Dostluğunuza müteşekkirim.I am grateful for your friendship.
Söz konusu heykel Türk-Ermeni dostluğuna adanmıştı.The monument is dedicated to Turkish-Armenian friendship.
Huskiç, "Dostluğumuzun gelecekte de devam edeceğinden eminim." dedi."I am convinced that our friendship will continue to exist in the future," Huskic said.
Sonraki yıllarda antikacı Abbé Longuerue ile olan dostluğu, çalışmalarına büyük katkı sağladı.[3]Later, his friendship with the antiquarian, Abbé Longuerue, greatly aided his studies.[3]
Moğol İmparatorluğu'nun başbakanı Yelü Chucai ile de yakın dostluğunu sürdürdü.He also maintained a close friendship with Yelü Chucai, the prime minister of the Mongol Empire.
Bu, John Stuart Mill ile ömür boyu sürecek dostluğunun da başlangıç noktasıydı.This was the beginning of his connection with John Stuart Mill, which led to a lifelong friendship.
Şair Edward Thomas ve eşiyle birkaç yıl yakın bir dostluğu oldu.For several years she had a close friendship with the poet Edward Thomas and his wife.
Tausoalima "dostluğun eli", Falekaupule ise "geleneksel ada toplantı salonu" anlamına gelir.Tausoalima means "hand of friendship" and Falekaupule means "traditional island meeting hall."
Ruslar şöyle der: Bir Köpeğin Dostluğu, Bir Dostun Köpekliğinden İyidir.Die Russen sagen: „Besser einen Hund als Freund, als wenn der Freund ein Hund ist.“
Bal aşkı, sevgiyi, elma ise dostluğu temsil eder.Der Honig soll dabei die Liebe symbolisieren, der Apfel die Freundschaft und die Milch die Fruchtbarkeit.
İkilinin dostluğu Davis'in 1991'deki ölümüne kadar sürdü.Zwischen beiden bestand eine Freundschaft, die bis zu Coopers Tod im Jahr 2015 fortdauerte.
Yahya Kemal Beyatlı ile olan dostluğu başladı.Für Jay beginnt damit eine ernsthafte Liebesbeziehung.
Bal aşkı, sevgiyi, elma ise dostluğu temsil eder.Le miel symbolise l'amour, les pommes l'amitié et le lait l'affection.
Fakat Steen aynı dostluğu beslemiyordur.Sonya n'a pas le même Friendship.
Wagner'le dostluğu gölgelenir.Wagner se lie d'amitié avec Tausig.
Bu yetenekli yönetici Roma imparatorlarının dostluğunun keyfini çıkardı.Cet administrateur compétent jouissait de l'amitié de la famille impériale.
Crusoe'nun cuma günü tanıştıklarından dolayı Friday adıyla çağırdığı arkadaşı ile güçlü bir dostluğu oluşur.Crusoé nomme son compagnon « Vendredi », du jour de la semaine où il est apparu.
Ayaz ile aralarındaki sıkı dostluğu ise bu olaylar dolayısıyla zora girmiştir.Cette solution amiable avec les familles précipite les choses.
Nietzsche, Deussen ve Rohde ile olan dostluğundan da soğudu.También su amistad con Deussen y Rohde se enfrió.
Her atılım senden öz, senden kuvvet alacak Okulum, sen dostluğun, mutluluğun yolusun.Querida escuela mía, mis penas y alegrías son tuyas.
Bu yetenekli yönetici Roma imparatorlarının dostluğunun keyfini çıkardı.Questo amministratore competente godette dell'amicizia della famiglia imperiale.
Proust-Manet dostluğu yaşamlarının sonuna kadar sürdü.La loro amicizia durò fino alla fine dei loro giorni.
Bizim dostluğumuz uçuk bir dünyada çok sağlamdı."Non ci aspettavamo di trovare un grosso complesso funerario".
Bal aşkı, sevgiyi, elma ise dostluğu temsil eder.Сердце символизирует любовь, руки — дружбу (доверие), а корона — верность (лояльность).
İkisinin dostluğu mükemmeldir.العلاقات بين البلدين ودية للغاية.
Moskova’daki Halklar Dostluğu Rusya Üniversitesi’nin ekonomi fakültesinde okudu.درست الاقتصاد في الجامعة الروسية لصداقة الشعوب في موسكو..
1908'de Hitler kendisi ile olan dostluğu derhal kesip evsizliğe sürüklendi.وفي 1908 قطع هنلر فجأه صداقتهما وجنح هتلر إلي حياة التشرد.
Sonraki iki yıl boyunca herhangi bir görev üstlenmedi ve Cicero ile dostluğunu pekiştirdi.Ficou os próximos dois anos desempregado e aparentemente estreitou seus laços de amizade com Cícero.
Arkadaşı Theo ile olan dostluğu biter.Fim da parceria com a TAM.
1922'de Kandinsky de aralarına katıldı ve Klee ile Kandinsky'nin dostluğu Bauhaus'ta gelişti.Em 1922, Kandinsky se juntou à equipe e restaurou a sua amizade com Klee.
Hindistan'da ise dostluğun sembolüdür.É um símbolo de amizade.
