Dolandırıcı ve maceraperest.Faszination und Abenteuer.
Hayatı boyunca dolandırmadığı kimse kalmamıştır.Segantini blieb sein ganzes Leben staatenlos.
Şüpheliler hakkında dolandırıcılık suçlamasından dava açıldı.Ermittelt wird wegen des Verdachts des Abrechnungsbetruges von Fördermitteln.
Bunun üzerine arkadaşı Türkiye'ye gelip planı sona erdirmek için onu Ali'yi dolandırmaya zorlar.Zusammen besuchen sie Mr. Ross und bitten ihn, das Projekt zu beenden.
Kuantum dolanmasına dayanan teknolojiler günümüzde gelişmektedirler.Längst vergessene Technologien erfahren ihre Renaissance.
O dönemlerde herkesin diline dolanmış ve çok büyük ilgi görmüştür.Am Ende des Tages waren alle sehr zerknirscht und weinten.
İlk iki sefer Amerikalı Brooke Dolan II tarafından yönetilmiştir.Les deux premières se firent sous la conduite de l'Américain Brooke Dolan II.
Kapı kapı dolanarak ev sakinlerinden yardım dilenme.Nous devons leur laisser des portes de secours.
Putin rejimini şiddetle eleştiren kendisi dolandırıcılıktan Rusya tarafından aranıyordu.Critique féroce du régime de Vladimir Poutine, il est recherché par la Russie pour escroquerie.
Biraz dengesizlerdir ve genellikle ilk önce dışarıdan dolanırlar.Il est extrêmement rustique et vit généralement à l'extérieur toute l'année.
Film dolandırıcılık ve iş adamlarıyla ilgili bir film.Cet article est une ébauche concernant un productrice de cinéma et une femme d'affaires.
Dolanan ark aletleri tehlikelidir.Les tondeuses à gazon sont des engins dangereux.
Bu yıldızlar, her 480 yılda bir birbirlerinin çevresinde dolanırlar.Ces étoiles orbitent l'une autour de l'autre en 44,6 ans.
Böylece kap dolana kadar devam edilir.Elle y jouera jusqu'en cadet.
Öte yandan gemiye dolan su iyice karaya oturmasına yol açtı.D'autant que l'eau se conserve mal, à bord.
Ancak zamanlarının büyük çoğunluğunu pasaport ve vize dolandırıcılık soruşturmalarında geçirmektedirler.Il fait plusieurs séjours en prison pour vol et falsification de chèques.
Ve Sindona dolandırıcılıkla suçlandı.Elle est inculpée pour trafic de fausse monnaie.
29 Mayıs'ta Ümit Burnu'nu dolanırken, dört gemisini tüm mürettebatıyla birlikte yitirdi.Au cours du mois de mars, il sombre avec tout son équipage.
1991 yılında, Degermark dolandırıcılık ve saldırı suçundan 14 ay hapis cezasına çarptırıldı.En 2008, Dayan est condamné à quatre mois de travaux d'intérêt général pour fraude et contrefaçon.
Dolandırıcı yakalandı.El impostor fue capturado.
Ay'ın Yer çevresindeki dolanımını tamamlaması için geçen süre.La Luna, no obstante, da vueltas en su esfera alrededor de la Tierra.
1970'lerden bu yana dünyayı dolanarak eğitmenlik yapmış ve meditasyon merkezleri açmıştır.Desde 1970 viaja por el mundo dando enseñanzas y fundando centros de meditación.
Yükün kaldırılması, makaralar üzerinden dolanan tel halatın bir tambura sarılmasıyla sağlanır.Supongamos que la carga se mueve a través de un alambre.
Yahudiler ile ilişkilendirilen bir diğer klişe de, yalan ve dolana meyilli oldukları iddiasıdır.Otro estereotipo asociado con los judíos era su propensión presunta con engaño y engaño.
Marion yine çıplaktır, iç çamaşırlarıyla dolanmaktadır.Heliane regresa, aún desnuda.
İnternet dolandırıcılığı.El desengaño de Internet.
Burlanmak, gezmek dolanmak demektir.Mirar es caminar.
Tüm damağı yalayacak şekilce ağzın içinde dolandırılır.Puede comer cualquier clase de insecto vivo que quepa en su boca.
Eğer etrafta dolanıp herkese seninle konuştuğumu söylemezsen çok memnun olurum.Realmente preferiría que no fueras por ahí contándole a la gente que hablo contigo.
Tam istasyondan ayrılacağı sırada, paraşütün iplerinin istasyona dolanmış olması sebebiyle uzaklaşamaz.Cuidado ese día, está prohibido el estacionamiento en el lado de la vía del tren.
Öğretmen, aktör ve şarkıcı olan Geneviève Dolan ile Manuel Tadros'ın oğludur.Es hijo de Geneviève Dolan y del actor y cantante quebequés de origen egipcio Manuel Tadros.
Gezegen etrafında yaklaşık 2,73 günde dolanır.Emplea 1972,32 días en completar una órbita alrededor del Sol.
Özellikle de dolandırıcılık yapan biridir.Es uno de los narradores.
Mommy, Xavier Dolan tarafından yönetilen 2014 yapımı bir Kanada filmidir.Mommy es una película dramática canadiense del 2014, dirigida por Xavier Dolan.
Video klibini Xavier Dolan'ın yönettiği klipte Adele ve Tristan Wilds oynadı.El video musical fue dirigido por Xavier Dolan y protagonizado por Adele y Tristan Wilds.
Dolandırıcılar hileli işlemler yapmak için kredi kartı bilgilerini kullanırlar.Los ladrones usaron las SSN para crear cuentas de tarjetas de crédito fraudulentas.
Dolandırıcı ve maceraperest.Deportista y aventurero.
Bir gün, Güneşlerin onu beraber Dünya'nın etrafında dolandılar ve Dünya'nın yanmasına sebep oldular.Desde entonces les ha perseguido por todo el universo y la búsqueda le ha llevado hasta la Tierra.
1970'lerden bu yana dünyayı dolanarak eğitmenlik yapmış ve meditasyon merkezleri açmıştır.Dal 1970 viaggia per il mondo diffondendo il buddhismo e fondando centri di meditazione.
Hataların, bilgi aşırı yüklenmesinin ve dolandırıcılıkın ortaya çıkması olasılığı vardır.Esiste la possibilità di introdurre errori, sovraccarico di informazioni e frodi.
Eğer etrafta dolanıp herkese seninle konuştuğumu söylemezsen çok memnun olurum.Io preferirei davvero che tu evitassi di andare in giro raccontando alla gente che ti ho parlato.
Bu mızrak aynı zamanda görev süresi dolan Primus piluslara da hediye olarak verilirdi.Il dono veniva anche dato al Primus Pilus che completasse il suo periodo di servizio.
TSA'da Acemi DolandırıcılarMenti criminali di AA.
Dolandırıcılık amacıyla oluşturulmuş kurgusal ülkeler de bulunmaktadır.Vi sono anche mezzi militari specificamente costruiti per l'inganno.
Nisan (Şafak Pekdemir) — Hırsız ve dolandırıcı.Juan-José Moréno: criminale, ladro e assassino.
Ve Sindona dolandırıcılıkla suçlandı.Qui gli venne mossa un'accusa di truffa.
Mommy, Xavier Dolan tarafından yönetilen 2014 yapımı bir Kanada filmidir.Mommy è un film di produzione franco-canadese del 2014 scritto e diretto da Xavier Dolan.
Grup şarkıyı söylerken oyuncularda etraflarında dolanıp, dans eder, şarkı söyler ve enstrüman çalmaya çalışır.Attraversa le strade della città mentre balla, canta e suona un tamburello.
Havuzda Amerikalı Tom Dolan 400 m.Lo statunitense Thomas Burke vinse i 100 metri e i 400 metri.
Ed'den parayı alan Tolliver ortadan kaybolur ve Ed dolandırıldığını düşünmeye başlar.Detto questo Arnold esce e Don sembra essere pensieroso..
Ender vakalarda bir kişide tek bir koroner arter bulunabilir, bu aorta kökünün etrafında dolanır.In rari casi c'è un'arteria coronaria che scorre attorno alla radice dell'aorta.
Örtü hücreleri birbirlerine kenetlenir ve lifler birbiri üzerine dolanır, düğümlenir.Per le corde a struttura piatta, i fili si sovrappongono l'uno sull'altro e quindi si cuciono.
O onu dolandırdı.Он надул её.
O şehirde dolanmayı çok sever.Она любит бродить по городу.
İnternet dolandırıcılığı.Мошенничество в Интернете.
Lois Peter'dan kızına yeni bir gözlük alabilmek için parayı dolandırıcıdan geri almasını ister.Лоис требует от Питера найти деньги и купить дочери новые очки.
Bu da yetmezmiş gibi herkesin ağzına dolanan bir slogan oluverdi."Напротив, в её особе были определённые детали, которые полностью препятствовали этому.»
Marion yine çıplaktır, iç çamaşırlarıyla dolanmaktadır.Однажды он возвращается домой голый и со следами помады.
İlk iki sefer Amerikalı Brooke Dolan II tarafından yönetilmiştir.Первые две из них прошли под руководством американского учёного Брука Долана.
Eşya etrafında ama bu kez öbür yanda bir kez daha dolandır.Ещё неделя — и опять иное состояние.