Ana içeriğe geç
Sözlük

dost ile cümle

dost kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Önce düşman sonra dost olmuştur.Wrogowie stali się przyjaciółmi.
Yıllar süren bu dostluk, anlatıcının alkolik olmasıyla sonlanır.Ich wspólna przyjaźń trwa kilka lat, do momentu gdy popada on w alkoholizm.
Casey Jones: Kaplumbağa ailesine dost ve sırdaştır.Casey Jones – przyjaciel żółwi.
Dostlukları hemen o gün başladı.Od tego momentu rozpoczęła się ich długoletnia przyjaźń.
Yesenin, son şiiri; "Elveda dost, elveda"yı damarını açarak, kanıyla yazmıştı.W ostatnim z napisanych tu wierszy: „Przed odlotem” – poetka żegnała się z Gusinem.
Onunla yakın bir dostluk sürdürdüğü rahibe María de León Bello y Delgado'un manevi danışmanıydı.Przyjaźnił się z Maríą de León Bello y Delgado.
Recep ile Gül dost olur bu dostluk ileride aşka dönüşür.Wspólne tańczenie sprzyja przyjaźni, a ta wkrótce przemienia się w miłość.
Tüm mahalle sakinleri, eş, dost ve akraba davet edilir.Już was żegnam, bracia, siostry, Krewni, przyjaciele.
Gaia (Jaime Murray) — Lucretia'nın kadim dostu.Gaja – Jaime Murray Karierowiczka, przyjaciółka Lukrecji.
Bu, bir ticaret anlaşması ve dostluk ittifakı niteliği de taşıdı.Kontynuował także ruch etyczny w postaci Związków Przyjaźni.
Richard’ın büyük amcası Friedrich Adolf Sorge, Karl Marx ve Friedrich Engels’in dostudur.Stryjeczny dziadek Richarda Sorge, Friedrich Adolf Sorge, był sekretarzem Karola Marksa.
4 Temmuz'u Filipin-Amerikan Dostluk Günü ilan etti.4 lipca – proklamowano Republikę Filipin.
Yıldız daha sonra Laura'nın bazı şeylerini anlattığı bir dost olur.Jej dawni towarzysze wiedzą już gdzie jest Laura.
Daniel ile iyi dosttur.Bezpośrednio sąsiaduje z Danielem.
5 Mayıs - Türk-Elen Dostluk Derneği kuruldu.5 maja: powstała koalicja PiS-Samoobrona-LPR.
"Fukaranın dostu". (yardım)Tommy the Clown (właśc.
Amerikan Dostluk Hizmet Komitesi Religious Society of FriendsPolskie Towarzystwo Psychologii Humanistycznej Amerykańskie Towarzystwo Psychologii Humanistycznej
Daha sonra Allah dostu zatın mezarı yenilenmiş ve yanına bir mescit yapılmıştır.Za ten grzech Bóg ukarał ich wygnaniem z ogrodu i przekleństwem.
Çok iyi dostturlar.Zostali dobrymi przyjaciółmi.
ÇOBANOBA dostluk, kardeşlik ve birliğin sembolleştiği bir köydür...Pilaw jest symbolem gościnności, wspólnoty i tożsamości.
Eğer dünürlük olumlu olursa "Eş dost ve akrabalarımız var."Masz problem z przyjacielem albo krewnym".
Edward ile bayan Simpson arasındaki dostluk zamanla aşka dönüştü.Dawna przyjaźń Edwarda i Marii przerodziła się w głębsze uczucie.
Her iki ülke de NATO ülkesi ve bizim büyük dostlarımız." dedi."Przypuśćmy, że te dwie spacerujące kobiet to ty i nasza matka".
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Oddziały te nie były w żaden sposób samodzielne.
Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı.Mimo to Jakubowska ulepszała stale organizację i warunki nauczania.
Dosta düşmana karşı daima dik durmuş asla zaafiyet göstermemiştir.Okrutność wobec wroga nigdy nie jest za wielka.
Bu görevde Fenerli Rumların ileri gelenleri ile dostluklara kurdu.Trasa ta łączy Pisarzowice z Dobrzeniem Wielkim.
Yeniden arkadaşlarımızın yanına döndüğümde dostlarım sevindiler.Po powrocie do ojczyzny przyjaciele rozdzielili się.
Ancak Dostoyevski'nin karakteri ayrı bir alemdedir.Chlaenius dostojevskii ma obecnie rangę niezależnego gatunku.