Bizim dostluğumuz uçuk bir dünyada çok sağlamdı."Provavelmente é melhor nós apenas continuarmos agitando em um mundo livre."
Champlain kısa süre içinde Algonquin ve Montagnais topluluklarının dostluğunu kazandı.Champlain rapidamente aliou-se com as tribos indígenas algonquinos e os montagnais.
İkisinin dostluğu mükemmeldir.O entendimento entre os dois parecia perfeito.
Tersine Dr. Hegner'in dostluğumuzun anısına onları saklayacağını düşünüyorum."«Quem vai devolver a paz do professor Hicheur?».
Glover'ın Venezuela eski Devlet Başkanı Hugo Chavez ile iyi bir dostluğu vardı.Préval onderhoudt goede relaties met president Hugo Chávez van Venezuela.
Floransa'da Giovanni Boccaccio'yla tanışır; ömür boyu sürecek olan bir dostluğun başlangıcıdır bu.Daar leerde hij de componist Giuseppe Verdi kennen; het werd het begin van een levenslange vriendschap.
Crusoe'nun cuma günü tanıştıklarından dolayı Friday adıyla çağırdığı arkadaşı ile güçlü bir dostluğu oluşur.Crusoe neemt deze onder zijn hoede en noemt zijn nieuwe metgezel 'Vrijdag', naar de dag van zijn bevrijding.
Gerçek dostluğun bedeli yoktur.Ingenting kan mäta sig med sann vänskap.
Tersine Dr. Hegner'in dostluğumuzun anısına onları saklayacağını düşünüyorum."То дався мені гетьман Хмельницький гаразд-добре знати, Буду його во вік вічний пам'ятати!»
Bizim dostluğumuz uçuk bir dünyada çok sağlamdı."Вона жила фантастичною життям в злиденній країні».
İkilinin dostluğu Davis'in 1991'deki ölümüne kadar sürdü.Přátelství a spolupráce těchto dvou umělců trvala až do Brechtovy smrti v roce 1956.
Bizim dostluğumuz uçuk bir dünyada çok sağlamdı."Kdybych zůstal, bylo by to v nepřátelském prostředí.”
Proust-Manet dostluğu yaşamlarının sonuna kadar sürdü.Prietenia lor a durat până la sfârșitul vieții.
Huxley ve Darwin'in bu dönemde başlayan dostluğu yıllarca sürdü.Parteneriatele cu Williams și Lotus au fost imbatabile în acel an.
Tersine Dr. Hegner'in dostluğumuzun anısına onları saklayacağını düşünüyorum."Bragg ezredesnek azt a megvetést lelke mélyén elraktározva kell kezelnie őket.”
Crusoe'nun cuma günü tanıştıklarından dolayı Friday adıyla çağırdığı arkadaşı ile güçlü bir dostluğu oluşur.Crusoe Pénteknek nevezi el, az után a nap után, amelyiken találkoztak.
İşte 27 yıldır süren dostluğun temelleri o sıralarda atıldı.Ezzel legördült a függöny 27 év után.
Flapjack hem de son derece arkadaşçadır ve sık sık biri dostluğuna uymazsa üzülür.Flapjack on myös erittäin ystävällinen ja usein pettyy mikäli hänen ystävyyttään ei kunnioiteta.
Proust-Manet dostluğu yaşamlarının sonuna kadar sürdü.Hänen ystävyytensä heihin kesti lopun iän.
Streisand'ın ayrıca ABD'nin eski başkanlarından Bill Clinton'la da çok sıkı bir dostluğu var.Blair loi myös vahvan suhteen Yhdysvaltain presidentti Bill Clintonin kanssa.
Dostluğun değeri altından daha fazladır.Ystävyys on kultaa kalliimpaa.
Bizim dostluğumuz uçuk bir dünyada çok sağlamdı."Θα ήταν ευχάριστο να περιοριστεί το ζωικό κεφάλαιο παγκοσμίως κατά ένα εκατομμύριο φορές».
1908'de Hitler kendisi ile olan dostluğu derhal kesip evsizliğe sürüklendi.I 1908 sluttede Hitler brat venskabet og blev hjemløs.
Romanda bu iki arkadaşın dostluğunun son dönemleri anlatılmaktadır.Hendes seneste udgivelse er romanen To verdener.
Bu sıkı dostluğu bozmak için son derece sinsi bir plan hazırlarlar.Hun udvikler stille og roligt et venskab til ham.
İkisinin dostluğu mükemmeldir.Begge slægter er højadelige.
Nietzsche, Deussen ve Rohde ile olan dostluğundan da soğudu.Nietzsches venskab med Deussen og Rohde begyndte også at falde fra hinanden.
Streisand'ın ayrıca ABD'nin eski başkanlarından Bill Clinton'la da çok sıkı bir dostluğu var.Danson er en nær venn av den tidligere amerikanske presidenten Bill Clinton.
Tersine Dr. Hegner'in dostluğumuzun anısına onları saklayacağını düşünüyorum."Da er det nødvendig for dikteren å vekke hjertets erindring for på den måten å forløse nestekjærligheten».