dolaşma ile cümle

dolaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Etrafta dolaşmak için burnuna güveniyor.Ele mexe-se apenas graças ao nariz dele.
Etrafta dolaşmak için burnuna güveniyor.Han kan bara lukta sig fram.
Etrafta dolaşmak için burnuna güveniyor.Han kan kun lugte sig frem.
Etrafta dolaşmak için burnuna güveniyor.Hän liikkuu vain nenänsä avulla.
Etrafta dolaşmak için burnuna güveniyor.Si basa solo sul suo olfatto per muoversi.
Etrafta dolaşmak için burnuna güveniyor.Su olfato es lo único que le guía para moverse.
Etrafta dolaşmak için burnuna güveniyor.Χρησιμοποιεί την όσφρησή του για να κινείται.
Etrafta dolaşmak için burnuna güveniyor.Чтобы перемещаться, он полагается на свой нос.
Evimde istediğin gibi dolaşma.Nie wędruj dookoła mojego domu, proszę.
Evimde istediğin gibi dolaşma.Nu te mai plimba prin casa mea dupa cum ai chef.
Evimde istediğin gibi dolaşma. Ve göze batma.Jangan berkeliaran di rumahku sesukamu dan jangan jadi perusak pemandangan
Evimde istediğin gibi dolaşma. Ve göze batma.Ne traîne pas dans ma maison comme bon te semble.
Evimde istediğin gibi dolaşma.Μην τριγυρνάς στο σπίτι μου όπως νομίζεις.
Evimde istediğin gibi dolaşma.Не броди по моему дому, как тебе хочется
Halkının arasında onu bunu çekiştirerek dolaşmayacaksın. Komşunun canına zarar vermeyeceksin. RAB benim.Älä liiku panettelijana kansasi keskellä äläkä vaani lähimmäisesi verta. Minä olen Herra.
Halkının arasında onu bunu çekiştirerek dolaşmayacaksın. Komşunun canına zarar vermeyeceksin. RAB benim.Du må ikke gå rundt og bagvaske din Landsmand eller stå din Næste efter Livet. Jeg er HERREN!
Halkının arasında onu bunu çekiştirerek dolaşmayacaksın. Komşunun canına zarar vermeyeceksin. RAB benim.Du skal ikke gå omkring og baktale folk, du skal ikke stå din næste efter livet; jeg er Herren.
Halkının arasında onu bunu çekiştirerek dolaşmayacaksın. Komşunun canına zarar vermeyeceksin. RAB benim.Du skall icke gå med förtal bland dina fränder; du skall icke stå efter din nästas blod. Jag är HERREN.
Halkının arasında onu bunu çekiştirerek dolaşmayacaksın. Komşunun canına zarar vermeyeceksin. RAB benim.너는 네 백성 중으로 돌아 다니며 사람을 논단하지 말며 네 이웃을 대적하여 죽을 지경에 이르게 하지 말라 나는 여호와니라
Halkının arasında onu bunu çekiştirerek dolaşmayacaksın. Komşunun canına zarar vermeyeceksin. RAB benim.Nebudeš chodiť ako pomluvač vo svojom ľude ani nebudeš stáť proti krvi svojho blížneho. Ja som Hospodin.
Halkının arasında onu bunu çekiştirerek dolaşmayacaksın. Komşunun canına zarar vermeyeceksin. RAB benim.Nebudeš choditi jako utrhač v lidu svém, aniž státi budeš na hrdlo bližnímu svému: Já jsem Hospodin.
Halkının arasında onu bunu çekiştirerek dolaşmayacaksın. Komşunun canına zarar vermeyeceksin. RAB benim.Ne járj rágalmazóként a te néped között; ne támadj fel a te felebarátodnak vére ellen. Én vagyok az Úr.
Halkının arasında onu bunu çekiştirerek dolaşmayacaksın. Komşunun canına zarar vermeyeceksin. RAB benim."'No andarás calumniando en medio de tu pueblo. "'No atentarás contra la vida de tu prójimo. Yo, Jehovah
Halkının arasında onu bunu çekiştirerek dolaşmayacaksın. Komşunun canına zarar vermeyeceksin. RAB benim.Roddel niet. Doe niets dat het leven van uw naaste in gevaar brengt, want Ik ben de HERE.
Halkının arasında onu bunu çekiştirerek dolaşmayacaksın. Komşunun canına zarar vermeyeceksin. RAB benim.Să nu umbli cu bîrfeli în poporul tău. Să nu te ridici împotriva vieţii aproapelui tău. Eu sînt Domnul.
Halkının arasında onu bunu çekiştirerek dolaşmayacaksın. Komşunun canına zarar vermeyeceksin. RAB benim.Не ходи переносчиком в народе твоем и не восставай на жизнь ближнего твоего. Я Господь.
Halkının arasında onu bunu çekiştirerek dolaşmayacaksın. Komşunun canına zarar vermeyeceksin. RAB benim.לא תלך רכיל בעמיך לא תעמד על דם רעך אני יהוה׃
Halkının arasında onu bunu çekiştirerek dolaşmayacaksın. Komşunun canına zarar vermeyeceksin. RAB benim.لا تسع في الوشاية بين شعبك. لا تقف على دم قريبك. انا الرب.
Halkının arasında onu bunu çekiştirerek dolaşmayacaksın. Komşunun canına zarar vermeyeceksin. RAB benim.不 可 在 民 中 往 來 搬 弄 是 非 . 也 不 可 與 鄰 舍 為 敵 、 置 之 於 死 . 〔 原 文 作 流 他 的 血 〕 我 是 耶 和 華
Halkının arasında onu bunu çekiştirerek dolaşmayacaksın. Komşunun canına zarar vermeyeceksin. RAB benim.不 可 在 民中 往來 搬弄 是 非 . 也 不可與鄰 舍 為敵 、 置之於死 . 〔 原文 作流 他 的 血 〕 我 是 耶和華
Hepsi serbestçe etrafta dolaşmakta özgürler.그들은 자유롭게 돌아다닐 수 있습니다.
Hepsi serbestçe etrafta dolaşmakta özgürler.Mohou se takto volně pohybovat.
Hepsi serbestçe etrafta dolaşmakta özgürler.Sie sind erlaubt, frei leben.
Hiç bir şeyiniz yokmuş gibi Fico Bulvaırnda dolaşmayı bırakın. Gİdin ve liseyi dışarıdan bitirin.Przestań się błąkać po mieście bez celu, jakbyś go nie miał zdobądź wykształcenie, o które się starasz.
Hiç bir şeyiniz yokmuş gibi Fico Bulvaırnda dolaşmayı bırakın. Gİdin ve liseyi dışarıdan bitirin.Σταματήστε να περπατάτε σαν να μην έχετε στον ήλιο μοίρα και πάρτε το απολυτήριό σας.
İyice sıkar mısın, lütfen? Düşmek istemiyorum. Yani, kanımın dolaşmasını engelleyecek kadar sık.Szorosra kérem, nem szeretnék kizuhanni.
İyice sıkar mısın, lütfen? Düşmek istemiyorum. Yani, kanımın dolaşmasını engelleyecek kadar sık.Zaciągnij mocno, nie chcę wypaść.
Karanlıkta dolaşmaya başlıyorsunuz ve bir şeye rastlıyorsunuz, ve taştan yapıldığını fark ediyorsunuz.Așa că bâjbâi prin întuneric și te lovești de ceva și simți că e făcut din piatră.
Karanlıkta dolaşmaya başlıyorsunuz ve bir şeye rastlıyorsunuz, ve taştan yapıldığını fark ediyorsunuz.Así que deambulan en la oscuridad y se topan con algo y parece que está hecho de piedra.
Karanlıkta dolaşmaya başlıyorsunuz ve bir şeye rastlıyorsunuz, ve taştan yapıldığını fark ediyorsunuz.Błądzicie więc w ciemności i uderzacie w coś. Czujecie, że jest to zrobione z kamienia.
Karanlıkta dolaşmaya başlıyorsunuz ve bir şeye rastlıyorsunuz, ve taştan yapıldığını fark ediyorsunuz.Je doolt rond in de duisternis, en je botst ergens tegenaan, en het voelt alsof het van steen is.
