dolaşır ile cümle
dolaşır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Locavore'lar yiyecek bulmak için 100 mil çaplı bir alanı dolaşırlar.The locavores used to get food taken in a radius of 100 miles.
Denizde dolaşırken, direğin üzerinden baktığınızda daha uzağı görürsünüz.Go to the forums and talk about this point, but I thought the best answer was neither.
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Thick clouds are a covering to him, so that he doesn't see. He walks on the vault of the sky.'
Otlamak için tepeleri dolaşır, Yeşillik arar.The range of the mountains is his pasture, He searches after every green thing.
İnsanlar arasında alçaklık rağbet görünce, Kötüler her yanda dolaşır oldu.The wicked walk on every side, when what is vile is exalted among the sons of men.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Day and night they prowl around on its walls. Malice and abuse are also within her.
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.They return at evening, howling like dogs, and prowl around the city.
Göklere karşı ağızlarını açarlar, Boş sözleri yeryüzünü dolaşır.They have set their mouth in the heavens. Their tongue walks through the earth.
Orada gemiler dolaşır, İçinde oynaşsın diye yarattığın Livyatan da orada.There the ships go, and leviathan, whom you formed to play there.
(Onlar sizin) yanınızda dolaşırlar, birbirinizin yanına girip çıkarsınız.There is no harm if you or they visit one another at other times (without permission).
Baksana onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar?Have you not seen that they wander distract in every valley,
Çevrelerinde de kendilerine mahsus, sedef içinde saklı inci gibi civanlar dolaşır (hizmet eder).And young attendants like pearls within their shells, will go round.
Onunla kaynar su arasında dolaşırlar.They will go round and around between it and boiling water.
Çevrelerinde, ebedi yaşamağa erdirilmiş gençler dolaşır;Youths of never-ending bloom will pass round to them
Ve bacak bacağa dolaşır.And anguish will be heaped upon anguish:
Onlar, kendisiyle alabildiğine kaynar hale getirilmiş su arasında dönüp-dolaşırlar.They will go round and around between it and boiling water.
Çevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp dolaşır;Youths of never-ending bloom will pass round to them
"Öyle ki, onun içinde geniş yollarında gezip-dolaşırsınız, diye."So that you may walk upon its spacious paths.'
Sedefteki inciler gibi olan gençler yanlarında dolaşırlar.And young attendants like pearls within their shells, will go round.
Onlar, cehennem ateşiyle kaynar su arasında dolaşır dururlar.They will go round and around between it and boiling water.
Bacaklar birbirine dolaşır.And anguish will be heaped upon anguish:
Yahut onu aciz bırakamayacaklarına göre dönüp dolaşırlarken tutup onları helak etmeyeceğinden.Or that He will not seize them as they move about, and they will not be able to elude (His grasp);
İhtiyarlamıyan delikanlı hizmetçiler dolaşır etraflarında.Youths of never-ending bloom will pass round to them
Bunlar dışında size de onlara da bir günah yoktur. Aranızda dolaşırlar, birbirinize bakabilirsiniz.There is no harm if you or they visit one another at other times (without permission).
Görmez misin onları ki, her vadide tutkun-şaşkın dolaşırlar.Have you not seen that they wander distract in every valley,
Çevrelerinde, kendilerine özgülenmiş genç uşaklar dolaşır; sanki sedeflerinde saklı inciler.And young attendants like pearls within their shells, will go round.
Onlar, onunla kaynar su arasında dolaşırlar.They will go round and around between it and boiling water.
Dolaşır çevrelerinde, sürekli görevlendirilmiş gençler.And boys of everlasting youth will go about attending them.
Baksana onlar her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar.Have you not seen that they wander distract in every valley,
Hizmetlerine verilmiş, (kabuğunda) saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar.And young attendants like pearls within their shells, will go round.
Onlar, cehennemle kaynar su arasında dolaşır dururlar.They will go round and around between it and boiling water.
