Ana içeriğe geç
Sözlük

domates ile cümle

domates kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Tamam. Baţka? - Biraz jambon, domates.- Он притворяется, что он мертв, черт побери!
Tenerife'deki domatesler,테네리프의 토마토,
Tenerife'deki domatesler,les tomates de Tenerife,
Tenerife'deki domatesler,los tomates de Tenerife,
Tenerife'deki domatesler,Tomaten auf Teneriffa,
Tenerife'deki domatesler,עגבניות בטנריף,
Tenerife'deki domatesler,الطماطم في تينيريف،
Tenerife'deki domatesler,フロリダのオレンジ
Üç günün sonunda çiftçimizin elinde 355 domates kalmış oldu. .3일의 마지막에 그 농부의 남은 토마토 개수는 355개 입니다.
Üç günün sonunda çiftçimizin elinde 355 domates kalmış oldu. .Al contadino rimangono 355 pomodori alla fine dei 3 giorni,
Üç günün sonunda çiftçimizin elinde 355 domates kalmış oldu. .Farmáři zůstává na konci třetího dne 355 rajčat.
Üç günün sonunda çiftçimizin elinde 355 domates kalmış oldu. .Farmárovi zostáva na konci tretieho dňa 355 rajčín.
Üç günün sonunda çiftçimizin elinde 355 domates kalmış oldu. .Vi får 355. Bonden har 355 tomater tilbage efter 3 dage.
Üç günün sonunda çiftçimizin elinde 355 domates kalmış oldu. . Yani bu da 300+50+5'e eşittir.A farmernek 355 paradicsoma maradt 3. nap végén, vagyis 300 + 50 + 5 paradicsom maradt.
Üç günün sonunda çiftçimizin elinde 355 domates kalmış oldu. . Yani bu da 300+50+5'e eşittir.De boer houdt 355 tomaten over na drie dagen. ofwel 300 + 50 + 5 tomaten.
Üç günün sonunda çiftçimizin elinde 355 domates kalmış oldu. . Yani bu da 300+50+5'e eşittir.Του αγρότη του μένουν 355 ντομάτες στο τέλος των τριών ημερών, ή αλλιώς 300 συν 50 συν 5 ντομάτες.
Üç günün sonunda çiftçimizin elinde 355 domates kalmış oldu. .المزارع تبقى لديه 355 طماطم في نهاية ال 3 أيام
Üç günün sonunda çiftçimizin elinde 355 domates kalmış oldu. .残ります。 または 300+ 50+ 5 個のトマトです。
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.A boli sme schopní vypestovať cherry rajčiny a uhorky a všelijaké druhy.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.A byli jsme schopni vypěstovat cherry rajčátka a okurky, všechno možné.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik. Ama ilk birkaç sistemConseguíamos cultivar tomates cereja e pepinos, todo o tipo de coisas.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.E siamo riusciti a coltivare pomodori ciliegini, cetrioli e ogni sorta di prodotti.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.Kami juga dapat menumbuhkan tomat cherry, mentimun, dan sejenisnya.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.그리고 체리 토마토와, 오이, 등 많은 것들도 생산해 낼 수 있었습니다.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.Nous avons réussi à faire pousser des tomates cerises, des concombres, toutes sortes de choses.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.Ook kerstomaatjes, komkommers, allerlei spullen.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.Potrafiliśmy wyhodować pomidory koktajlowe, ogórki itp.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.Pystyimme kasvattamaan myös kirsikkatomaatteja ja kurkkuja, kaikenlaista.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.Şi am putut cultiva roşii cherry, castraveţi, tot felul de lucruri.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.Termesztettünk koktélparadicsomot és uborkát, mindenfélét.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.Und wir konnten Kirschtomaten und Gurken und alles mögliche anbauen.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.Và chúng tôi đã có thể trồng cà chua dâu và dưa leo, nhiều thứ lắm.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.Vi lyckades odla körsbärstomater och gurkor, alla möjliga saker.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.Vi var i stand til at dyrke cherrytomater og agurker, og alt muligt andet.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.Y hemos cultivado también tomates cereza, pepinos, y todo clase de cosas.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.Επίσης καταφέραμε να παράγουμε τοματίνια και αγγούρια, και πολλά άλλα είδη.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.И можахме да отгледаме черешовидни домати и краставици, най-различни неща.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.Й ми могли вирощувати черрі-помідори й огірки, і все таке.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.Нам удавалось выращивать помидоры черри, огурцы и много еще чего.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.והיינו מסוגלים לגדל עגבניות שרי ומלפפונים, כל מיני דברים.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.كما تمكنا من زراعة الكرز، الطماطم والخيار، وجميع أنواع المواد.