Karanlıkta dolaşmaya başlıyorsunuz ve bir şeye rastlıyorsunuz, ve taştan yapıldığını fark ediyorsunuz.그래서 여러분들은 뭔가 이 어둠 속에서 돌아다니다가 뭔가에 부딫히죠. 마치 돌로 만든 것 같은 것입니다.
Karanlıkta dolaşmaya başlıyorsunuz ve bir şeye rastlıyorsunuz, ve taştan yapıldığını fark ediyorsunuz.Quindi girovagate al buio e incappate in qualcosa, che sembra fatto di pietra.
Karanlıkta dolaşmaya başlıyorsunuz ve bir şeye rastlıyorsunuz, ve taştan yapıldığını fark ediyorsunuz.Sie wandern so durch die Dunkelheit und Sie stossen auf etwas, und es fühlt sich an wie aus Stein gemacht.
Karanlıkta dolaşmaya başlıyorsunuz ve bir şeye rastlıyorsunuz, ve taştan yapıldığını fark ediyorsunuz.Szóval bolyongnak a sötétségben, és nekiütköznek valaminek, úgy tűnik, mintha kőből lenne.
Karanlıkta dolaşmaya başlıyorsunuz ve bir şeye rastlıyorsunuz, ve taştan yapıldığını fark ediyorsunuz.Takže v té tmě přemýšlíte, do čeho praštit, a vypadá to, jako by to bylo z kamene.
Karanlıkta dolaşmaya başlıyorsunuz ve bir şeye rastlıyorsunuz, ve taştan yapıldığını fark ediyorsunuz.И вот вы бродите в темноте, наталкиваетесь на что-то, что кажется сделанным из камня.
Karanlıkta dolaşmaya başlıyorsunuz ve bir şeye rastlıyorsunuz, ve taştan yapıldığını fark ediyorsunuz.И така вие се скитате наоколо в тъмнината, и се удряте в нещо, и се чувства, като че ли това е от камък.
Karanlıkta dolaşmaya başlıyorsunuz ve bir şeye rastlıyorsunuz, ve taştan yapıldığını fark ediyorsunuz.אז אתם מסתובבים בחושך, ואתם נתקלים בדברים, והם מרגישים כאילו הם עשויים מאבן.
Karanlıkta dolaşmaya başlıyorsunuz ve bir şeye rastlıyorsunuz, ve taştan yapıldığını fark ediyorsunuz.وانت تتحسس في الظلام في تلك الغرفة ترتطم بشيء ما يبدو وكأنه مصنوع من الحجارة
Karanlıkta dolaşmaya başlıyorsunuz ve bir şeye rastlıyorsunuz, ve taştan yapıldığını fark ediyorsunuz.どうやら石のようです 大きくて重いので運ぶことができません
Karbondioksitin büyük bir kısmı vücudumuzu plazma içinde dolaşmakta.Dioxidul de carbon în majoritatea timpului circulă în plasmă.
Karbondioksitin büyük bir kısmı vücudumuzu plazma içinde dolaşmakta.Karbon dioksida untuk sebagian besar adalah bepergian dalam plasma.
Karbondioksitin büyük bir kısmı vücudumuzu plazma içinde dolaşmakta.이산화탄소는 대체적으로 혈장을 통해 운반됩니다
Karbondioksitin büyük bir kısmı vücudumuzu plazma içinde dolaşmakta.laat het me duidelijk maken. Koolstofdioxide voor het meeste geval dwarrelt rond in het plasma.
Karbondioksitin büyük bir kısmı vücudumuzu plazma içinde dolaşmakta.L'anidride carbonica per la maggior parte è che viaggiano all'interno del plasma.
Karbondioksitin büyük bir kısmı vücudumuzu plazma içinde dolaşmakta.O gas carbonico na maior parte esta viajando dissolvido no plasma
Karbondioksitin büyük bir kısmı vücudumuzu plazma içinde dolaşmakta.Permítanme dejar claro. Dióxido de carbono en su mayor parte es viajando en el plasma.
Karbondioksitin büyük bir kısmı vücudumuzu plazma içinde dolaşmakta.Vysvětlím to. Oxid uhličitý většinou putuje plazmou.
Karbondioksitin büyük bir kısmı vücudumuzu plazma içinde dolaşmakta.Większość dwutlenku węgla jest przenoszona rozpuszczona w osoczu.
İlgili Sayfalar