Geçen birkaç gün içerisinde 838 tüp dolduruldu ve reaktör kritik bir hale geldi.I løpet av de neste dagene ble 838 uranstaver ført inn og reaktoren ble kritisk.
Organizatörler stadın 91000 izleyici ile tamamen dolduğunu belirttiler.Arrangørene hevder at stadion var fullsatt med 91 000 tilskuere.
1945 yılından bu yana Ptuj, Sloven nüfusu tarafından neredeyse tamamen doldurulmuştur.Fra 1945 er Ptujs innbyggere nærmest utelukkende slovenere.
1783 - Montgolfier Kardeşler, hidrojen gazıyla doldurdukları ilk balonu uçurdular.1783 – Brødrene Montgolfier flyr sin første varmluftsballong.
37. gebelik haftasını doldurmadan doğan bebeklere prematüre diyoruz.Prematur anvendes som benevning på barn født før 37. graviditetsukes utgang.
Yeni nesil nükleer denizaltılar 25 yıllık ömrü boyunca asla yeniden doldurulma ihtiyacı duymaz.Reaktoren trenger ikke å bli fylt på båtens 25 års levetid.
"Bizi bir kamyona doldurdular.Hun ble påkjørt av en lastebil.
Güzelliğin yüzünden için kibirle doldu ve bilgeliğini kendi ünün için harcadın.Din skjønnhet gjorde deg hovmodig, og fordi du var så strålende, forspilte du din visdom.
Sinyal sürecindeki eksik adımlar Robert F. Furchgott ve Louis J. Ignarro tarafından dolduruldu.Han delte prisen med sine landsmenn Robert F. Furchgott og Louis J. Ignarro.
İki LC devresi de o anda enerji doldurulmuştur.Pt-anoden genererer I2 når strømmen i denelektriske kretsen er slått på.
Aralık 1984'te gruptan ayrılan St. John'un yeri Bruce Kulick ile dolduruldu.I desember 1984 ble han erstattet av Bruce Kulick.
Yapıtları bir odayı doldurdu ve toplam 25.000 $ değerindeydi.Han tok derfor opp et lån, og belastet sitt eget hus med 25 000 kroner.
Onların yerini yarı yarıya kızlar doldururdu.Av disse traff bortimot halvparten sine mål.
Gövde üzeri, içleri beş kollu yıldızlarla doldurulmuş baklava dilimli kabartmalarla bezenmiştir.Palpene (munnfølerne) bestod av fem ledd og var lange og tynne.
Yeryüzü zulümle dolu iken, o, Dünya'yı adaletle doldurur.Hans herlighet dekker himmelen, og lovsang til ham fyller jorden.»
Mâli bakımdan rahatlayacağız ama onun yerini doldurmak çok güç.Den kan suge seg fast til underlaget og kan være svært vanskelig å få løs.
Yine arka plan mümkün olduğu kadar dolduruluyordu.Tillatelsen måtte nå trekkes tilbake i den grad det var mulig.
Stam'in yerini doldurmak için Fransız Laurent Blanc transfer edildi.Den franske verdens- og europamesteren Laurent Blanc ble hentet inn som erstatter.
Ama Cole iki gün kala gecenin şarkıcı listesinden çıkardı ve Céline Dion'dan yerini doldurması istendi.Cole trakk seg imidlertid to dager før utdelingen, og da ble Dion spurt.
Açık kalan işçi boşluğu bir şekilde doldurulması gerekmiştir.Vann som er fordampet må etterfylles.
Süt şişelerinden önce, sütçüler müşterilerin sürahilerini doldurdu.Melkeflaskene ble av kundene returnert til butikkene.
Nehir ise daha sonra doldurulmuştur.Skogen har senere tatt seg opp.
DNA polimeraz oluşan boşlukları doldurur.DNA produseres av enzymet DNA polymerase.
Yere üç direk saplanıp tepeleri oyularak veya üzerlerine birer bardak koyularak içlerine kımız doldurulur.Gunung Du (独山), Gunung Jin (巾山) dan Gunung Ming (明山) mewakili tiga dewa.
2017 Moto3 şampiyonu Joan Mir, Iannone tarafından Suzuki'de boşalan koltuğu dolduracak.Juara Moto3 2017 Joan Mir akan mengisi kursi yang ditinggalkan oleh Iannone di Suzuki.
Bu sırada gözler yumulu olduğu halde caminin içinin nurla dolduğu da hissedilir.Sebaliknya, suasana didapatkan dengan menangkap kesan (impresi) cahaya yang ditangkap sekilas oleh mata.
Kamo'nun çetesi bombaları bir kanepenin içine doldurarak Tiflis'e sokmayı başardı.Kelompok Kamo menyeludupkan bom-bom ke Tiflis dengan menyembunyikannya di dalam sebuah sofa.
Bu ekolojik niş bir sonraki en büyük otçul olan Hint tapiri tarafından doldurulamaz.Relung ekologi ini tidak dapat diisi oleh herbivora terbesar berikutnya, yaitu tapir.
Bu barı yemek yiyerek doldurabilirsiniz.Pembungkus ini dapat dimakan.
Ilk başta düşünülen kadınlar ve çocuklar doldurulacak, yer kalırsa erkeklerde alınacaktı.Seharusnya wanita dan anak-anak naik pertama, diikuti pria yang menempati ruang tersisa.
Karınlarınızı onunla dolduracaksınız.Maka, jauhilah ketiga-tiganya.
Sürahiyi ağzına kadar doldurdum.Ia menempatkan markasnya di Haruyan.
