dolan ile cümle
dolan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu tarihin en büyük finansal dolandırıcılığı idi.It was the largest financial con in recorded history.
Lafı dolandırmayı bırak.Stop beating around the bush.
Lafı dolandırmıyorum.I'm not beating around the bush.
Ayrıca, balıkçılık araçlarına dolanıyorlar.They also get entangled in fishing gear.
Bunlar ağa dolanma yaraları.These are entanglement scars.
Normal şekilde başlayın, düğümün diğer tarafından dolanın.Start as usual -- (Applause) go the other way around the loop.
Lafı dolandırıyorsun ve hala bana kim olduğunu söylemiyorsun.You're going around in circles without telling me who it is?
Yani öyle yaparsan peşimde biraz daha fazla süre mi dolanacaksın?Because if you do that then you could spend a bit more time following me around?
Storm döndü dolandı, konuya daldı:Storm pertly asserts,
Bazıları etrafta dolanıyor, göya Tanrı'yla konuşabiliyorlarmış,Same goes for people who claim they can hear God's demands
Bu düpedüz manyaklık ve dolandırıcılık.I think that's just fundamentally sick
Geçen yıl A.B.D.'de sadece kurumsal dolandırıcılıkta 997 milyar dolar gördük.Last year saw 997 billion dollars in corporate fraud alone in the United States.
Bu dolandırıcı, Henry Oberlander, o kadar etkili bir dolandırıcıydı kiThis con man, Henry Oberlander, he was such an effective con man,
Sen niye böyle dolanıyorsun?And why are you gadding about like this?
Biz etrafta dolanıp seninle adanın diğer yanında buluşacağız.We'll sail around and meet you at the other side of the island.
Eğer kaderlerimiz birbirine dolanmışsa, bunun iyi karma, iyi talih olduğuna inanırız.And if our fates are intertwined, then we believe that it is good karma, it is good fortune.
Sabahtan akşama kadar don paça ortada dolanıyordu.And all day she walked around only in her underwear.
Ben o zamanlarda, Roxbury'de kendimi 'küçük dolandırıcı' olarak adlandırırdım.I called myself little hustler up in Roxbury in those days.
O, dolandırıcı olarak tanınıyordu. Evet sokak adamıydı, ama dolandırıcı değildi.Well, he had the reputation as being a hustler and he was a street person, but he wasn't a hustler.
Bir düşünsenize, Hz. Musa geliyor ve aynı inek caddenin etrafında dolanıyor.Imagine Moses comes now, and he sees the same cow walking around the street.
Sol bacağım lastiğe takıldı - ve ve onun etrafına dolandı.My left leg got caught up in the wheel well -- spun it around.
Neden birbirimizi dolandırmaya çalışıyoruz?What are we chiseling off each other for?
Tüm bu parayı harcayıp, dolandırıcılık yoluyla kurbanın kredi notunu mahvetmek yerineRather than spending all this money, fraudulently ruining the mark's credit rating
Aptalca dolanmayı kes ve acele edip formu doldur.Stop fooling around and quickly get the receipt.
Lafı dolandırmayacağım... ...çünkü açıkça söylesem de söylemesem de bir şey değişmeyecek.I won't beat around the bush because it will be the same, whether I bluntly say it or not.
Ve bu rapor da başkan Kibaki'nin boynuna dolanmış ölü bir albatros'a dönüşüverdi.Daniel arap Moi, so this report then became a dead albatross around President Kibaki's neck.
Ahlaksız bir hayat yaşamıştı... Hırsızlık, dolandırıcılık... ...ve diğer suç faaliyetleri...Living a life of debauchery, implicated for stealing, cheating and various other crimes.
Bay Wright ayaktaydı ve etrafta dolanıyordu, tümörleri de eski boyutunun yarısına çekilmişti.But to his utter shock, when Dr. West came in to do rounds on Monday,
Sabah sabah, yüzünü bile yıkamadan etrafta mı dolanıyorsun?Where are you running around in the morning without even washing your face?
Muhtemelen ortalıkta aylak aylak dolanıyordur, üniversiteye de kabul edildi ya artık!She's probably lazing around now that she's been accepted into university!