Bay danışmanın dostudur.Jest towarzyszem Wujcia Dobrej Rady.
1950 yılında Çin-Sovyet Dostluk, İttifak ve Karşılıklı Yardımlaşma Antlaşması imzalanmıştır.W 1950 Chiny zawarły z ZSRR 30-letni układ o przyjaźni, współpracy i wzajemnej pomocy.
Bu geziler her ikisini de çok iyi ve yakın dostlar haline getirdi.Tamtej nocy Jeździec i jego towarzyszka podróży zbliżyli się bardzo do siebie stając się dobrymi przyjaciółmi.
1983 Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü (Mansiyon).W 1981 uhonorowany Międzynarodową Nagrodą Pokoju i Wolności (Houston).
Cihangir Şah'a onun şehzadeliği sırasında yazdığı bir mektupta, "Biz sizinle dostluğa hazırız.Wyryto na nim napis (tłum.): "Sam Bóg dał nam prawo do waszych serc".
Sanatçı, dostunu adeta bir kahraman olarak takdim etmeye çalışıyor.Sam tymczasem podaje się za rzeźbiarza, swojego przyjaciela.
Geleneksel siyam kedisi akıllı, insan odaklı ve dost canlısıdır.Koty snowshoe są żywe, inteligentne i przyjacielskie, przywiązują się do swojego właściciela.
Amsterdam bisiklet dostu bir şehirdir.Münster jest nazywany miastem rowerowym.
Sonuçta dünyanın en zeki adamı, büyük bir dost ve bir dans öğretmenidir.Chce być najlepszym mężem, ojcem, przyjacielem i trenerem.
Burada pek de dostça karşılanmazlar.Są tu bardziej niż mile widziani.
Çok sinirlidir ama dostlarına karşı değil.Jest bezwzględny nawet dla starych przyjaciół.
Wheeljack'ın eski dostudur.Jego najlepszym przyjacielem jest Wheeljack.
Eğitmenlerinden Barthelme, daha sonra onun akıl hocası ve yakın dostu oldu.Została jego lektorką, a następnie współpracowniczką.
Aralarında sıkı bir dostluk başlamıştır.Nawiązała się między nimi wielka przyjaźń.
Sanatçı Kennedy'lerin aile dostudur.Jest potomkiem rodziny Kennedych.
8 Ekim 1980 tarihinde Suriye ve Sovyetler Birliği, Dostluk ve İşbirliği Antlaşması imzalandı.W Moskwie podpisano radziecko-rumuński traktat o przyjaźni, współpracy i wzajemnej pomocy.
Ailesi çok zengindir, lakin dostlarının arasında bunu hissettirmiyor.Jest bardzo związany z rodzicami, jednak stara się nie okazywać tego przy przyjaciołach.
Başı sıkışınca dostları yüz çevirirler.När det riktas utåt (abduktion) sker det omvända.
Heykel Fransa ve ABD arasındaki dostluk ve saygıyı temsil etti.Statyn visade vänskap och respekt som delades mellan Frankrike och USA.
Fakat birbirlerini tanıdıkça kısa sürede dost olurlar.De blir genast förälskade i varandra ("Mi chiamano Mimi").
Benim bir dostum var.En vän.
Nathan'ın yakın dostlarından biridir.Nära vän till Nathan.
Celegorm büyük bir avcı ve Vala Oromë'nin dostuydu.Celegorm var en mäktig jägare och var vän med Oromë.
Kyle'ın Stan'den sonraki en yakın dostudur.Kyle är Stans bästa vän i världen.
Bütün Şiirleri, çeviren: Dost Körpe, İthaki Yayınları, 2007. s.Dikter, eget förlag 2007 Begribar du va ja sir?
Sid ile geçinemese bile dostudur.För hon kan väl inte vara vän med Adam?
Casey Jones: Kaplumbağa ailesine dost ve sırdaştır.Casey Jones är vän med sköldpaddorna.
Sonunda en iyi dostlar haline gelmişlerdi.Till slut blir de trots allt allra bästa vänner.
Ama gerektiğinde çok iyi dost olurlar.Vid behov har de bra simförmåga.
Sullivan dostluğa çok önem verir.Vad vet Kristina om vänskap?.
Öyle ki Dostoyevski hikâyeye hitaben “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık.” diyecektir.Författaren Fjodor Dostojevskij sade: "Vi har alla krupit fram ur Gogols kappa".
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod