Ana içeriğe geç
Sözlük

dua ile cümle

dua kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
"Biliyor musun, dün dua ettim." dediğinde onu kibarca göz ardı edeceğiniz aşamaya gelmeliyiz."Jag bad härom dagen", och du artigt ignorerar det.
"Biliyor musun, dün dua ettim." dediğinde onu kibarca göz ardı edeceğiniz aşamaya gelmeliyiz."나말야, 몇일전에 기도했어"라고 말한다면 공손하게 그말을 무시할 수 있는 단계에 도달해야 합니다.
"Biliyor musun, dün dua ettim." dediğinde onu kibarca göz ardı edeceğiniz aşamaya gelmeliyiz."Sabes, el otro día recé" uno lo ignore cortésmente.
"Biliyor musun, dün dua ettim." dediğinde onu kibarca göz ardı edeceğiniz aşamaya gelmeliyiz."Sai, ho pregato l'altro giorno", educatamente lo ignorate.
"Biliyor musun, dün dua ettim." dediğinde onu kibarca göz ardı edeceğiniz aşamaya gelmeliyiz.Saya berdoa kemarin," anda secara santun tidak memusingkannya.
"Biliyor musun, dün dua ettim." dediğinde onu kibarca göz ardı edeceğiniz aşamaya gelmeliyiz."Veš, zadnjič sem molil," in vi to vljudno ignorirate.
"Biliyor musun, dün dua ettim." dediğinde onu kibarca göz ardı edeceğiniz aşamaya gelmeliyiz."Víte, onehdy jsem se modlil," tak to zdvořile přeslechnete.
"Biliyor musun, dün dua ettim." dediğinde onu kibarca göz ardı edeceğiniz aşamaya gelmeliyiz."Weet je, ik heb gisteren gebeden", je het beleefd negeert.
"Biliyor musun, dün dua ettim." dediğinde onu kibarca göz ardı edeceğiniz aşamaya gelmeliyiz."Weißt du was, ich hab gestern gebetet", das einfach höflich ignoriert.
"Biliyor musun, dün dua ettim." dediğinde onu kibarca göz ardı edeceğiniz aşamaya gelmeliyiz."Ξέρεις, προσευχήθηκα τις προάλλες", να το αγνοείς ευγενικά.
"Biliyor musun, dün dua ettim." dediğinde onu kibarca göz ardı edeceğiniz aşamaya gelmeliyiz."Знаеш ли, аз се молих онзи ден", ти учтиво го игнорираш.
"Biliyor musun, dün dua ettim." dediğinde onu kibarca göz ardı edeceğiniz aşamaya gelmeliyiz."Знаєш, а я на днях молився", - ми ввічливо вдамо, що нічого не почули.
"Biliyor musun, dün dua ettim." dediğinde onu kibarca göz ardı edeceğiniz aşamaya gelmeliyiz.ומישהו אומר, "ובכן אתם יודעים, אני אכן התפללתי באותו יום," ואתם מתעלמים מכך בנימוס.
"Biliyor musun, dün dua ettim." dediğinde onu kibarca göz ardı edeceğiniz aşamaya gelmeliyiz.وقال احدهم ," هل تعلم. لقد صليت لليوم الاخر," ان تتجاهله بأدب
"Biliyor musun, dün dua ettim." dediğinde onu kibarca göz ardı edeceğiniz aşamaya gelmeliyiz.礼をもって無視し 先に進むような— 段階に 至る必要があります
Biliyorsun? Tek başıma meditasyon yapmayı, yalnız dua etmeyi, Tanrı ile yalnız iletişime geçmeyi sevmiyorum.Nu-mi place sa meditez singur , să mă rog singur , să vorbesc cu Dumnezeu singur.
Biliyorsun? Tek başıma meditasyon yapmayı, yalnız dua etmeyi, Tanrı ile yalnız iletişime geçmeyi sevmiyorum.Понимаете, мне не нравится медитировать в одиночку, молиться и общаться с Богом в одиночестве...
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.Bo jeźlibym się modlił obcym językiem, modlić się będzie mój duch; ale rozum mój jest bez pożytku.
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.Car si je prie en langue, mon esprit est en prière, mais mon intelligence demeure stérile.
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.Denn so ich mit Zungen bete, so betet mein Geist; aber mein Sinn bringt niemand Frucht.
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.Fiindcă, dacă mă rog în altă limbă, duhul meu se roagă, dar mintea mea este fără rod.
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.For dersom jeg beder med tunge, da beder min ånd, men min forstand er uten frukt.
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.Kajti če molim v jeziku, duh moj moli, a um moj je brez sadu.
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.내가 만일 방언으로 기도하면 나의 영이 기도하거니와 나의 마음은 열매를 맺히지 못하리라
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.Lebo keď sa modlím jazykom, modlí sa môj duch, ale moja myseľ je bez užitku.
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.Mert ha nyelvvel könyörgök, a lelkem könyörög, de értelmem gyümölcstelen.
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.Nebo budu-li se modliti cizím jazykem, duch můj se toliko modlí, ale mysl má bez užitku jest.
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.Porque se eu orar em língua, o meu espírito ora, sim, mas o meu entendimento fica infrutífero.
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.Porque si yo oro en una lengua, mi espíritu ora; pero mi entendimiento queda sin fruto
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.Sebab kalau saya berdoa dengan bahasa yang ajaib, roh saya memang berdoa, tetapi pikiran saya tidak bekerja
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.Sillä jos minä rukoilen kielillä puhuen, niin minun henkeni kyllä rukoilee, mutta ymmärrykseni on hedelmätön.
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.Thi dersom: jeg taler i Tunger og beder, da beder. vel min Ånd, men min Forstand er uden Frugt.
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.Vì nếu tôi cầu nguyện bằng tiếng lạ, thì tâm thần tôi cầu nguyện, nhưng trí khôn tôi lơ lửng.
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.Vì nếu tôi cầu_nguyện bằng tiếng lạ , thì tâm_thần tôi cầu_nguyện , nhưng trí_khôn tôi lơ_lửng .
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.Want als ik in een vreemde taal bid, is het mijn géést die bidt; mijn verstand staat erbuiten.
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.διοτι εαν προσευχωμαι με γλωσσαν αγνωριστον, το πνευμα μου προσευχεται, αλλ' ο νους μου ειναι ακαρποφορητος.
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.Ибо когда я молюсь на незнакомом языке, то хотя дух мой и молится, но ум мой остается без плода.
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.Коли бо молюсь (чужою) мовою, дух мій молить ся, розумінне ж моє без'овочне.
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.כי אם אתפלל בלשון רוחי מתפלל ושכלי איננו עשה פרי׃
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.لانه ان كنت اصلّي بلسان فروحي تصلّي واما ذهني فهو بلا ثمر.
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.我 若 用 方 言 禱 告 、 是 我 的 靈 禱 告 . 但 我 的 悟 性 沒 有 果 效
Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.我 若 用 方言 禱告 、 是 我 的 靈禱 告 . 但 我 的 悟性 沒 有 果效
Bilmediğiniz için de evrene dua etmeye başlıyorsunuz. Evrene dua ettiğiniz içinOmdat ik het niet weet, bid ik tot het universum.
Bilmediğiniz için de evrene dua etmeye başlıyorsunuz. Evrene dua ettiğiniz içinPor isso, porque não sabem, estão a orar ao universo porque estão a orar ao universo para que algo...
Bilmediğiniz için de evrene dua etmeye başlıyorsunuz.그리고, 당신이 모르기 때문에, 당신은 온 우주에 기도하고 있어요. 당신이 온 우주에 기도하고 있기 때문에,
Bilmediğiniz için de evrene dua etmeye başlıyorsunuz.Y así, porque uno no sabe,
Bilmediğiniz için de evrene dua etmeye başlıyorsunuz.ומכיוון שאתה לא יודע, אתה מתפלל ליקום, כי אתה מתפלל ליקום
Bilmediğiniz için de evrene dua etmeye başlıyorsunuz.ولهذا ولأنك لا تعرف، فأنت تباشر الدعاء لأنك بحاجة إلى ذلك
Bilmediğiniz için de evrene dua etmeye başlıyorsunuz.何かを求めて宇宙に祈るんです 私はアインシュタインがしたのと同じように
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.A poodíduc trochu dopredu padnul na zem a modlil sa, žeby, ak je vraj možné, odišla od neho tá hodina.
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.A poodšed maličko, padl na zemi a modlil se, aby, bylo-li by možné, odešla od něho hodina ta.
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.A postąpiwszy trochę, padł na ziemię i modlił się, aby, jeźli można, odeszła od niego ta godzina;
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.És egy kevéssé elõre menvén, a földre esék, és imádkozék, hogy, ha lehetséges, múljék el tõle ez az óra;
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Ja hän meni vähän edemmäksi, lankesi maahan ja rukoili, että, jos mahdollista, se hetki menisi häneltä ohi,
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.조금 나아가사 땅에 엎드리어 될 수 있는대로 이 때가 자기에게서 지나가기를 구하여
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Og han gik lidt frem, kastede sig ned på Jorden og bad om, at den Time måtte gå ham forbi, om det var muligt.
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Pasando un poco adelante, se postraba en tierra y oraba que de ser posible, pasase de él aquella hora
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Poi, andato un po' innanzi, si gettò a terra e pregava che, se fosse possibile, passasse da lui quell'ora
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Rồi Ngài đi một đỗi xa hơn, sấp mình xuống đất mà cầu nguyện rằng: nếu có thể được, xin giờ nầy qua khỏi mình.
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Ter odide malo dalje in pade na zemljo in moli, naj preide, če je mogoče, ta ura mimo njega,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod