dolaşır ile cümle

dolaşır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Vaşaklar doğası gereği yalnız dolaşır ve sadece geceleri avlanırlar.Luchse sind grundsätzlich Einzelgänger, die nur bei Nacht auf Jagd gehen.
Dünyayı dolaşırken Kasım 2009'da sekiz şarkılık bir EP olan The Fame Monster'ı yayımladı.Im November 2009 wurde die EP The Fame Monster mit acht neuen Liedern veröffentlicht.
Tüm şehri dolaşır.Ich will die ganze Stadt einnehmen.
Yavrusunu büyüten dişi kar parsları dışında bu hayvanlar genelde yalnız dolaşır.Mit Ausnahme von Muttertieren mit ihrem Nachwuchs tritt der Kleine Igeltenrek überwiegend allein auf.
Genelde derin sularda dolaşır ama bazen kıyıya yaklaşır.Sie leben vorwiegend in tiefen Gewässern und kommen selten in die Nähe der Küsten.
Resif çevresinde dolaşır.Das Geheimnis umkreisend.
Veya uzunca bir zaman sağır ve dilsiz dolaşır.Er ist lang und kurz bedornt oder ohne Dornen und lang verzweigt.
Kahraman harita üzerinde dolaşırken üzerine giyebileceği silahlar, zırhlar, yüzükler gibi eşyalar bulabilir.Der Held kann sich mit besseren Ausrüstungsgegenständen wie Rüstungen, Waffen oder Ringen ausrüsten.
Etrafında denizyıldızları dolaşır.Über Sternen muß er wohnen.
Yerleri sabitti ve sürekli silahlı dolaşırlardı.Polizisten reisten nur paarweise und waren immer gut bewaffnet.
Tüm şehri dolaşır.Elle traverse toute la Ville.
Berlin'de kaldığı süre boyunca Paula müze koridorlarında uzun süre dolaşır.Au cours de son séjour berlinois, Paula Becker passa de nombreuses heures dans les galeries des musées.
Augustus Hill, yakalanırken sakat kalır ve cezaevinde tekerlekli sandalye ile dolaşır.Augustus Hill est un prisonnier en fauteuil roulant.
Sık sık Kıbrıstada dolaşırlar.Ils rechignent souvent.
Yiyecek aramak için dolaşırlar, ancak kaynağı bulduklarında ona yakın yerleşirler ve hareketleri azalır.En descendant, ils trouvent un verger abandonné par un moine, s'y établissent et mangent leurs lamas.
Hep beraber dolaşırlar, hep beraber yemek yerler.Ils iront ensuite manger tous ensemble.
Genllikle köpek olarak dolaşır ve Sookie'ye ilgisi vardır.Il devient un loup totalement solitaire et se rapproche de Sookie.
Kedilerin çoğunluğu gibi, anne-yavru gruplarının dışında jaguar tek başına dolaşır.Comme la plupart des félins, le jaguar est solitaire dès qu'il quitte sa mère.
Çoğunlukla yalnız dolaşır ve gece avlanır.La plupart n'en sortent que la nuit pour aller chasser.
Yerleri sabitti ve sürekli silahlı dolaşırlardı.Il faudra s’armer, s’armer toujours.
Motosikletiyle dolaşır.Il part à vélo.
Kulak arkasında sigarayla dolaşır.Prestement, elle dissimula la cigarette dans son dos.
Bazı insanlar (Şamanlar) garip maskeler ve koyun postları giyerek etrafta dolaşırdı.Les femmes portaient des jupes et des blouses avec des châles et des mocassins.
Motosikletiyle dolaşır.Anda en bicicleta.
Tipik olarak 5-10 bireyden oluşan ve bazen de daha büyük gruplarla dolaşırlar.Se congregan en grupos de 5 a 10 individuos, y a veces en grupos mayores.
Kendisini kele dönüştürerek öteki dünyaya bile gidebilir, göğün yedi katını ve yıldızları dolaşır.Ella los elevó por los aires, lejos de la tierra y se convirtieron en las siete estrellas.
Yerleri sabitti ve sürekli silahlı dolaşırlardı.De día araban y sembraban armados.
Hep beraber dolaşırlar, hep beraber yemek yerler.A continuación se reúnen todos a comer.
Ölüler diyârı (toprağın altı) ile yaşayanlar diyârı (toprağın üstü) arasında dolaşırlar.Rendían culto a los muertos, a quienes colocaban en bóvedas de piedra cubiertas de lajas.
Berlin'de kaldığı süre boyunca Paula müze koridorlarında uzun süre dolaşır.Durante su estancia berlinesa, Becker pasó numerosas horas en las galerías de los museos.
Bacak bacağa dolaşır..Mi culo fue a la pluma ...
Vaşaklar doğası gereği yalnız dolaşır ve sadece geceleri avlanırlar.Sus hábitos de caza son exclusivamente nocturnos.
Atının sırtında tüm Asya’yı dolaşır.En Asia Central se domestica el caballo.
Genllikle köpek olarak dolaşır ve Sookie'ye ilgisi vardır.Es atacado por Sweetie mientras está cuidando de Sookie.
Bu amaca uygun olarak, çıplak veya yarı çıplak dolaşırlardı.Según los casos, esta aparece vestida o bien total o parcialmente desnuda.
Sürüyle dolaşırlar.Da demasiadas vueltas.
Cadılar Bayramı gecesinde çocuklar kapı kapı dolaşırlar.Nella notte di Halloween i bambini vanno porta a porta.
Tipik olarak 5-10 bireyden oluşan ve bazen de daha büyük gruplarla dolaşırlar.Si raggruppano solitamente in gruppi di circa 5-10 individui e a volte anche in gruppi più numerosi.
Tavşan kulaklı bir şapka giyerek dolaşır.Indossa sempre delle orecchie da coniglio.
Üç tekerlekli bisikletiyle dolaşır.Si trasforma in una macchina a tre ruote.
Açık sularda nadiren dolaşırlar.Solo di rado si spinge in acque aperte.
Marty dolaşırken George'un Lorraine'i gözetlediğini görür.Intanto Cassidy vieta a Mark di vedere Lori.
Çıplak dolaşır.Sul nudo.
Kapı kapı dolaşırsınız.Bussano alla porta.
Genelde derin sularda dolaşır ama bazen kıyıya yaklaşır.Normalmente frequentano acque costiere anche se a volte si trovano anche al largo.
Gündüzleri 30–40 m. derinlerde, geceleri yüzeye yakınlarda dolaşır.Durante il giorno staziona fra i 500 e i 3000 m di profondità; durante la notte nuota vicino alla superficie.
Demir Asa ile dolaşır.Si ottiene nella Volta di Ferro.
Kulak arkasında sigarayla dolaşır.Dalla schiena gli sprizzano fiamme soniche.
Berlin'de kaldığı süre boyunca Paula müze koridorlarında uzun süre dolaşır.В Берлине Паула проводила много времени в музеях.
Charlie etrafta dolaşırken tesadüfen ona rastlar.К нему на приём случайно и попадает Сьюзан.
Ölüler diyârı (toprağın altı) ile yaşayanlar diyârı (toprağın üstü) arasında dolaşırlar.Мертвых хоронили вместе с дарами, среди которых были глиняные женские фигурки.
Yorulmaksızın masaların arasında dolaşır.Сказывалась усталость от бесконечных гастролей.
Açık sularda nadiren dolaşırlar.Редко переходят на открытую воду.
Motosikletiyle dolaşır.Ездит на мотоцикле.
Tüm şehri dolaşır.Она ходит по городу.
Bundan sonra Yahudiler, çölde kırk yıl dolaşırlar.Египтяне вернулись обратно в Египет, а евреи начали скитаться по пустыне в течение сорока лет.
Hep beraber dolaşırlar, hep beraber yemek yerler.Мы везде ходим вместе и всё делаем вместе.
Üç tekerlekli bisikletiyle dolaşır.Он ездит на большом чёрном мотоцикле.
Bataklık bölgelerde dolaşır.Протекает по Баварии.
Tavşan kulaklı bir şapka giyerek dolaşır.Он носит на голове кроличьи уши.

İlgili Sayfalar