dolaşır ile cümle

dolaşır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Sürüyle dolaşırlar.Много путешествует.
Kulak arkasında sigarayla dolaşır.Позади глаз расположены дыхальца.
Diğer çocuklar ise gözü bağlanan çocuğun çevresinde dönüp dolaşırlar.О своём окружении дети заботятся сами.
Genellikle yalnız dolaşır ve yoğun ormanlarda kalır.يعيش بالوحدة ويبقى في الغابات الكثيفة عادةً.
Etrafında denizyıldızları dolaşır.تدور جميع الكواكب حول النجوم.
Çok meraklıdır; köye kadar gelip dolaşır, insanları izler.ثم خرج إلى القرية، فرآها قد عمرت وامتلأت بالناس.
5-20 balıktan oluşan sürüler halinde dolaşırlar.وتنتج كل أنثى من 20 - 50 سمكة.
Üç tekerlekli bisikletiyle dolaşır.وهي ثلاثية العجلات.
Çıplak dolaşır.صور عارية.
Kiyarüstemi, film boyunca, önceki fimlerini çektiği mekanlarda arabayla dolaşırken görülür.يظهر كيارستمى طوال الفيلم عندما كان يتجول بسيارته في مواقع تصوير أفلامه السابقة.
Erkek ren geyikleri genellikle gruptan ayrılır ve yalnız dolaşır.Machos adultos sem grupo geralmente se deslocam sozinho.
Berlin'de kaldığı süre boyunca Paula müze koridorlarında uzun süre dolaşır.Durante a sua estadia berlinessa, Paula Becker passou numerosas horas nas galerias dos museus.
Sürekli Sema'yla birlikte dolaşır.Sempre acompanhada de Lucy.
Augustus Hill, yakalanırken sakat kalır ve cezaevinde tekerlekli sandalye ile dolaşır.Debilitado, Assis está preso a uma cadeira de rodas.
Çünkü Hanzala hep yalın ayak dolaşır.Tu andas sempre descalço...
Spider-Man bir gün şehirde dolaşırken, bir grup suçlu görür ve onlar ile savaşır.A gangue de Spider-Man observa-os e ocorre uma luta.
Böylece Kabil ilk katil ve ilk ölümsüz olarak dünyayı dolaşır.E revelado que ele é o imortal Caim, o primeiro assassino do mundo, condenado a vagar pela Terra para sempre.
Motosikletiyle dolaşır.Sob uma auto-estrada?
"Ha" ile heybeti dilden dile dolaşır oldu.Já o "y" é pronunciado com a língua no céu da boca .
Yıldızlar ise ona göre yeryüzünün altında değil çevresinde dolaşırlarmış.O sol ali, segundo ele, parecia passar em torno da Terra, e não nascer de baixo dela.
Tüm ülkeyi böyle dolaşırken model olmaya karar verir.Ser reconhecida em todo o território nacional como um modelo a ser seguido.
Bir ellerinde thyrsos öteki ellerinde kantharoslarla dolaşırlardı.Ambos seguram um rosário com as respectivas mãos direitas.
Bu Sielulintu (ruh kuşu), kişinin ruhunun rüya aleminde dolaşırken yolunu kaybolup gitmesine mânî olur.Zulk een ziel beweegt en leeft naar de Wil van haar Schepper en gaat het allerhoogste Paradijs binnen.”
Kulak arkasında sigarayla dolaşır.Zich achter de oren krabben.
Bırakıldığı evlerde istenmeyen Cafer böylece 12 ev dolaşır.Het is een onbewoonde hut waar plaats is voor 12 mensen.
Şarap dolu tulumlarla köyleri, kırları dolaşır.Grote tuinen versierden de omgeving.
Motosikletiyle dolaşır.De Fiets.
Yavrusunu büyüten dişi kar parsları dışında bu hayvanlar genelde yalnız dolaşır.Anders dan de gevlekte hyena leeft dit dier meestal alleen.
Üç tekerlekli bisikletiyle dolaşır.Het team rijdt met Trek-fietsen.