Ve kiraz domates ve salatalık, her çeşit şey yetiştirebildik.いろんな野菜を育てることができました でも初期の装置では水漏れがあり
Ve Malcolm Gladwell'in ifadeleriyle crack kokain şehrin merkezi için çok iri taneli domates sosu gibiydi.En palabras de Malcolm Gladwell, el crack fue la versión extra-sabrosa de la salsa de tomate.
Ve Malcolm Gladwell'in ifadeleriyle crack kokain şehrin merkezi için çok iri taneli domates sosu gibiydi.말콤 글래드웰의 표현을 빌리자면, 도심에서 크랙 코카인은 특별히 씹히는 것이 많은 스파게티소스와 같은 존재였습니다.
Ve Malcolm Gladwell'in ifadeleriyle crack kokain şehrin merkezi için çok iri taneli domates sosu gibiydi.Malcolm Gladwell szavaival élve, a crack kokain az az extra darabos spagettiszósz volt a belváros számára.
Ve Malcolm Gladwell'in ifadeleriyle crack kokain şehrin merkezi için çok iri taneli domates sosu gibiydi.Nas palavras de Malcolm Gladwell, o "crack" foi, para a cidade, como o concentrado de tomate.
Ve Malcolm Gladwell'in ifadeleriyle crack kokain şehrin merkezi için çok iri taneli domates sosu gibiydi.Parafrazując Gladwella, crack okazał się sosem z kawałkami warzyw dla biedoty.
Ve Malcolm Gladwell'in ifadeleriyle crack kokain şehrin merkezi için çok iri taneli domates sosu gibiydi.И по думите на Малкълм Гладуел, пукащия кокаин беше екстра-гъстата версия на доматен сос за града.
Ve Malcolm Gladwell'in ifadeleriyle crack kokain şehrin merkezi için çok iri taneli domates sosu gibiydi.ובמילותיו של מלקולם גלדוול, הקראק-קוקאין היה הגירסה הכי פריכה של רוטב-עגבניות בעיר.
Ve Malcolm Gladwell'in ifadeleriyle crack kokain şehrin merkezi için çok iri taneli domates sosu gibiydi.وعلى حد تعبير "مالكولم جلادويل"، "الكراك الكوكايين" هو النوع الغني لصلصة الطماطم لدى العصابات.
Ve Malcolm Gladwell'in ifadeleriyle crack kokain şehrin merkezi için çok iri taneli domates sosu gibiydi.都心用のトマトの塊入りトマトソースでした (笑)
Ve onları bir domates sosunun akla uygun her şekli ile çeşitlendirdi.45개 종류의 스파게티 소스를 만들었습니다. 상상할 수 있는 모든 방법을 동원하여 다양한 소스를 창조해냈습니다.
Ve onları bir domates sosunun akla uygun her şekli ile çeşitlendirdi.A měnil je každým myslitelným způsobem, jakým můžete rajčatovou omáčku měnit.
Ve onları bir domates sosunun akla uygun her şekli ile çeşitlendirdi.A urobil rôzne variácie podľa všetkých možných mysliteľných vlastností.
Ve onları bir domates sosunun akla uygun her şekli ile çeşitlendirdi.Collaborò con la Campbell e realizzò 45 varietà di sughi.
Ve onları bir domates sosunun akla uygun her şekli ile çeşitlendirdi.Elkészítették az összes paradicsomszósz variációt, ami csak lehetséges.
Ve onları bir domates sosunun akla uygun her şekli ile çeşitlendirdi.En hij varieerde ze op alle mogelijke manieren dat je tomatensaus kan variëren.
Ve onları bir domates sosunun akla uygun her şekli ile çeşitlendirdi.Hän muunteli kaikkea mahdollista, mitä voi muuttaa tomaattikastikkeessa.
Ve onları bir domates sosunun akla uygun her şekli ile çeşitlendirdi.Il les a fait varier pour obtenir autant de sauces tomate différentes possibles.
Ve onları bir domates sosunun akla uygun her şekli ile çeşitlendirdi.Kombiniral je vse možne kombinacije paradižnikovih omak.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod