Была ли это сила молитвы?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.שאלתי אותה כיצד עושה זאת. האם היה זה כוח התפילה?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.سألتها عن كيفية قيامها بذلك. هل كانت تلك قوة الدعاء؟
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.祈りも効果はあるけれど
Birbirinize güçlü ama yumuşak dualar sayesinde yakın durun.Abrácense a través de plegarias, poderosas pero dulces.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod