Fenerlere ihtiyacımız var, dostum.Wir brauchen die Taschenlampen, Kumpel.
Fenerlere ihtiyacımız var, dostum.Χρειαζόμαστε τους φακούς, φίλε.
Fenerlere ihtiyacımız var, dostum.Морамо да донесемо лампе, друже.
Geldiğinizi gördük, dostumuzu yukarı yolladık, Ben.Ok?
Geldiğinizi gördük, dostumuzu yukarı yolladık, Ben. Şimdi seni vuracak! Hadi, Ben!우린 니들이 오는 걸 보고 우리 친구 '벤'을 위에 보내 놨다. 이제 그놈이 너흴 쓸어버릴 거야! 좋아, 벤! 없애버려!
Geldiğinizi gördük, dostumuzu yukarı yolladık, Ben. Şimdi seni vuracak! Hadi, Ben!On vous a vu venir alors on a demandé à notre ami de vous sniper depuis là haut.
Geldiğinizi gördük, dostumuzu yukarı yolladık, Ben. Şimdi seni vuracak! Hadi, Ben!Wir haben gesehen das ihr kommt und unseren Scharfschützen nach oben geschickt, Ben.
Geldiğinizi gördük, dostumuzu yukarı yolladık, Ben. Şimdi seni vuracak!We zagen jullie aankomen, dus we stuurden onze vriend, Ben, omhoog.
Geldiğinizi gördük, dostumuzu yukarı yolladık, Ben. Şimdi seni vuracak!Widzieliśmy was, a nasz kompan, Ben, zajął właśnie pozycję.
Geldiğinizi gördük, dostumuzu yukarı yolladık, Ben.Viděli jsme vás přicházet, a poslali jsme našeho kámoše Bena na kopec.
Geldiğinizi gördük, dostumuzu yukarı yolladık, Ben.Vi såg er komma, så vi skickade upp vår kompis, Ben.
Geldiğinizi gördük, dostumuzu yukarı yolladık, Ben.Σας είδαμε από μακριά και στείλαμε τον φίλο μας τον Μπεν εκεί πάνω.
Geliyorum, dostum!Estou a chegar, amigo!
Geliyorum, dostum!Ich komme Kumpel!
Geliyorum, dostum!Jövök már, haver!
Geliyorum, dostum!Już idę!
Geliyorum, dostum!Olen tulossa, kaveri!
Geliyorum, dostum!Už jdu, příteli můj!
Geliyorum, dostum!Έρχομαι, φίλε!
-Gidiyoruz. Dostuz! Bizimkiler geliyor!Odbiór.
-Gidiyoruz. Dostuz! Bizimkiler geliyor!Pohyb!
-Gidiyoruz. Dostuz! Bizimkiler geliyor!Rizal Adam ---</font> http://rizaladam.wordpress.com
-Gidiyoruz. Dostuz! Bizimkiler geliyor!Să mergem!
-Gidiyoruz. Dostuz! Bizimkiler geliyor!Движете се!
-Gidiyoruz. Dostuz!Gremo!
-Gidiyoruz. Dostuz!- Vamos embora!
Gölde olmalı, dostum.A tónál kell lennie, haver.
Gölde olmalı, dostum.Er muss einfach am See sein, Kumpel.
Gölde olmalı, dostum.Hänen täytyy olla järvellä, kaveri.
Gölde olmalı, dostum.Hij moet bij het meer zijn, makker.
Gölde olmalı, dostum.Musi być nad jeziorem.
Gölde olmalı, dostum.Musí být u jezera, kámo.
Gölde olmalı, dostum.Tem que estar no lago, amigo.
Gölde olmalı, dostum.Tiene que estar en el lago.
Gölde olmalı, dostum.Tiene que estar en el lago.
Gölde olmalı, dostum.Πρέπει να είναι στη λίμνη, φίλε.
Gölde olmalı, dostum.Мора да је код језера.
Gözünü bile kırpmadan dostunu yakar mısın?!Brænder du din bedste ven ihjel uden at tøve?
Gözünü bile kırpmadan dostunu yakar mısın?!Bränner du ihjäl din bäste vän utan att tveka?
Gözünü bile kırpmadan dostunu yakar mısın?!Bruci il tuo migliore amico senza alcuna esitazione?
Gözünü bile kırpmadan dostunu yakar mısın?!Polttaisitko parhaan ystäväsi epäröimättä?
Gözünü bile kırpmadan dostunu yakar mısın?!Queimarias o teu melhor amigo sem hesitar?!
Gözünü bile kırpmadan dostunu yakar mısın?!¿Quemarías a tu mejor amigo sin dudarlo?
Gözünü bile kırpmadan dostunu yakar mısın?!Spaliłbyś bez wahania swojego przyjaciela?
Gözünü bile kırpmadan dostunu yakar mısın?!Θα πυρπολούσες τον καλύτερο φίλο σου, χωρίς δισταγμό;
Gözünü bile kırpmadan dostunu yakar mısın?!Ты без колебаний сжёг бы лучшего друга?!
Güle güle, Max. - Max! - Kendine iyi bak, dostum.Addio, Max.
Güle güle, Max. - Max! - Kendine iyi bak, dostum.Γεια σου, Μαξ.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Cum înveseleşte untdelemnul şi tămîia inima, aşa de dulci sînt sfaturile pline de dragoste ale unui prieten. -
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Das Herz erfreut sich an Salbe und Räuchwerk; aber ein Freund ist lieblich um Rats willen der Seele.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Dầu và thuốc thơm làm khoan khoái linh hồn; Lời khuyên do lòng bạn hữu ra cũng êm dịu dường ấy.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Dầu và thuốc thơm làm khoan_khoái linh_hồn ; Lời khuyên do lòng bạn_hữu ra cũng êm_dịu dường ấy .
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.El aceite y el perfume alegran el corazón; y la dulzura de un amigo, más que el consejo del alma
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Geurige olie maakt het hart blij, net zoals de goede raad die de ene vriend de andere geeft.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Il profumo e l'incenso allietano il cuore, la dolcezza di un amico rassicura l'anima
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Jako maść i kadzenie uwesela serce: tak słodkość przyjaciela uwesela więcej, niż własna rada.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.기름과 향이 사람의 마음을 즐겁게 하나니 친구의 충성된 권고가 이와 같이 아름다우니라
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.L`huile et les parfums réjouissent le coeur, Et les conseils affectueux d`un ami sont doux.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Mast a kadění obveseluje srdce; tak sladkost přítele víc než rada vlastní.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Masť a kadivo obveseľuje srdce, tak i sladkosť niečieho priateľa, pochádzajúca z rady duše.