Çevrelerinde, (hizmet için) ölümsüz gençler dolaşır;Youths of never-ending bloom will pass round to them
Çevrelerinde, ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dolaşırlar.Youths of never-ending bloom will pass round to them
Bacak bacağa dolaşır..And anguish will be heaped upon anguish:
Bacağı bacağına dolaşır, ölüm acısıyla kıvranır. [6,61-62]And anguish will be heaped upon anguish:
Yeryüzünde bozgunculuk yapmak için dolaşırlar. ALLAH ise bozguncuları sevmez.Yet they rush around to spread corruption in the land; but God does not love those who are corrupt.
Senden önce gönderdiğimiz tüm elçiler de yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı.We never sent before you apostles who did not eat food and walk the market places.
Onunla kaynar su arasında dönüp dolaşırlar.They will go round and around between it and boiling water.
Yanlarında ölümsüz gençler dolaşır; onları gördüğünde saçılmış birer inci sanırsın.Immortal youths shall go about them; when thou seest them, thou supposest them scattered pearls,
Etraflarında, ölümsüz delikanlılar dolaşır, onları görünce sanırsın ki saçılmış incilerdir.Immortal youths shall go about them; when thou seest them, thou supposest them scattered pearls,
Dolaşır çevrelerinde, sürekli görevlendirilmiş gençler. Görseydin onları, dizilmiş inciler sanırdın.Immortal youths shall go about them; when thou seest them, thou supposest them scattered pearls,
Etraflarında ölümsüz hizmetçiler dolaşır, onları görünce saçılmış inciler sanırsın.Immortal youths shall go about them; when thou seest them, thou supposest them scattered pearls,
Yahut dönüp dolaşırlarken oun, kendilerini yakalamayacağından (emin midirler)?Or that He will not seize them during their activities?
Ve onları tuğyanları içinde şaşkınca dolaşır bir durumda bırakıverir.And He leaves them blundering in their transgression.
Yahut onlar dönüp dolaşırlarken Allah'ın kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular?Or that He will not seize them during their activities?
Gölgeleri Allah'ın kudretine boyun eğip secde ederek, sağa sola döner, dolaşır.Their shadows revolve from the right and the left, bowing to God as they shrink away.
Yeryüzünde bozgunculuk yapmak için dolaşırlar.And they strive to spread corruption on earth.
Aranızda dolaşırlar, birbirinize bakabilirsiniz.This is how God explains His revelations to you.
İnsanlar yüksek oranda dekore edilmiş “savaş şamandıraları”nı sokaklarda çekerek dolaşır. [1]People spin highly decorated “battle floats” as they pull them through the streets.[6]
Kuraklık yıllarında yiyecek bulmak için dolaşırlar.In drought years they wander in search of food.
Sürgüne uğramış yaylalarda demirciye dönüşüp Heather adında bir kadınla evlenerek dolaşır.Banished, he wanders the highlands, becoming a blacksmith and marrying a woman named Heather.
Dövüldükten sonra Baki, eğitimine devam ederek dünyayı dolaşır.After being beaten, Baki travels around the world continuing his training.
Şair ormanda dolaşırken siyahlara bürünmüş bir şövalye bulur ve şövalyenin acısını sorar.Wandering a wood, the poet discovers a knight clothed in black, and inquires of the knight's sorrow.
Diğer kötülük ruhları tekrar canlandırma çemberinin dışında dururlar ve sonsuza kadar tabiatta dolaşırlar.Andere böse Geister stehen außerhalb des Reinkarnations-Kreislaufes und leben ewig in der Natur.
Sık sık Kıbrıstada dolaşırlar.Sie werden zuweilen fächerförmig ausgebreitet.
Üç tekerlekli bisikletiyle dolaşır.Doch sie folgt den dreien mit dem Fahrrad.
Bu amaca uygun olarak, çıplak veya yarı çıplak dolaşırlardı.Viele Tänze der beiden wurden halbnackt oder nackt aufgeführt.
Bunun için de ruh, günahından temizlenmek üzere, birçok vücutlarda dolaşır.Dennoch gibt es für ihn einen Teil der Seele, der über den Körper hinausweist.
Berlin'de kaldığı süre boyunca Paula müze koridorlarında uzun süre dolaşır.Während ihrer Berliner Zeit verbrachte Paula Becker viel Zeit in Museen.
Çıplak dolaşır.Die Nackte.