Nehir ise daha sonra doldurulmuştur.Sungai itu kemudian diisi untuk membuat jalan.
Rol aldığı 2014 yapımı Runaway isimli film ile göz doldurmuştur.Al memulai karier aktingnya pada tahun 2014 dengan membintangi sebuah film layar lebar berjudul Runaway.
İşlemeler, içi pamukla doldurulmuş bir yastık ya da silindir üzerine yapılır.Namun yang lebih mudah tergesek dengan bantal atau selimut adalah payudara.
Doldurma OLMAYAN bir albümden bahsediyorum.Saya sedang berbicara tentang NO pengisi album.
Biçimin içeriği ise farklı siyasal rejimler ve ideolojiler tarafından değişik yaklaşımlarla doldurulur.Berbagai bentuk sistem totalitarian dalam suatu pemerintahan berpijak pada ideologi-ideologi yang berbeda.
Ada ile kara arasındaki deniz doldurularak, iki ayrı liman elde edilmiştir.Senegal dan Pantai Gading merebut dua tempat yang tersedia.
Bu erken dönem nehir yatağı Alplerden gelen çakıllarla doldu.Air terjun ini berada di aliran sungai Jökulsá á Fjöllum yang berasal dari gletser.
Bavula Big Smoke'un kasasındaki bütün paraları doldurmasını söyledi.KPK juga menyita tiga tas besar berisi uang dari tempat penangkapan Fuad.
Halaha kurallarınca 13 yaşını doldurmamış çocukların yas tutma zorunluluğu yoktur.Anak-anak seharusnya khatam al-Quran sebelum berumur 13 tahun, tetapi bukanlah wajib.
Crowley, Nolan'ın garajını dolduran büyüklükte bir şehir maketi yaptı.Crowley xây dựng một mô hình thành phố kín cả nhà để xe của Nolan.
Tüm veriler Rusça doldurulur.Tất cả các dữ liệu được ghi bằng tiếng Nga.
New York'ta insanlar White Star Line'in önünü doldurmaya başladı.Mọi người ngay lập tức đổ xô tới các văn phòng của White Star Line tại New York.
Wired dergisi " süresi doldu" haberini Aralık 2012'de yapmıştır.Tạp chí Wired tuyên bố nó đã "hết hạn" vào tháng 12 năm 2012.
"Bizi bir kamyona doldurdular.Còn chúng tôi mang tới cho bạn những chiếc xe hơi."
Uzay gemisi Dünya yörüngesine yerleşecek ve yeterli yakıtla doldurularak Ay’a gidip gelecekti.Phi thuyền sẽ lưu lại trên quỹ đạo và được nạp vào đủ nhiên liệu để có thể bay lên đến Mặt Trăng rồi quay về.
Geçen birkaç gün içerisinde 838 tüp dolduruldu ve reaktör kritik bir hale geldi.Mấy ngày sau đó, 838 ống được đưa vào lò phản ứng đạt tái điểm tới hạn.
1950 - Senatör Joseph McCarthy ABD Dışişleri Bakanlığı'nı, Bakanlığı komünistlerle doldurmakla suçladı.Năm 1950, Thượng nghị sĩ Joseph McCarthy cho rằng các đảng viên Cộng sản đã xâm nhập vào Bộ Ngoại giao.
37. gebelik haftasını doldurmadan doğan bebeklere prematüre diyoruz.Sinh non là việc sinh nở của một trẻ sơ sinh khi chưa đủ 37 tuần thai kỳ.
Ailesinin üyeleri, geçmişte, devletin içinde en yüksek askeri ve politik mevkileri doldurmuşlardır.Người Macedonia nắm giữ quyền chính trị và quân sự cao nhất trong lãnh thổ.
"Boş koltukları doldurmak için geldiler"."Để phòng này sẽ trở nên trống rỗng."
Farklı yiyecekler açlık barını farklı oranlarda doldurur.Một vài loài khác lại cất giấu thức ăn vào nhiều chỗ khác nhau.
Ayrıca beyaz peynirle doldurulmuş biber .)Tyropita: một loại bánh bột nhào filo với pho mát trắng (thường là feta).
Ancak Hyun Bin ve Shin Min-ah bu birleşmeye AM ile sözleşme süreleri dolduğu için dahil olamadı.Tuy nhiên, cả Kim Hyun Joong và cô Choi vẫn chưa thể đi đến một quyết định chung trong quyền nuôi con.
Vücudu yakılmak yerine, baharatlarla dolduruldu, mumyalandı ve Augustus'un Mozole'sine konuldu.Thân thể cô đã không để cho hỏa thiêu, nó được phủ gia vị lên, ướp xác, và đem vô chôn tại lăng của Augustus.
1783 - Montgolfier Kardeşler, hidrojen gazıyla doldurdukları ilk balonu uçurdular.1783 – Anh em nhà Montgolfier cho ra mắt công chúng montgolfière của họ (khí cầu khí nóng).
Tankerler doldurulunca benzinliğe geri döneceklerdir.Các thanh nhiên liệu hợp lại thành các bó nhiên liệu.
Antik Roma ve Yunanlarda lensler cam yüzeyleri su ile doldurularak yapılırdı.Người La Mã và Hy Lạp cổ đại đã đổ đầy các quả cầu kính bằng nước để tạo ra thấu kính.
Bunlar yiyeceklerle doldurulur ve daha sonra kömür ile yakılırdı.Họ bị nhốt vào những lô cốt ngầm, sau đó bị tẩm xăng và thiêu sống.