Yeni nesil nükleer denizaltılar 25 yıllık ömrü boyunca asla yeniden doldurulma ihtiyacı duymaz.الغواصات النووية الحديثة لا تحتاج لإعادة تزويدها بالوقود النووي طوال فترة عمرها المقدر بنحو 25 سنة .
Bu dönemde 10 kitap dolduran yazar, 125 de hikâye yazdı.في هذه الفتره كتب الكاتب 125 حكايه مؤلفه من 10 كتب.
22 Temmuz'da yapılan imza töreninde ise "Ben kimsenin yerini doldurmaya gelmedim.خلال تقديمه في 22 يوليو 2014، قال أوبلاك:«أنا لم أتي لكي أحل محل أي أي شخص.
Konuk kahveyi içtikten sonra yine aynı miktarda kahve doldurulur.ولما استقال من الوزارة أعادوا شرب القهوة إلى سابق عهده.
Ginza, 16. yüzyılda doldurulan eski bir bataklığın üzerine kurulmuştur.بينت غينزا على مستنقع سابق كان قد أستخدم في القرن السادس عشر.
Tablo 2007 yılında 100. yaşını doldurmuştur.توفى عام 2007 للميلاد وهو يتجاوز المائة عام.
İçerisine su doldurulur.وسطيحة فيها ماء.
Ve bunu "Korkarım uyuyan devi uyandırdık ve korkunç kararla onu doldurduk." şeklinde dile getirdi.يقول:"أخشى أن كل قمنا به كان لإيقاظ عملاقا نائما جرى شحنه بالفضب مع تصميم رهيب."
Okul yıllarında, para kazanmak için uçaklara yakıt doldurdu.وكان لسنوات يجمع المال من أجل تكاليف الدراسة.
Zamanını çoktan doldurmuşlardır.من أعماله وقت الميل.
Testi Doldurdum Çaydan 03.الذريعة إلى تصانيف الشيعة - ج13.
Eserde bazı kusurlar görülse de alanında önemli bir boşluğu doldurmaktadır.وبما أنّها أزيحت على الجوانب، فهي تترك مجالا واسعا في الوسط.
Bu amaçla ön doldurucu devreler kullanılmaktadır.وتستخدم لهذا الغرض مجالات مغناطيسية قوية.
Antik Romalılar, cam kürelere su doldurup mercek olarak kullanmışlardır.لقد كان الرومان القدماء رائدين في استخدام الزجاج كمواد.
Çiftlikteki evini atıcılık kupaları ile doldurdu.قام بتمشيط الكوخ بانفجار من مدفع رشاشته.
Crowley, Nolan'ın garajını dolduran büyüklükte bir şehir maketi yaptı.Crowley construíu uma miniatura da cidade na garagem de Nolan.
Yokluğunda yerini yeğeni Stevie Young doldurdu.Durante sua ausência, seu sobrinho Stevie Young ocupou seu lugar.
Geçen birkaç gün içerisinde 838 tüp dolduruldu ve reaktör kritik bir hale geldi.Ao longo dos próximos dias, os 838 tubos foram carregados quando o reator estava no crítico.
Sürahiyi ağzına kadar doldurdum.Encheram-nas até a boca.
Diğer şarapların aksine bardak son noktasına kadar doldurulur.O copo deve estar cheio até um terço.
Konuk kahveyi içtikten sonra yine aynı miktarda kahve doldurulur.Quem agora há de encher-me a taça outra vez?
Altar, Yunan tanrılarla dolduruldu ve Yahudilerin kurban kesmesi yasaklandı.Altares a deuses gregos foram criados e animais proibidos a judeus foram sacrificados neles.
MÖ 46'da Jül Sezar, Senato'yu kendi yandaşlarıyla doldurmakta kullanacağı çensör güçlerini aldı.Em 46 a.C., recebeu poderes censoriais, que usou para preencher o senado com seus próprios partidários.
Çok geçmeden de vokalist boşluğu Valery Kipelov tarafından doldurulmuştur.A posição de vocalista logo foi ocupada por Valery Kipelov.
"Boş koltukları doldurmak için geldiler".«Faltam vagas, mas sobram salas vazias».
Kamo'nun çetesi bombaları bir kanepenin içine doldurarak Tiflis'e sokmayı başardı.A brigada de Kamo contrabandeou bombas para Tíflis, escondendo-as dentro de um sofá.
"Bizi bir kamyona doldurdular.O seu carro colidiu com um caminhão.
Bu makina her bir plastik kaba 250g margarin doldurmak üzere ayarlanmıştır.Uma máquina é ajustada para despejar 250 gramas de sorvete.
Top atıcı antrenmana gelmemiştir ve bunun üzerine Peter onun yerini doldurur.O lançador do time está ausente, e Peter toma tal posição.
