dua etmek ile cümle
dua etmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Dua etmek için hepimiz diz çöktük.We all knelt down to pray.
Biz dua etmek için diz çöktük.We knelt down to pray.
Dua etmek için dizlerinin üstüne çöktü.She went down on her knees to pray.
Saatlerce yürüyüşten sonra, dua etmek için bir kilisede durakladılar.After hours of walking, they stopped to pray in a church.
O pis kuyuda beş gün geçirdim. O anda tek çözümüm dua etmekti.I spent five days in that filthy well. In that moment, my only solution was praying.
Bütün yapabileceğiniz Tom için dua etmek.Praying for Tom is all you can do.
Dua etmek istiyor musun?Do you want to pray?
Bütün yapabileceğimiz dua etmek.All we can do is pray.
İnsanlar dua etmek için neden diz çöküyorlar?Why do people kneel down to pray?
Dua etmek dışında yapacak hiçbir şey yok.There is nothing more to do except to pray.
Yapabildiğimiz sadece Tom için dua etmekti.Praying for Tom was all we could do.
Elimizden tek gelen Tom'a dua etmekti.Praying for Tom was all we could do.
Ana hedef kurban sunmak değildir, yalvarmak ve dua etmektir.The sacrificial system is not the primary object, rather supplications, and prayer.
Ötümek (dua etmek), etmek (gücü yetmek) ve utağan (döl yatağı) anlamlarını içerir.They should forgive and ask forgiveness, appease and be appeased, and converse without restraint.
Birçok insan onun mezarını ibadet etme ve ona dua etmek için ziyaret etmektedir.Most common folk do not worship or propitiate him, although they fear him greatly.
Keşişler dua etmek için kesin saati bilmek zorundaydılar.This was a daily reminder for the monks to pray.
Bize dua etmekten başka bir şey düşmez."Nothing Fails Like Prayer".
Keşişler sadece kilisede dua etmek için hücre evlerinden çıkarlar.They left their cells only to worship.
Mantapa dua etmek için insanların toplandığı salondur.But there is a prayer house where people go to pray together.
Sanırım, yapmamız gereken, sıkı tutunup... ...ölmemek için dua etmek.So this is the part where we're supposed to just hold on real tight and, uh, hope we don't die.
Cevap olarak bana "Evet, dua etmek etkilidir. Ama çemberlerin gücüne de dikkat etmelisin" dedi.In response she said, "Yes, praying is effective, but also beware of the power of circles."
Dua etmek üzere yere çökmesi, bir haftasını aldı.It took a week before he could force himself to bow in prayer.
Dua etmek istermisiniz?" dedim.Do you want to pray?"
Sevgime karşılık bana düşman oldular, Bense dua etmekteyim.In return for my love, they are my adversaries; but I am in prayer.
Onları uğurladıktan sonra, dua etmek için dağa çıktı.After he had taken leave of them, he went up the mountain to pray.
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.But the end of all things is near. Therefore be of sound mind, self-controlled, and sober in prayer.
İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir. İnsan, pek acelecidir.Man prays for evil as he prays for good, for man is hasty.
Umulur ki, Rabbime dua etmekle mutsuz olmayacağım."Haply in praying to my Lord I will not be deprived."
Sana dua etmekle de ey Rabbim, hiçbir zaman bedbaht olmadım."And in calling on Thee, my Lord, I have never been hitherto unprosperous.
İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir.The human being prays for evil as he prays for good.
Tapınak inşa edildikten sonra hepsi oraya dua etmek için giderler.They all went there to pray.[2]
Bize dua etmekten başka bir şey düşmez.Da hilft nur noch beten.
Genelde buraya dua etmek ve dilek tutmak için insanlar geliyor.Mancherorts ist es heute noch üblich, dort Gaben niederzulegen und Gebete zu sprechen.
Dua etmek için biraz geç.C'est un peu tard pour prier.
Dua etmekten başka bir şey yapmıyordum.Je ne faisais que dire mes prières.
Genelde buraya dua etmek ve dilek tutmak için insanlar geliyor.Les gens prirent l'habitude de s'y retrouver pour prier.
Bize dua etmekten başka bir şey düşmez.Rien de spécifique n'est à accomplir mis à part la multiplication des prières.
Bize dua etmekten başka bir şey düşmez.«Ya no basta con rezar».
Ana hedef kurban sunmak değildir, yalvarmak ve dua etmektir.A veces la primera reacción no debe ser culpar, sino perdonar.
Ötümek (dua etmek), etmek (gücü yetmek) ve utağan (döl yatağı) anlamlarını içerir.Llorad por los que cayeron; perdón por los que siguieron y lloraron ".
Keşişler sadece kilisede dua etmek için hücre evlerinden çıkarlar.El interior de la mezquita es solo para orar.
Bize dua etmekten başka bir şey düşmez.Non poteva fare altro che raccogliersi in preghiera.
Wolfram eşliğinde bulunan Elizabeth dua etmek için dizlerine çöker.Elisabeth, accompagnata da Wolfram, s'inginocchia in preghiera.
Keşişler dua etmek için kesin saati bilmek zorundaydılar.Approfittava dei momenti di silenzio per pregare.
Bize dua etmekten başka bir şey düşmez.Мне ничего не нужно, кроме молитвы».
Ötümek (dua etmek), etmek (gücü yetmek) ve utağan (döl yatağı) anlamlarını içerir.Он восхваляет и порицает то, что принято восхвалять и порицать.
Bize dua etmekten başka bir şey düşmez.أن لا يعتدي في الدعاء.
Wolfram eşliğinde bulunan Elizabeth dua etmek için dizlerine çöker.No parte superior, o Alexandre está ajoelhado em oração.
O sıralar 13 yaşındaki Jeanne ise günlerini dua etmekle geçirmektedir.Em seu julgamento, Joana afirmou que desde os treze anos ouvia vozes divinas.
Genelde buraya dua etmek ve dilek tutmak için insanlar geliyor.Mensen kunnen zich hier terugtrekken voor gebed en vasten.
Bize dua etmekten başka bir şey düşmez.Het zou meer effect hebben dan bidden.
Keşişler dua etmek için kesin saati bilmek zorundaydılar.Ze moeten de gebedshaantjes goed zichtbaar dragen.
Keşişler sadece kilisede dua etmek için hücre evlerinden çıkarlar.Potem zostawiono więźniów samych w kaplicy, aby mogli się pomodlić.
Genelde buraya dua etmek ve dilek tutmak için insanlar geliyor.Ludzie licznie przybywali w to miejsce, by się pomodlić.
Genelde buraya dua etmek ve dilek tutmak için insanlar geliyor.Var är mitt folk? frågar han sig, och ber.
Bize dua etmekten başka bir şey düşmez.Отже, залишалось одне — молитися.
Keşişler dua etmek için kesin saati bilmek zorundaydılar.Mnoho náboženství má pro modlitbu vyhrazenu pevnou dobu.
Bize dua etmekten başka bir şey düşmez.Co kamínek, to jedna modlitba.
Keşişler dua etmek için kesin saati bilmek zorundaydılar.La orele de religie se învățau pe de rost rugăciuni.
Salât dua etmek, ikametü's-salât ise "duanın yerine getirilmesi" anlamlarına gelir.Al-Ashath: El (Profetul) se trezea pentru rugăciune la auzul cântului unui cocoș.
İlgili Sayfalar