Ana içeriğe geç
Sözlük

doyma ile cümle

doyma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Renk Özü/ Doyma/ Hafiflik...Tonalità/ saturazione/ luminosità...
Renk Özü/ Doyma/ Hafiflik...Tono/ Saturación/ Luminosidad...
Renk Özü/ Doyma/ Hafiflik...Απόχρωση/ Κορεσμός/ Φωτεινότητα...
Renk Özü/ Doyma/ Hafiflik...Відтінок/ Насиченість/ Освітленість...
Renk Özü/ Doyma/ Hafiflik...Оттенък/ Наситеност/ Осветеност...
Renk Özü/ Doyma/ Hafiflik...Тон/ Насыщенность/ Светлота...
Renk Özü/ Doyma/ Hafiflik...גוון/ רוויה/ בהירות...
Renk Özü/ Doyma/ Hafiflik...التدرج الإشباع الخفة.
Renk Özü/ Doyma/ Hafiflik...色相/彩度/輝度...
Romeo: Ah, sana doymadan mı bırakacaksın beni böyle?로미오: 이렇게 아쉽게 헤어져야 하다니.
Romeo: Ah, sana doymadan mı bırakacaksın beni böyle?רומאו: או, האם תשאיר אותי כל כך לא מסופק?
Romeo: Ah, sana doymadan mı bırakacaksın beni böyle?روميو: أوه، أتريد أن تتركني غير راضٍ؟
Romeo: Ah, sana doymadan mı bırakacaksın beni böyle?(ジュリエット) 今夜 あなたの心を 満たせるものが 何かあって?
Sülüğün iki kızı vardır, adları ‹Ver, ver›dir. Hiç doymayan üç şey, ‹Yeter› demeyen dört şey vardır:A nadálynak két leánya van: addsza, addsza! E három nem elégszik meg; négyen nem mondják: elég;
Sülüğün iki kızı vardır, adları ‹Ver, ver›dir. Hiç doymayan üç şey, ‹Yeter› demeyen dört şey vardır:Blodiglen har to døtre: Gi hit! Gi hit! Der er tre som aldri blir mette, fire som aldri sier: Nok!
Sülüğün iki kızı vardır, adları ‹Ver, ver›dir. Hiç doymayan üç şey, ‹Yeter› demeyen dört şey vardır:Blodiglen har to Døtre: Givhid, Givhid! Der er tre, som ikke kan mættes, fire, som aldrig får nok:
Sülüğün iki kızı vardır, adları ‹Ver, ver›dir. Hiç doymayan üç şey, ‹Yeter› demeyen dört şey vardır:거머리에게는 두 딸이 있어 다고 다고 하느니라 족한 줄을 알지 못하여 족하다 하지 아니하는 것 서넛이 있나니
Sülüğün iki kızı vardır, adları ‹Ver, ver›dir. Hiç doymayan üç şey, ‹Yeter› demeyen dört şey vardır:La sangsue a deux filles: Donne! donne! Trois choses sont insatiables, Quatre ne disent jamais: Assez!
Sülüğün iki kızı vardır, adları ‹Ver, ver›dir. Hiç doymayan üç şey, ‹Yeter› demeyen dört şey vardır:La sanguijuela tiene dos hijas: Dame y Dame
Sülüğün iki kızı vardır, adları ‹Ver, ver›dir. Hiç doymayan üç şey, ‹Yeter› demeyen dört şey vardır:Lintah darat mempunyai dua anak; kedua-duanya bernama "Untuk aku"! Ada empat hal yang tidak pernah puas
Sülüğün iki kızı vardır, adları ‹Ver, ver›dir. Hiç doymayan üç şey, ‹Yeter› demeyen dört şey vardır:Pijavica má dve dcéry, ktoré hovoria: Daj, daj! Tieto tri veci sa nenasýtia, štyri, ktoré nepovedia: Dosť:
Sülüğün iki kızı vardır, adları ‹Ver, ver›dir. Hiç doymayan üç şey, ‹Yeter› demeyen dört şey vardır:Pijavka ima dve hčeri: Daj, daj! Troje je nenasitno, in četvero, ki nikdar ne reče: Dovolj!
Sülüğün iki kızı vardır, adları ‹Ver, ver›dir. Hiç doymayan üç şey, ‹Yeter› demeyen dört şey vardır:У ненасытимости две дочери: „давай, давай!" Вот три ненасытимых, и четыре, которые не скажут: „довольно!"
Sülüğün iki kızı vardır, adları ‹Ver, ver›dir. Hiç doymayan üç şey, ‹Yeter› demeyen dört şey vardır:לעלוקה שתי בנות הב הב שלוש הנה לא תשבענה ארבע לא אמרו הון׃
Sülüğün iki kızı vardır, adları ‹Ver, ver›dir. Hiç doymayan üç şey, ‹Yeter› demeyen dört şey vardır:للعلوقة بنتان هات هات. ثلاثة لا تشبع. اربعة لا تقول كفا
Sülüğün iki kızı vardır, adları ‹Ver, ver›dir. Hiç doymayan üç şey, ‹Yeter› demeyen dört şey vardır:螞 蟥 有 兩 個 女 兒 、 常 說 、 給 呀 給 呀 . 有 三 樣 不 知 足 的 、 連 不 說 彀 的 共 有 四 樣
Sülüğün iki kızı vardır, adları ‹Ver, ver›dir. Hiç doymayan üç şey, ‹Yeter› demeyen dört şey vardır:螞蟥 有 兩個 女兒 、 常說 、 給呀給呀 . 有 三 樣 不知足 的 、 連不說彀 的 共 有 四 樣
Ve aslında yiyeceğin yoğunluğu doymanızı etkiler, tipi değil.Chính thể tích thức ăn bạn ăn làm bạn thấy no, không pahir là loại thức ăn.