Geriye kalan dağınık karakterli boşluklar enterpolasyon yardımıyla doldurulmuştur.As enjuntas do arco principal estão decoradas com relevos da Vitória com troféus.
Sıtmayı önlemek için, Nero Ostia bataklıklarını Roma yangınından çıkan molozlarla doldurttu.Para prevenir o paludismo, Nero recolheu os entulhos do incêndio.
Nehir ise daha sonra doldurulmuştur.O estádio foi doado posteriormente ao Ríver.
1870'li yıllarda limanın kanalları derinleştirilirken, deniz doldurularak ada da genişletildi.Os canais que foram completados aos finais de 1870, incrementaram o tráfego fluvial.
Tüm bölümler doldurulduğunda kâğıtlar açılır ve cevaplar düzgün bir cümle kuracak şekilde sırayla okunur.Se todos os ramos se fecham, a prova está completa e a fórmula original é uma verdade lógica.
Kıvanç'ın silahı doldururken kazayla bu işin olduğu kanaatindeyim.Smuts manteve a história de que ele estava limpando uma arma quando ela disparou acidentalmente.
Süzgeç kağıdı sıvı ile tamamen doldurulmamalıdır.Pelo mesmo motivo o recipiente não pode ser completamente preenchido com gálio líquido.
Microsoft Otomatik Özel IP Adresleme - APIPA adında bir uygulama oluşturarak bu boşluğu doldurmuştur.Preenchendo o vazio, a Microsoft criou uma implementação que é chamado de IP privado automático (APIPA).
Doğa olarak göz dolduran biryerdir.Um líder por natureza.
Vücudu yakılmak yerine, baharatlarla dolduruldu, mumyalandı ve Augustus'un Mozole'sine konuldu.Seu corpo não foi cremado, mas foi preenchido com especiarias, embalsamado e colocado no Mausoléu de Augusto.
Hacer, çıkan suyun etrafını çevirip biriktirmiş, bu sudan kırbasını doldurmuş, kendisi de içmiştir.E mandou que os troncos fossem removidos e lançados na água, ou no meio da mata, e assim foi feito.
Çocuklar odayı doldurdu.Crianças encheram a sala.
Tuzluk boş. Sen onu doldurdun mu? Evet, ağzına kadar."O saleiro está vazio." "Você o encheu de sal?" "Sim, até a borda."
Nehir ise daha sonra doldurulmuştur.Later werd de rivier verlegd.
Yokluğunda yerini yeğeni Stevie Young doldurdu.Hij werd opgevolgd door zijn neef, Stevie Young.
1969 tarihli II. Dünya Savaşı filmi The Bridge at Remagen'de göz doldurdu.De strijd om de brug is in 1969 verfilmd in de film The Bridge at Remagen.
Bu yarı açık bağlantılar da sunucunun yapabileceği mevcut bağlantı sayısını iyice doldurur.Deze halfopen verbindingen verzadigen het aantal verbindingen dat de ontvanger aankan.
Yine arka plan mümkün olduğu kadar dolduruluyordu.Het stuk werd zoveel als mogelijk gereconstrueerd.
200 kW hızlı DC şarj istasyonu ise aracın bataryalarını 1 saat içinde tamamen doldurabilmektedir.Een optioneel DC Speed-laadstation kan de batterij op volle capaciteit opladen in 25 minuten.
Bir gol bir asistlik performans ile göz doldurdu.Ze schitterde met een doelpunt en assist.
"Boş koltukları doldurmak için geldiler"."Opdat de kamer leeg zal zijn."
Bu boşluğu Chad Channing doldurdu.Later werd hij vervangen door Chad Channing.
"Bizi bir kamyona doldurdular.Hij lift mee achter op een vrachtwagen.
Bu alanın kullanımı daha sonra bırakılmış, kalın bir toprak tabakasıyla doldurularak düzlenmiştir.Slechts de begane grond is uitbundiger versierd.
Düzlükler denizin doldurulmasıyla elde edilmiştir.Zijn as werd op zee uitgestrooid.
Bir alan kullanılmadığında sıfır ile doldurulur.Als een veld niet gebruikt wordt is het gevuld met NULL-bytes.
Büyük bir boşluğu doldurmuştur.Een volle borst die hoog wordt gedragen.
Onların yerini yarı yarıya kızlar doldururdu.Ze lieten de helft van de buit liggen.
Kalan yerler ise eleme dönemi boyunca en hızlı performansa sahip olan takımlar tarafından doldurulur.De winnaar is het team met de snelste gecombineerde tijd op de proeven.
Bu yüzden temyiz mercii olarak Yargıtay, bu boşluğu doldurmak zorunda kalmıştır.Hierop moest de deelgemeente van de rechter de overkapping verwijderen.
Üzerine bardağı dolduracak şekilde kırık buzlar koyulur.Deze gedraaide glasdraden werden ingebed in kleurloos glas.