dolaşır ile cümle
dolaşır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Normalde yalnız ya da çift hâlinde dolaşırlar ama nadiren büyük gruplar halinde de dolaştıkları da görünür.Тримається зазвичай поодиноко або парами, вкрай рідко невеликими групами.
Atının sırtında tüm Asya’yı dolaşır.На конях сидять зв'язані азійські вожді.
Kedilerin çoğunluğu gibi, anne-yavru gruplarının dışında jaguar tek başına dolaşır.Jako většina kočkovitých šelem je jaguár mimo svou mateřskou skupinu samotářský.
Bu amaca uygun olarak, çıplak veya yarı çıplak dolaşırlardı.Na většině z těchto fotografií byla nahá nebo částečně nahá.
Kulak arkasında sigarayla dolaşır.Téměř neustále má za uchem nedokouřenou cigaretu.
Sık sık Kıbrıstada dolaşırlar.Často je i pomlouvají.
Kapı kapı dolaşırsınız.Tluču na dveře.
Dünyayı dolaşırken Kasım 2009'da sekiz şarkılık bir EP olan The Fame Monster'ı yayımladı.První EP The Fame Monster s 8 písničkami vydala v listopadu 2009.
Şehre ulaşımı kolaylaştırmak için I-495 ve I-395 yolları şehrin büyük bir kısmını dışarıdan dolaşırlar.Do obce vede silnice III/3955 ze silnice II/395 ve směru od Stanoviště.
Üç tekerlekli bisikletiyle dolaşır.Polnou prochází tři cyklistické trasy.
Normalde yalnız ya da çift hâlinde dolaşırlar ama nadiren büyük gruplar halinde de dolaştıkları da görünür.Žijí obyčejně v párech nebo v malých skupinách, samostatně jen velice zřídka.
Genllikle köpek olarak dolaşır ve Sookie'ye ilgisi vardır.Bugs îl crede pe Taz un câine și îi spune Poochie.
Tüm şehri dolaşır.Cânta tot satul.
Yalnız başına sokaklarda dolaşır.Egyedül kimegy az utcára.
Eliklerle (dağkeçileriyle) ve geyiklerle dolaşır.A süveg és a tönk is belül üreges (együregű).
Kulak arkasında sigarayla dolaşır.A fül mögött tapad.
Sürüyle dolaşırlar.Sokat vándorol.
Çıplak dolaşır.Meztelenül.
Motosikletiyle dolaşır.Turistáskodás kerékpáron.
Uykudan kalktıktan sonra türbenin etrafında dolaşır.Az ébredés után a zuhanyzóban találja férjét.
Kiyarüstemi, film boyunca, önceki fimlerini çektiği mekanlarda arabayla dolaşırken görülür.Bébi szinte állandóan napszemüveget visel, amiket a korábbi rablások során lopott autókból szerzett be.
Sıklıkla bu bölgede ormanaltındaki bitkileri ezerek oluşturdukları patikalarda dolaşırlar.Ezek mellett gyakran adott fel fát az erdészet bizonyos állomásokon.
Bundan sonra Yahudiler, çölde kırk yıl dolaşırlar.Israelilaiset vaelsivat autiomaassa 40 vuotta.
Üç tekerlekli bisikletiyle dolaşır.Kolmipyörä on kolmella pyörällä varustettu polkupyörä.
Sürekli Arzu'yla birlikte dolaşır.Liikkuu aina Torunen kanssa.
Sürü hâlinde dolaşır ve göç ederler. ağaçların arkasına saklandıkları düşünülmektedir.Se tarkkailee puiden oksilta maata ja kiertelee puita saalista etsiessään.
Diğer kötülük ruhları tekrar canlandırma çemberinin dışında dururlar ve sonsuza kadar tabiatta dolaşırlar.Uskottomat taas lähetetään suoraan kiirastuleen, jonne he jäävät ikuiseksi ajaksi.
Tüm şehri dolaşır.Περιέκλειε ολόκληρη την πόλη.
Diğer çocuklar ise gözü bağlanan çocuğun çevresinde dönüp dolaşırlar.Τα υπόλοιπα παιδιά γυρίζουν γύρω - γύρω από το παιδί που κάνει την τυφλόμυγα και το πειράζουν.
