dolar ile cümle
dolar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
En fazla 100 dolar ödeyebiliriz.We can pay 100 dollars at most.
En fazla 200 dolar ödeyebiliriz.We can pay 200 dollars at most.
15 dolarlık el fenerlerinden on tane hemen yollayabilir misin?Can you please send ten $15 flashlights immediately?
Biz fiyatı 15 dolarda sabitledik.We fixed the price at $15.
Çin'de doğrudan yabancı yatırımlar geçen yıl 3 milyar dolar tutarındaydı.Foreign direct investments in China amounted to $3 billion last year.
Orta Doğu petrol fiyatları varil başına beş dolar fırladı.Middle Eastern oil prices jumped by five dollars per barrel.
Şirket, vergi sonrası 200 milyon dolar kar açıkladı.The company announced a profit of $200 million after tax.
Şirket 4 milyar dolar satıştan, 300 milyon dolar kazandı.The company earned $300 million on sales of $4,000 million.
Şirket ilk çeyrekte 400 milyon dolar açık verdi.The company incurred a deficit of $400 million during the first quarter.
Japonya'nın tüm dünyadaki ihracatı, 1998'de 314 milyar doları aştı.Japan's exports to the entire world topped $314 billion in 1998.
Lütfen bu Japon yenini Amerikan dolarına çevirin.Please change this Japanese yen to U.S. dollars.
Bileti almak ona on dolara maloldu.It cost him ten dollars to get the ticket.
Beş dolarına bahse girerim ki gelmeyecek.I bet five dollars that he will not come.
Ona 1000 dolar borçluyum.I owe him 1,000 dollars.
Onun keman sigortası yıllık 200 dolara mal oluyor.The insurance on his violin costs $200 a year.
Onun ailesinin aylık 800 dolar geliri var.His family has 800 dollars coming in every month.
Onun evi 10,000 dolara satıldı.His house was sold for $10,000.
Onun borcu 100 dolara geldi.His debt came to 100 dollars.
Onun borçları iki milyon dolara varıyor.His debts amount to two million dollars.
Onun borçları 2,000 dolara varmaktadır.His debts amount to $2,000.
Onun 100 dolardan az parası yok.He has not less than 100 dollars.
O, yüz dolar tasarruf yaptı.He saved a hundred dollars.
O, bir milyon doları beş oğlu arasında dağıttı.He divided one million dollars among his five sons.
Günde on dolardan fazla kazanmıyordu.He earned no more than ten dollars a day.
O, en az on bin dolar biriktirdi.He saved no less than ten thousand dollars.
Onun elli doları vardı.He had fifty dollars.
O, o işte ayda beş yüz dolardan daha fazla kazanır.He earns more than five hundred dollars a month in that job.
En fazla yüz doları var.He has a hundred dollars at most.
En fazla 20 dolar ödeyecek.He will pay 20 dollars at most.
Onun en fazla 100 doları var.He has at most 100 dollars.
Bana radyoyu on dolara aldı.He bought me the radio for ten dollars.
Projeye elli dolar katkıda bulundu.He contributed fifty dollars to the project.
O, ruj için 20 dolar ödedi.He paid $20 for the lipstick.
O, satışta on bin dolar kar etti.He made a profit of ten thousand dollars on the sale.
Bunun ona 100 dolara mal olacağını hesap etti.He calculated that it would cost him 100 dollars.
O, onun için 5 dolar istedi.He asked $5 for it.
O, onu beş dolara aldı.He bought it for five dollars.
Onun sadece 100 doları vardı.He only had 100 dollars.
Hawaii'de bir araba kiralamak ona elli dolara mal oldu.It cost him 50 dollars to rent a car in Hawaii.
Onun 100 dolardan daha fazla parası yok.He has no more than 100 dollars.
O, günde 20 dolar kazanır.He earns twenty dollars a day.
O, yeni dolarla değişti.He exchanged yen for dollars.
O evini 50000 dolara sattı.He sold his house for 50000 dollars.
Onun aylık geliri 2.000 dolar.He has a monthly income of 2,000 dollars.
O, hesabından 100 dolar çekti.He drew $100 from his account.
Tasarruf hesabına 100 dolar yatırdı.He deposited 100 dollars in his saving account.
Bu ay 100 dolar bir kenara koydu.He laid by 100 dollars this month.
Cüzdandan bir dolar çıkardı.He took out a dollar from his wallet.
O, büyüyen bir işe iki yüz dolar yatırım yaptı.He invested two hundred dollars in a growing business.
O, mülteci fonuna 10.000 dolar bağışladı.He donated $10000 to the refugee fund.
Benimle onu yapamayacağıma yirmi dolara bahse girdi.He bet me twenty dollars that I wouldn't do it.
O her hafta bir kenara on dolar koyar.He puts ten dollars aside every week.
O her hafta beş dolar bir kenara koydu.He laid aside a few dollars each week.
O, her hafta birkaç dolar bir kenara koydu.He put aside a few dollars each week.
Onun masum olduğuna son dolarıma bahse girerim.I bet my bottom dollar he is innocent.
Ona on dolar borçluyum.I owe ten dollars to her.
Onun en fazla yüz doları var.She has no more than 100 dollars.
O, yüz dolar biriktirdi.She saved a hundred dollars.
O, on dolarlık bir mendil aldı.She bought a handkerchief for ten dollars.
O, günde 30 dolar kazanıyor.She earns 30 dollars per day.