dolaşır ile cümle

dolaşır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu dergi yaygın olarak dolaşır.This magazine circulates widely.
Bu ülkede, bazıları ayakkabısız dolaşır.Some of them go without shoes in this country.
Burada dolaşırken düşen kayalara dikkat etmelisin.When you walk around here, you have to look out for falling rocks.
Parkta dolaşırken, bir arkadaşıma rastladım.Walking in the park, I met a friend of mine.
Parkta dolaşırken, bir yavru kuş buldum.Walking in the park, I found a baby bird.
Joseph futbol oynayamaz. Top ayağına dolaşır ve her şeyi karman çorman eder.Joseph can't play soccer. He trips on the ball and mixes everything up.
Kurtlar sürüler halinde dolaşırlar.Wolves travel in packs.
Kan vücutta dolaşır.Blood circulates in the body.
Geceleyin dolaşırken kendimi güvensiz hissediyorum.I feel unsafe walking around at night.
Birçok kişi Pekin'de bisikletle dolaşır.Lots of people get around by bike in Peking.
Tom üzerinde herhangi bir giysi olmadan evin etrafında aylak aylak dolaşır.Tom likes to lounge around the house without any clothes on.
Kaplanlar, av bulmak için çok geniş bir alanı dolaşırlar.Tigers roam over a very large area to find prey.
Sık sık dolaşır mısın?Do you take trips often?
Sami yaşlı bir kadınla dolaşırken görüldü.Sami was seen hanging out with an older woman.
Yalnız başına sokaklarda dolaşır.He looks around on the streets by himself.
Kedilerin çoğunluğu gibi, anne-yavru gruplarının dışında jaguar tek başına dolaşır.Like most cats, the jaguar is solitary outside mother–cub groups.
Çünkü Hanzala hep yalın ayak dolaşır.Eddie is always up to silly scams.
Kuzey gerçek balina yunusları bireyler halinde veya 2000 kadar büyük gruplar halinde dolaşırlar.Northern right whale dolphins are found as individuals or in groups as large as 2000.
Genellikle yalnız dolaşır ve yoğun ormanlarda kalır.It is generally solitary and stays in dense jungles.
Bu amaca uygun olarak, çıplak veya yarı çıplak dolaşırlardı.In this thorn wilderness, I walked barefoot and half-naked for weeks.
Çocuklar ise bir araya toplanarak evleri dolaşır,bayramlaşarak şeker ve harçlık toplarlar.The devotees then break their fast, by sharing food and sweets.
Sosyal hayvanlardır ve mümkün olduğunca gruplar halinde dolaşırlar.These animals are very social and should always be housed in groups when possible.
Çaresiz bir halde dolaşırken yine zengin arkadaşına rastlar, onun verdiği tüm parayı kıza götürür.He gets more trouble, and his new girlfriend Alice spends all the money she gets.
Tüm şehri dolaşır.All Around the Town.
Kapı kapı dolaşırsınız.You get to the door.
Sık sık Kıbrıstada dolaşırlar.They are often strongly curved.
Açık sularda nadiren dolaşırlar.They rarely wade in open water.
Genellikle head gearlı dolaşırlar.They can usually climb very well.
Veya uzunca bir zaman sağır ve dilsiz dolaşır.During the long journey, he is sometimes stubborn and sullen.
Bundan sonra Yahudiler, çölde kırk yıl dolaşırlar.After which the Israelites are made to wander for 40 years.
Genllikle köpek olarak dolaşır ve Sookie'ye ilgisi vardır.Skippy takes the dog to Sooky.
Sırttan inen yavrular yaklaşık 6-7 ay kadar annelerinin arkasında dolaşırlar.The young birds stay on with the parents for six to seven months.
Tipik olarak 5-10 bireyden oluşan ve bazen de daha büyük gruplarla dolaşırlar.They typically congregate in groups of about five to 10 in number, but sometimes in larger groups.
Üç tekerlekli bisikletiyle dolaşır.It had 3 wheelbases.
Çok meraklıdır; köye kadar gelip dolaşır, insanları izler.They reluctantly concede and he wanders through the town looking for entertainment.
Üreme mevsiminde dışında küçük sürüler halinde dolaşırlar.It forms small flocks outside the breeding season.
Yatakları tek tek dolaşırdık.We went from bed to bed.
Sen çok safsın ve yaşlı erkeklerin arasında gülümseyerek dolaşırsın.You're all naive and go around smiling at any old guy right?!
Ben Baek Seung jo hakkında endişe ederken seni heryerde onun etraafında dolaşırken gördüğüm doğru.As I was worrying about Baek Seung Jo, it's true that I saw you following him around everywhere.
Civardaki patika çok güzeldir.Siz dolaşırken biz de barbekülerinizi hazırlıyor olacağız.The trails around here are really nice. We'll be preparing the bbq while you're gone.
Çalı toplantı odasını yuvarlanarak dolaşır.Tumbleweed rolls through the meeting room.
Gün boyunca dışarıda dolaşır, günlük ihtiyacını karşılar ve geri döner --Goes off during the day and does normal pigeon stuff.
Elimizde not defterlerimiz dünyayı dolaşırız ve mücevherleri ararız.We travel across the world with our notepads in our hands, and we wait for the gems.
Tüm ülkeyi dolaşır,... ...günah tohumları ekmek için.He got the application that you just sent in
Avaracı dolaşır, git camiye otur.He walks around idle: Go and sit in the mosque!
Kongrenin etrafından dolaşırız.Go around Congress.
Sanırım bana annemden geçmiş, kendisi evin içinde emekleyerek dolaşırdı.Thank you. I think I inherit it from my mother, who, used to crawl around the house on all fours.
Ailelerini öldürdüğü insanlar arasında şimdi dolaşırken hayatının riske atıyor.He risked his life as he walked up to people whose families he'd murdered.
Ve ben -- işimi yaparken genelde yalnız dolaşırım, ama şunu yaptım --And I was -- I usually travel alone when I do my work, but I did this --
Yani, bir parçacık evrende dolaşırken, bu Higgs parçacıkları ile etkileşebilir.Now when a particle moves through the universe, it can interact with these Higgs particles.
Dünyayı dolaşırken bana sorulan soru bu,That's the question I get asked as I'm going around the world:
Ve siz bu kayda değer ayakkabılarla etrafta dolaşırken biri "Bunlar ne?" diyecek.And as you walk around with this remarkable pair of shoes and someone says, "What are those?"
Büyük gerçeklerin etrafında dönüp dolaşırlar.They circle the great truths again and again and again.
Sokaklarda dolaşırken, kucağında bir bebekle küçük bir çocuk bana yaklaştı.As I wandered the streets, a small child approached me with a baby in his arms.
Ama gezip dolaşırken bize sağladığı rahatlık için buna değer.But it's worth it for the freedom that this gives us as we're going around.
Ara verildiğinde etrafta dolaşırken birçoğunuz kendi kabilenizin üyeleriyle tanıştınız.In walking around at the break, many of you had met members of your tribe.
Başka bir şey de bunun navigasyon için iyi olması. Size şehirde dolaşırken rehberlik yapabilir.Another thing it's good for is navigation -- it can guide you around in a city.
- Ve diğer tarafı dolaşırdın.- And the other way around.
Dhani dünyanın farklı uluslarını dolaşır.Dhani travels to a different nation of the world.
Önceleri kafamda binlerce soru dolaşırdı, ama bir senedir yanında sessizlik içinde oturuyorum.I use to have thousands of question, but I am in total silence for one year.

İlgili Sayfalar