Kapı kapı dolaşırsınız.Τάφηκε στην Πύλη.
Kulak arkasında sigarayla dolaşır.Περιβάλει το μάτι στο πίσω μέρος του.
Thingol ise ormanda dolaşırken bülbül sesli Melian'ı görür ve ona aşık olur.Τότε τη βλέπει στο δάσος ο κυνηγός του Ρηγόπουλου και την ερωτεύεται.
Sürekli Sema'yla birlikte dolaşır.Συχνά, κάνει παρέα με τη Melissa.
Tavşan kulaklı bir şapka giyerek dolaşır.Στο κεφάλι φοράει φαρδύ ψάθινο καπέλο.
Erginleri yalnız dolaşır.Τετραγωνικώς γειτνιάζεται εκ της ιδίας Μονής.
Elinde plançeta, gözünde gözlüğüyle dolaşır ve bilmediği bir şey yoktur.Φοράει γυαλιά και δεν βλέπει σχεδόν καθόλου χωρίς αυτά.
Bundan sonra Yahudiler, çölde kırk yıl dolaşırlar.Moses og israelitterne vandrer rundt i ørkenen i fyrre år.
Çıplak dolaşır.Kun vakle.
Sosyal hayvanlardır ve mümkün olduğunca gruplar halinde dolaşırlar.Hanner og hunner parrer sig med så mange dyr som muligt.
Bu amaca uygun olarak, çıplak veya yarı çıplak dolaşırlardı.Mange af disse viste hende nøgen eller næsten nøgen.
Üç tekerlekli bisikletiyle dolaşır.Køge Cykel Rings Venner.
Sürekli testlere tabi tuttuğu hastası Dudley Heinsbergen ile dolaşır.Raleigh udfører forskning om et emne hedder Dudley Heinsbergen.
Çıplak dolaşır.Naked utgitt.
Çoğunlukla yalnız dolaşır ve gece avlanır.Dyret går stort sett alene i fjellet og jakter om natta.
Hep beraber dolaşırlar, hep beraber yemek yerler.De setter seg alle ned og spiser et godt måltid.
Eliklerle (dağkeçileriyle) ve geyiklerle dolaşır.Grisene fores med korn (mais) og urter.
Tüm şehri dolaşır.Gegerlah seluruh kota.
Grup, müziğiyle dolaşırken bir gün müsaitseniz size de uğramak ister.Jika engkau mampu melakukan (shalat) itu setiap hari sekali, maka lakukanlah!
Bu amaca uygun olarak, çıplak veya yarı çıplak dolaşırlardı.Untuk itu, ia harus datang dalam keadaan telanjang bulat.
Bundan sonra Yahudiler, çölde kırk yıl dolaşırlar.Bangsa Israel menderita dalam perjalanan di padang gurun selama 40 tahun.
Yalnız başına sokaklarda dolaşır.Dibuatnyalah jalanan sendiri.
Çok meraklıdır; köye kadar gelip dolaşır, insanları izler.Ia lolos terus, sampai akhirnya ia ketahuan dan dikejar-kejar penduduk desa.
Normalde yalnız ya da çift hâlinde dolaşırlar ama nadiren büyük gruplar halinde de dolaştıkları da görünür.Biasanya menyendiri atau berdua, jarang berkelompok.
Tavşan kulaklı bir şapka giyerek dolaşır.Hiasan rambutnya berupa topi kecil berbentuk telinga kelinci.
Sık sık Kıbrıstada dolaşırlar.Mereka jadi sering berpesta-pora.
Bir gün kırlarda dolaşırken tanrı Apollon'un koruması altındaki inekleri çalar.Pada malam setelah dia lahir, dia mencuri ternak milik Apollo.
Yalnız başına sokaklarda dolaşır.Harry thì lang thang một mình trên những con phố.
Sonrasında T hücresi bu antijeni taşıyan MHC I reseptörlerini aramak için vücutta dolaşır.Sau đó, tế bào T di chuyển khắp cơ thể để tìm các tế bào mang các thụ thể MHC I trình diện kháng nguyên này.
Bu amaca uygun olarak, çıplak veya yarı çıplak dolaşırlardı.Ý tưởng là chạy hay đi bộ 10 km trần truồng.
Ekseriyetle sürü halinde dolaşırlar.Chúng làm tổ theo bầy.