Bu amaca uygun olarak, çıplak veya yarı çıplak dolaşırlardı.In veel van die foto's was ze naakt of bijna naakt te zien.
Hutter şatonun içinde dolaşırken Kont Orlok'un odasına girer ve odada küçük bir el kitabı bulur.Wanneer Hutter later het kasteel verkent, ontdekt hij Orlok slapend in een doodskist.
Etrafında denizyıldızları dolaşır.Hierdoor ontstaan planeten rond sterren.
Tyreese, evde dolaşırken zombi tarafından ısırılmış ve ölmüştür.Carol liet zich bijten door de zombie en stierf.
Genelde hep aylak aylak dolaşır.Meestal rijdt er een EHBO'er mee.
Ortalıkta dolaşırken ayağına dışkı bulaşır.Je loopt als het ware op de binnenkant van je voet.
Gece boyunca aylak aylak dolaşır.Hij doolt door de nacht.
Bazen güzel bir fotoğraf çekmek için orada dolaşırım.Soms loop ik daar graag rond om een mooie foto te maken.
Bundan sonra Yahudiler, çölde kırk yıl dolaşırlar.Żydzi po ucieczce z Egiptu czterdzieści lat wędrowali przez pustynię.
Eliklerle (dağkeçileriyle) ve geyiklerle dolaşır.Jej dopływami są: Borowianka (lewobrzeżny) i Słomka (prawobrzeżny).
Kedilerin çoğunluğu gibi, anne-yavru gruplarının dışında jaguar tek başına dolaşır.Jak większość kotowatych, jaguar żyje samotnie.
Kulak arkasında sigarayla dolaşır.Z tyłu kadłuba smuga dymu.
Atının sırtında tüm Asya’yı dolaşır.Za plecami Włocha jechał Trulli.
Vaşaklar doğası gereği yalnız dolaşır ve sadece geceleri avlanırlar.Rekin tygrysi prowadzi samotny tryb życia, poluje w nocy.
Sürüyle dolaşırlar.Dużo podrózuje.
Hep beraber dolaşırlar, hep beraber yemek yerler.Razem wychodziliśmy, razem jedliśmy.
Bu kelebekler genellikle 2-3 hayvandan oluşan gruplar hâlinde dolaşırlar.Zazwyczaj owocniki wyrastają grupkami po 2-3.
Demir Asa ile dolaşır.Przepływa przez Železný Brod.
Genelde derin sularda dolaşır ama bazen kıyıya yaklaşır.Bytuje zazwyczaj w płytkich wodach blisko brzegu, najczęściej w strefie pływowej.
Yenge davul zurna ile evleri dolaşır, düğüne davet edermiş.Taka Jagusia chodziła po prośbie i u nas nocowała.
Rachel, evi dolaşır ve oğlunu bir kez daha görür.Brian ruszył w to miejsce, cały czas rozmawiając z synem.
Sürekli Arzu'yla birlikte dolaşır.Chodził zawsze z laską.
Sürüler halinde dolaşırlar.Prowadzą tam stado bydła.
Tipik olarak 5-10 bireyden oluşan ve bazen de daha büyük gruplarla dolaşırlar.Tworzą grupy liczące od 10 do 15 osobników, choć czasem spotyka się również grupy liczniejsze.
Fabrikanın içinde dolaşırken bir odada yaşlı bir kadın görür.Pomiędzy nimi do koszyka zagląda stara kobieta.
Motosikletiyle dolaşır.Alla åker motorcykel.
Bundan sonra Yahudiler, çölde kırk yıl dolaşırlar.Vägen dit sades gå genom en öken i fyrtio dagar.
Genelde derin sularda dolaşır ama bazen kıyıya yaklaşır.Ibland kommer de upp på land, men håller sig då nära stranden.
Kapı kapı dolaşırsınız.Проходьте на вільні двері!
Tüm şehri dolaşır.Стрічало все місто.
Ortalıkta dolaşırken ayağına dışkı bulaşır.Неочікувано в його ногу раптом щось впивається.

İlgili Sayfalar