Etrafımızdaki her şey enerjiye karşı doyumsuz, çünkü enerji çok ucuzÜberall um uns haben wir unersättliche Energieverbrauch, weil Energie so billig ist.
Etrafımızdaki her şey enerjiye karşı doyumsuz, çünkü enerji çok ucuzValójában mindenhol felelőtlenül használjuk az energiát, csak azért mert olyan olcsó.
Etrafımızdaki her şey enerjiye karşı doyumsuz, çünkü enerji çok ucuzНо, везде вокруг нас чрезмерное использование энергии, потому что она такая дешевая.
Etrafımızdaki her şey enerjiye karşı doyumsuz, çünkü enerji çok ucuzНо навсякъде около нас има ненаситна употреба на енергия, защото тя е толкова евтина.
Etrafımızdaki her şey enerjiye karşı doyumsuz, çünkü enerji çok ucuzאך בכל מקום מסביבנו יש שימוש מתמיד באנרגיה כי היא כה זולה.
Etrafımızdaki her şey enerjiye karşı doyumsuz, çünkü enerji çok ucuzولكن في كل مكان من حولنا يوجد نهم في استخدام الطاقة لأنها رخيصة جدا
Etrafımızdaki her şey enerjiye karşı doyumsuz, çünkü enerji çok ucuz飽くことを知らずに使われています 安いのは 太陽光を凝縮した
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,ak nehovorili ľudia môjho stánu, kde kto je vraj, kto by sa nebol najedol jeho mäsa?!
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,ako niso rekali šatora mojega ljudje: Kdo bi se ne bil nasitil mesa njegove živine?
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,als één van mijn dienaren ooit honger heeft geleden
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,Azaż nie mawiali domownicy moi: Oby nam kto dał mięsa tego, nie możemy się i najeść?
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,dacă nu ziceau oamenii din cortul meu: ,Unde este cel ce nu s'a săturat din carnea lui?`
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,Eikö täydy minun talonväkeni myöntää, että kukin on saanut lihaa yllin kyllin?
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,Ha nem mondták az én sátorom cselédei: Van-é, a ki az õ húsával jól nem lakott?
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,Har min Husfælle ej måttet sige: "Hvem mættedes ej af Kød fra hans Bord"
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,Jestliže neříkala čeládka má: Ó by nám dal někdo masa toho; nemůžeme se ani najísti?
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,내 장막 사람의 말이 주인의 고기에 배부르지 않은 자가 어디 있느뇨 하지 아니하였었는가
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,Må ikke mine husfolk vidne at enhver fikk mette sig ved mitt bord?
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,Nếu các người nhà tôi chẳng có nói: "Ai sẽ tìm được người nào không được ăn no nê thịt súc vật người?"
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,Nếu các người_nhà tôi chẳng có nói : " Ai sẽ tìm được người nào không được ăn no_nê thịt súc_vật người ? "
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,Non diceva forse la gente della mia tenda: «A chi non ha dato delle sue carni per saziarsi?»
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,Och kan mitt husfolk icke bevittna att envar fick mätta sig av kött vid mitt bord?
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,Orang-orang yang bekerja padaku tahu, bahwa siapa saja kujamu di rumahku
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,se as pessoas da minha tenda não disseram: Quem há que não se tenha saciado com carne provida por ele?
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,Si les gens de ma tente ne disaient pas: Où est celui qui n`a pas été rassasié de sa viande?
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,si los hombres de mi morada no decían: "¿Quién podrá hallar a alguien que no se haya saciado con su carne?
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,αν οι ανθρωποι της σκηνης μου δεν ειπον, τις θελει δειξει ανθρωπον μη χορτασθεντα απο των κρεατων αυτου;
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,Ако хората от шатъра ми не са рекли: Кой може да покаже едного, който не е бил наситен от него с месо?
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,Не говорили ли люди шатра моего: о, если бы мы от мяс его не насытились?
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,אם לא אמרו מתי אהלי מי יתן מבשרו לא נשבע׃
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,ان كان اهل خيمتي لم يقولوا من ياتي باحد لم يشبع من طعامه.
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,若 我 帳 棚 的 人 未 嘗 說 、 誰 不 以 主 人 的 食 物 喫 飽 呢
Evimdeki insanlar, ‹Eyüpün verdiği etle Karnını doyurmayan var mı?› diye sormadıysa,若 我 帳棚 的 人 未 嘗說 、 誰 不 以 主人 的 食物 喫飽呢
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.(35:9) насыщаются от тука дома Твоего, и из потока сладостей Твоих Ты напояешь их,
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.(36:9) Ils se rassasient de l`abondance de ta maison, Et tu les abreuves au torrent de tes délices.
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.de kvæges ved dit Huses Fedme, du læsker dem af din Lifligheds Strøm;
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.Eles se fartarão da gordura da tua casa, e os farás beber da corrente das tuas delícias;
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.Họ nhờ sự dư dật của nhà Chúa mà được thỏa nguyện; Chúa sẽ cho họ uống nước sông phước lạc của Chúa.
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.Họ nhờ sự dư_dật của nhà Chúa mà được thỏa_nguyện ; Chúa sẽ cho họ uống nước sông phước lạc của Chúa .
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.Huru dyrbar är icke din nåd, o Gud! Människors barn hava sin tillflykt under dina vingars skugga.
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.Hvor kostelig er din miskunnhet, Gud! Menneskenes barn søker ly i dine vingers skygge.
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.Jaká predrahá je tvoja milosť, ó, Bože, a preto sa synovia človeka utiekajú do tône tvojich krýdel.
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.Jakoż drogie jest miłosierdzie twoje, Boże! przetoż synowie ludzcy w cieniu skrzydeł twoich ufają.
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.Jak převelmi drahé jest milosrdenství tvé, Bože, a protož synové lidští v stínu křídel tvých doufají.
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.저희가 주의 집의 살찐 것으로 풍족할 것이라 주께서 주의 복락의 강수로 마시우시리이다
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.Kuinka kallis on sinun armosi, Jumala! Ihmislapset etsivät sinun siipiesi suojaa.
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.Mereka puas dengan makanan berlimpah di Rumah-Mu, dengan minuman dari sungai-Mu yang menyegarkan
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.Nasičujejo se od obilosti hiše tvoje, in iz reke sladkosti svoje jih napajaš.
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.Oh Isten, milyen drága a te kegyelmességed; az embernek fiai a te szárnyaidnak árnyékába menekülnek.
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.Quanto è preziosa la tua grazia, o Dio! Si rifugiano gli uomini all'ombra delle tue ali
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.Se sacian de la abundancia de tu casa; les das a beber del torrente de tus delicias
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.Se satură de belşugul Casei Tale, şi -i adăpi din şivoiul desfătărilor Tale.
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.Sie werden trunken von den reichen Gütern deines Hauses, und du tränkest sie mit Wonne als mit einem Strom.
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.Θελουσι χορτασθη απο του παχους του οικου σου, και απο του χειμαρρου της τρυφης σου θελεις ποτισει αυτους.
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.Ще се напояват от най-доброто+ на дома Ти. И от ръката на Твоите сладости ще им дадеш да пият.
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.ירוין מדשן ביתך ונחל עדניך תשקם׃
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.يروون من دسم بيتك ومن نهر نعمك تسقيهم.
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.他 們 必 因 你 殿 裡 的 肥 甘 、 得 以 飽 足 . 你 也 必 叫 他 們 喝 你 樂 河 的 水
Evindeki bolluğa doyarlar, Zevklerinin ırmağından içirirsin onlara.他 們必 因 你 殿裡 的 肥甘 、 得以 飽足 . 你 也 必 叫 他 們喝 你 樂河 的 水
Fahişeliğini ticaret diyarı olan Kildan ülkesine dek artırdın, yine de doymadın.A rozmnožila si svoje smilstvo do zeme Kananeja a tak až do Chaldejska, ale ani tým si sa nenasýtila.