Her saniye Kongre Kütüphanesi'nin yarısı bu bilgisayarın etrafında dolanıyor.So every second, half of the Library of Congress is swooshing around in this machine.
Bakın, etrafta dolanıp bir şeyler söylüyorum.OK. Look, I'll move around and say some things.
Neyse aklımda bu var, çenemde testisler, düşünceler dolanıp duruyor.You know, that's in my head, testicles are on my chin, thoughts are bouncing around.
Ramone bir nevi dolandırıcılık yapıyormuş.Ramone is running some sort of money skimming operation.
Param dışında kimse beni dolandırmaya çalışmaz ki.No one is trying to con me out of my money.
Neden etrafta böyle dolanıyorsun?Should you be roaming around like that?
"Organize suç örgütleri tarafından dolandırılmadan bunu nasıl yaparım"dı.It was, "How do I do that without being defrauded by organized crime?"
Şu anda duvar takip algoritmasıyla ayağımın çevresinden dolanarak etrafını süpürüyor.Now it's doing wall-following, it's following around my feet to clean up around me.
Siz dolanadururken, arabanızda 12 mikro işlemci bulunacak.You're walking around; your car has 12 microprocessors.
Kara para aklama dolandırıcılık için her şeyi ile uluslararası bankanın ücret.They had planned to have dinner together in Denver, tonight.
O herif, muhtemelen evde dolanıp duruyor ve dinleniyor gibi yapıyor...That jerk, he's probably laying around at home pretending to be recovering...
Bu neredeyse Dünya'nın çevresini bir "saniyede" dolanmak demek.That's almost circumnavigating the earth every SECOND!
Ölüm iplerine dolanmıştım, Yıkım selleri basmıştı beni,The cords of death surrounded me. The floods of ungodliness made me afraid.
Siyonun çevresini gezip dolanın, Kulelerini sayın,Walk about Zion, and go around her. Number its towers.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Fraudulent food is sweet to a man, but afterwards his mouth is filled with gravel.
Yalan dolanla yapılan servet, Sis gibi geçicidir ve ölüm tuzağıdır.Getting treasures by a lying tongue is a fleeting vapor for those who seek death.
Kötü tuzak, ancak sahibine dolanır.But their evil plots will turn back on the plotters themselves.
Allah, süresi dolan hiçbir canı ertelemez.But God does not grant a soul respite once its term has come to end.
Cehennemle içecekleri kaynar suyun arasında dolanıp dururlar.They will go round and around between it and boiling water.
Kaynaktan doldurulmuş kadehler dolandırılır çevrelerinde.With cups from a flowing stream being passed around,
Gencecik uşaklar dolanır çevrelerinde. Sürekli hizmete adanmışlardır.Youths of never-ending bloom will pass round to them
Boynunda, dikenlerden/liften örülmüş bir ip bulunduğu (kötülükleri boynuna dolanmış) halde...Will have a strap of fibre rope around her neck.
İyilik, lafı dolandırmak değildir, iyilik sakınmaktır.Say: 'They are appointed times for the people, and the Pilgrimage.'
Allah, süresi dolan hiçbir canı ertelemez. Allah, yaptıklarınızı haber alandır.And Allah deferreth not a soul when its term- hath come; and Allah is Aware of that which ye do.
Toplayıp biriktirdikleri, Diriliş Günü boyunlarına dolanacak. Göklerin ve yerin mirası ALLAH'ındır.And Allah's is the heritage of the heavens and the earth; and Allah is of that which ye work Aware.
Cimrilik ettikleri şeyler, kıyamet günü boyunlarına dolandırılacaktır.They will be encircled by their hoardings on the Day of Resurrection.
Cimrilik yaptıkları şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır.They will be encircled by their hoardings on the Day of Resurrection.
O cimrilik konusu yaptıkları şey, kıyamet günü bir tasma gibi boyunlarına dolandırılacaktır.They will be encircled by their hoardings on the Day of Resurrection.
Cimrilik ettikleri şey de kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır.They will be encircled by their hoardings on the Day of Resurrection.
Cimrilik ettikleri şey, kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır.They will be encircled by their hoardings on the Day of Resurrection.