Ve aslında yiyeceğin yoğunluğu doymanızı etkiler, tipi değil.Ed è la quantità di cibo che influenza la sazietà, piuttosto che il tipo di cibo.
Ve aslında yiyeceğin yoğunluğu doymanızı etkiler, tipi değil.En het is het volume van het voedsel dat een vol gevoel geeft, niet het soort voedsel.
Ve aslında yiyeceğin yoğunluğu doymanızı etkiler, tipi değil.Et c'est le volume de nourriture qui affecte la satiété, plus que le type de nourriture.
Ve aslında yiyeceğin yoğunluğu doymanızı etkiler, tipi değil.Iar satietatea e influentata de volumul de mancare mai degraba dacat de felul ei.
Ve aslında yiyeceğin yoğunluğu doymanızı etkiler, tipi değil.음식의 종류보다 양이 포만감에 더 많은 영향을 줍니다.
Ve aslında yiyeceğin yoğunluğu doymanızı etkiler, tipi değil.Objętość jedzenia daje uczucie sytości, a nie typ.
Ve aslında yiyeceğin yoğunluğu doymanızı etkiler, tipi değil.Og det er mængden af mad der påvirker overmæthed, i stedet for typen af mad.
Ve aslında yiyeceğin yoğunluğu doymanızı etkiler, tipi değil.Und es ist das Volumen des Essens, das Sättigung bewirkt, nicht die Art.
Ve aslında yiyeceğin yoğunluğu doymanızı etkiler, tipi değil.Y más que el tipo de comida, es el volumen lo que da la saciedad.
Ve aslında yiyeceğin yoğunluğu doymanızı etkiler, tipi değil.Και είναι η ποσότητα του φαγητού που επηρεάζει τον κορεσμό και όχι το είδος.
Ve aslında yiyeceğin yoğunluğu doymanızı etkiler, tipi değil.А всъщност засищането се влияе от количеството храна, а не от нейния вид.
Ve aslında yiyeceğin yoğunluğu doymanızı etkiler, tipi değil.Ведь именно от объема пищи зависит насыщение, а не от типа продуктов.
Ve aslında yiyeceğin yoğunluğu doymanızı etkiler, tipi değil.ונפח המזון הוא שמשפיע על תחושת השובע, לא סוג המזון.
Ve aslında yiyeceğin yoğunluğu doymanızı etkiler, tipi değil.والذي يؤثر على الشبع هو حجم وكمية الطعام بغض النظر عن نوعه.
Ve aslında yiyeceğin yoğunluğu doymanızı etkiler, tipi değil.アトキンス・ダイエットについて
Ve babam tanıdığım en doymak bilmez okurdur.1日に小説を1~2冊読めます
Ve babam tanıdığım en doymak bilmez okurdur.A môj otec je najnenásytnejším čitateľom, akého poznám.
Ve babam tanıdığım en doymak bilmez okurdur.A můj táta je nejdychtivější čtenář co znám.
Ve babam tanıdığım en doymak bilmez okurdur.Az apám a legtöbbet olvasó ember, akit ismerek.
Ve babam tanıdığım en doymak bilmez okurdur.E mio padre è il lettore più vorace che io conosca.
Ve babam tanıdığım en doymak bilmez okurdur.E o meu pai é o leitor mais voraz que conheço.
Ve babam tanıdığım en doymak bilmez okurdur.Et mon père est le lecteur le plus vorace que je connaisse.
Ve babam tanıdığım en doymak bilmez okurdur.Iar tatăl meu este cel mai vorace cititor pe care îl ştiu.
Ve babam tanıdığım en doymak bilmez okurdur.아버지는 제가 아는 사람 중에 가장 책을 많이 읽는 분이세요
Ve babam tanıdığım en doymak bilmez okurdur.Mijn vader is de meest gulzige lezer die ik ken.
Ve babam tanıdığım en doymak bilmez okurdur.Mi padre es el lector más voraz que conozco.
Ve babam tanıdığım en doymak bilmez okurdur.Największym czytelnikiem, jakiego znam, jest mój tata.
Ve babam tanıdığım en doymak bilmez okurdur.Und meine Vater ist der besessenste Leser, den ich kenne.
Ve babam tanıdığım en doymak bilmez okurdur.Và bố tôi là người mê đọc sách nhất mà tôi biết.
Ve babam tanıdığım en doymak bilmez okurdur.Κι ο μπαμπάς μου ήταν ο μεγαλύτερος βιβλιοφάγος που ξέρω.
Ve babam tanıdığım en doymak bilmez okurdur.И баща ми беше най-ненаситния четец, който познавам.
Ve babam tanıdığım en doymak bilmez okurdur.Мой отец - самый ненасытный читатель из всех, кого я когда-либо знал.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod