Ama onun dua gözlemlemek ve ağır bir ders.Але спостерігати його молитви, і дізнатися вагомий уроці.
Ama onun dua gözlemlemek ve ağır bir ders.Но забележете молитвата му, и да научат един тежък урок.
Ama onun dua gözlemlemek ve ağır bir ders.Но наблюдать за его молитвы, и узнать весомый урок.
Ama onun dua gözlemlemek ve ağır bir ders.אבל לצפות התפילה שלו, ללמוד לקח משקל.
Ama onun dua gözlemlemek ve ağır bir ders.ولكن نلاحظ صلاته ، ويتعلم درسا راجح.
Ama onun dua gözlemlemek ve ağır bir ders.彼はそのまま罪深いについては、ヨナは泣きせず、直接救出for悲しむ。
Ama sen olmayacak duaya amin diyorsun. Bak Eyţan, senin güveneceđin bir tek... ...adam var kýzým..If I make enough money if the world will be .So far, we do what we want
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Am întrebat-o cum făcea. Era oare vorba despre puterea rugăciunii?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Ich fragte sie, wie sie das machte. War es die Kraft des Gebets?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Ik vroeg haar hoe ze dat deed. Was het de kracht van het gebed?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Jag frågade henne hur hon gjorde. Vad det bönens kraft?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Je lui ai demandé comment elle faisait. Était-ce la puissance de la prière?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.전 할머니께 어떻게 병을 고쳤냐고 물었죠. 기도의 권능인가요?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Le chiesi come faceva. Era il potere della preghiera?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Le pregunté cómo lo hacía. Era el poder de la oración?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Megkérdeztem, hogy hogyan csinálja ezt. Talán az ima ereje teszi?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Perguntei-lhe como é que ela fazia isso. Era o poder da oração?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Ptala jsem se jí, jak to dělá. Bylo to silou modlitby?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Saya bertanya bagaimana dia melakukannya. Apakah melalui kekuatan doa?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Spytałam się jej jak ona to robi. Czy była to siła modlitwy?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Tôi hỏi bà tại sao bà lại làm được như vậy. Đó có phải là sức mạnh của cầu nguyện hay không?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Τη ρώτησα πώς το κατάφερνε αυτό. Ήταν μήπως η δύναμη της προσευχής;
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Попитах я как прави това. Дали беше силата на молитвата?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Я питала, як це їй вдається. Сила молитви?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Я спрашивала, как она это делает. Была ли это сила молитвы?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.שאלתי אותה כיצד עושה זאת. האם היה זה כוח התפילה?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.سألتها عن كيفية قيامها بذلك. هل كانت تلك قوة الدعاء؟
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.祈りも効果はあるけれど
Annem dua ediyor.Äitini rukoilee.
Annem dua ediyor.Édesanyám imádkozik.
Annem dua ediyor.어머니는 기도 중이시군요.
Annem dua ediyor.Ma mère est en train de prier.
Annem dua ediyor.Matka se modlí.
Annem dua ediyor.Meine Mutter betet.
Annem dua ediyor.Mẹ tôi cầu nguyện.
Annem dua ediyor.Mia madre sta pregando.
Annem dua ediyor.Mijn moeder is aan het bidden.
Annem dua ediyor.Min mor beder.
Annem dua ediyor.Min mor ber.
Annem dua ediyor.Moja matka się modli.
Annem dua ediyor.Η μητέρα μου προσεύχεται.
Annem dua ediyor.Мама молится.
Annem dua ediyor.ووالدتي تصلي.
Annem dua ediyor.これが弟のファリド。今...
Annen, senin için her zaman için dua etti.Bà luôn cầu nguyện cho chú.
Annen, senin için her zaman için dua etti.Lei ha sempre pregato per te.
Annen, senin için her zaman için dua etti.Mindig imádkozott érted.
Annen, senin için her zaman için dua etti.S-a rugat mereu pentru tine.
Annen, senin için her zaman için dua etti.Vždycky se za tebe modlila.
Annen, senin için her zaman için dua etti.Zawsze się za ciebie modliła.
Annen, senin için her zaman için dua etti.Πάντα προσευχόταν για σας.
Annen, senin için her zaman için dua etti.Она всегда молилась за Вас.
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.Äiti, se myyntimies on telkussa! ...joka on vienyt lajimme kehitystä eteenpäin.: rohkeus.
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.Az ügynök bácsi van a tévében! ami származása fölé emelte az emberiséget. És ez a bátorság.
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.Bu, sales itu masuk TV. dan mengangkat spesies kita lebih tinggi dari lainnya, dan itu adalah keberanian kita.
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.Die verkoper is op TV. ...dat ons boven onszelf deed uitstijgen:
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.Mamá, el vendedor que vino está en la tele. ...ha elevado al hombre por encima de su origen: su valor.
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.Mama, po TV je tisti prodajalec. ...in to je naš pogum.
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.Mamma, försäljaren är i TV! ...som höjt vår art över sitt ursprung: Vårt mod.
- Anne, satıcı adam televizyonda. ...tüm gücümüzle bir araya gelip... ...dua etmeliyiz.Mor, kom og se sælgeren! <i>... hævet vor art</i> <i>over sin oprindelse: