Bayan dostu Charemon Jonovich 1999'da evinde 25 yaşında ölü olarak bulunmuştur.Jonovich werd in 1999 op 25-jarige leeftijd dood in haar huis gevonden.
Thor'un dostudur.Hij is de partner van Thor.
Benim bir dostum var.Ze heeft een vriend.
Piyer’in iyi bir dostudur.Hij is een erg goede vriend van Foster.
En iyi dostu odur.Hij wordt haar beste vriend.
O Asteriks'in can dostu.Astronomix, de vader van Asterix.
Ricası iyi yürekli dostu tarafından gecenin bu saatinde bile geri çevrilmez.Ze maant hem om middernacht alleen de goede geesten binnen te laten.
Ve ona Başka hayatta görüşmek üzere dostum demiştir.Het is een persoonlijke ervaring, die hem verder in zijn leven bepaald heeft zegt hij.
Yusuf dostunun sesini tanıyıp dedi: “Benim.To powiedziawszy wyszedł powtórnie do Żydów i rzekł do nich: «Ja nie znajduje w Nim żadnej winy.
Dostu da Kadırgalı Eşref'dir.Status jego pokrewieństwa jest niepewny (incertae sedis).
Halilullah yani Allah'ın dostu olarak anılır.Żeński odpowiednik boga An (Anu).
Tek arkadaşı ve dostudur.Jest jego przyjaciółką i towarzyszką.
En iyi dostu odur.Jest jego najlepszym przyjacielem.
April O'Neil: Kaplumbağalar'ın en yakın insan dostudur.April O'Neil – przyjaciółka żółwi.
Piyer’in iyi bir dostudur.Tu quoque jesteś dobrym przyjacielem.
Bunun için sadece birkaç sadık dostu onu yolcu etmiştir.Wysłuchało jej tylko kilku niewolników.
Gaia (Jaime Murray) — Lucretia'nın kadim dostu.Gaja – Jaime Murray Karierowiczka, przyjaciółka Lukrecji.
Richard’ın büyük amcası Friedrich Adolf Sorge, Karl Marx ve Friedrich Engels’in dostudur.Stryjeczny dziadek Richarda Sorge, Friedrich Adolf Sorge, był sekretarzem Karola Marksa.
"Fukaranın dostu". (yardım)Tommy the Clown (właśc.
Daha sonra Allah dostu zatın mezarı yenilenmiş ve yanına bir mescit yapılmıştır.Za ten grzech Bóg ukarał ich wygnaniem z ogrodu i przekleństwem.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Oddziały te nie były w żaden sposób samodzielne.
Bay danışmanın dostudur.Jest towarzyszem Wujcia Dobrej Rady.
Sanatçı, dostunu adeta bir kahraman olarak takdim etmeye çalışıyor.Sam tymczasem podaje się za rzeźbiarza, swojego przyjaciela.
Amsterdam bisiklet dostu bir şehirdir.Münster jest nazywany miastem rowerowym.
Wheeljack'ın eski dostudur.Jego najlepszym przyjacielem jest Wheeljack.
Eğitmenlerinden Barthelme, daha sonra onun akıl hocası ve yakın dostu oldu.Została jego lektorką, a następnie współpracowniczką.
Sanatçı Kennedy'lerin aile dostudur.Jest potomkiem rodziny Kennedych.
Benim bir dostum var.En vän.
Celegorm büyük bir avcı ve Vala Oromë'nin dostuydu.Celegorm var en mäktig jägare och var vän med Oromë.
Kyle'ın Stan'den sonraki en yakın dostudur.Kyle är Stans bästa vän i världen.
Sid ile geçinemese bile dostudur.För hon kan väl inte vara vän med Adam?
Dumbledore'un eski dostu.Han var också vän till Dumbledore.
Nefarious Tropy: Uka Uka'nın eski dostudur.Doctor Nefarious Tropy är en tidsresenär allierad med Uka Uka.
Tek arkadaşı ve dostudur.Han blir hennes vän och mentor.
Enver Bey'in (o dönem henüz Paşa olmamıştı) yakın dostuydu.Han var herre till Falas under den första åldern och var nära vän med Ulmo.
Ömrünün sonuna kadar bir Hak dostu olarak yaşar.De har därför rätten till att tituleras The Honourable resten av sitt liv.
Kendisinin yakın hayvan dostu birde köpeği vardı.Han har dessutom ett eget husdjur, hundvalpen Vän.
Aynı rapora göre Stockholm, Avrupa'da en çevre dostu kent olmuştur.Åter hemma i Sverige igen blir Stockholm och den närmaste miljön hans motiv.
Kullanıcı dostu ve basit kullanım.Material och användning.
Zweig ayrıca Verhaeren, Desbordes-Valmore ve yakın dostu Romain Rolland üzerine kitaplar yazdı.Desbordes-Valmore har även skrivit berättelser och rimmade verser för barn.
Sanatçı, dostunu adeta bir kahraman olarak takdim etmeye çalışıyor.Han tog emot mig som man tar emot en god vän.
Kullanıcı dostu bir grafiksel arayüz ve kapsamlı bir komut satırı arayüzü içerir.Pappan som vet vad han ska göra tog fram en tråd och en literbutelj.
April O'Neil: Kaplumbağalar'ın en yakın insan dostudur.Ейпріл О'Ніл — найкраща подруга черепашок.
Benim bir dostum var.Приятель Є.
Hazel'ın eski dostu Kaitlyn filmde görülmedi.Колишня найкраща подруга Хейзел, Кейтлін, не з'являється у фільмі.
Tek arkadaşı ve dostudur.Його єдиний та найкращий друг - його собака.
Ve ona Başka hayatta görüşmek üzere dostum demiştir.До нього прийшов директор, щоб вмовити продовжувати життя.
Biliyorum Gani dostumuz eleştiriyi çok da sevmez.Виступ не дуже сподобалося критикам.
En iyi dostu odur.Вона була моїм найкращим другом.
Thor'un dostudur.Навіть тарган другом є.
Bu görevi sırasında “Çocukların dostu olan bir toplum” oluşturulması kampanyası başlattı.Потім вони потрапляють в комуну «Дружба бідняка».
En iyi dostu bir kurbağadır.Його найкращий друг — Олень.
Kiersey Clemons as Sophia Preston, Lindy'nin oda arkadaşı ve en iyi dostu .Кірсі Клемонс — Софія Престон, сусідка і близька подруга Лінді.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.У цей період самець не залишає самицю.
Bu gaz bir harika, dostum.Ти прав, дорогий друг.
O Asteriks'in can dostu.Nejlepší přítel Asterixe.
Ama M.Ö. 59'de Roma Senatosu Ariovistus'u "kral ve Roma halkının dostu" olarak ilan etmişti.Římský senát přesto v roce 59 př. n. l. uznal Ariovista jako „krále a přítele“ Říma.
Benim bir dostum var.Jsem váš přítel!
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Na druhou stranu nechtěla zůstat sama.
En iyi dostu odur.Je nejlepší kamarádkou Su.