dolaşıp ile cümle

dolaşıp kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Tom, Boston caddelerinde avare avare dolaşıp şehri ve insanları gözlemleyen biri.Tom is a flâneur in the streets of Boston.
Bazıları serbest dolaşıp avlandıkları halde diğer bazıları örmüş oldukları ağa bağımlı olarak yaşar.Some will chase you, some will wander freely, some run from you.
Moroder, dünyayı dolaşıp 70ler ve 80lerdeki klasik parçalarını ve yeni yorumlamalarını çalıyor.He is touring worldwide and playing his classics from the 70s and 80s and new remixes.
Böylece tüketiciler çeşitler arasında dolaşıp seçim yapabiliyorlar.And they wished that they could pick and choose amongst the different vendors.
Mükemmel yön bulma yeteneğini kullanarak... okyanuslarda dolaşıp kendisine bir eş arıyor.He uses his wonderful skills at navigation to wander the oceans, looking for a mate.
Bütün bunların hepsi, dönüp dolaşıp bitkilere geliyor.All these things, they come back to plants.
Dönüp dolaşıp, yapacağınız günde 1,667 kelimeyi bir ay boyunca yazmak.It turns out, all you have to do is write 1,667 words a day for a month.
Ya da zihninizde dolaşıp duran o dırdırcı düşünce de olabilir.Or it might just be that one little nagging thought that just goes round and round your mind.
Biz insanlar, tabi ki köpekler gibi etrafta dolaşıp kendi bölgemizi kokuyla işaretlemeyizUs humans, of course, we don't move around marking our territory by scent, like dogs.
Dolayısıyla dışarıya çıkacağız ve etrafından dolaşıp buna geri bakacağız.So we're going to go out and swing around and look back at this.
Gelip etrafta dolaşıp durması her zaman çok komik.Well, it's always kind of funny when he comes up and hovers.
Amaç, galoş giyip, dolaşıp, yolumuzu bulmak.It is to put on some galoshes -- and walk through and find our way around.
Bizde küçük bir kamyonet kiraladık ve tüm doğu yakasını dolaşıp onları satmaya çalıştık.So what we did was we rented a little van and we drove all over the east coast trying to sell it.
Beni izlemeye devam edin, çünkü dönüp dolaşıp başa döneceğim.So stay with me, because it does circle around and back.
Kapı kapı dolaşıp plaka koruyucuları sattım.I sold license plate protectors door to door.
Etrafta dolaşıp neler olduğuna bakıyorlar.They go around looking for what it is.
Sokaklarda dolaşıp, dileniyordum.I was walking the streets, begging.
Amerika'da ortalarda dolaşıp insanlara neyin değişmesi gerektiğini söylemedi.He didn't go around telling people what needed to change in America.
Oradan oraya dolaşıp duruyor.He keeps moving around.
Hiç kimse etrafta dolaşıp her istediğini söyleyemez!A person can't just go around saying everything they want to!
"Ne, benim dolaşıp çocuk gecelik ve tüm bu tür bir şey nerede?""Where is my wandering boy to-night and all that sort of thing, what?"
"Bu benim arabam, ve biraz dolaşıp arabamla gösteriş yapacağım.""This is my car, and I'm going to drive around and show off my car."
Kimse bir kimyacının ortalıkta dolaşıp diğerlerini dürtükleyip bildiklerini değiştirmesini istemez.Nobody wants a chemist to come in and poke around in their stuff like that and change things.
Ortalıkta dolaşıp insanlara Amerika'da neyin değişmesi gerektiğini söylemediHe didn't go around telling people what needed to change in America.
Zengin bir ailede doğmuş öyle dolaşıp duran biri...Some people are born with rich parents and go around like that...
Yapmayı sevdiğim şeylerden birisi dünyanın çevresine dolaşıp arkeolojik bölgeleri gezmek.So, one of the things that I love to do is travel around the world and look at archaeological sites.
Bir ulustan öbürüne, Bir ülkeden ötekine dolaşıp durdular.They went about from nation to nation, from one kingdom to another people.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.He marveled because of their unbelief. He went around the villages teaching.
Fakat onlar, uyuyorlarken, Rabbin tarafından dolaşıp-gelen bir bela' onun üstünü sarıp-kuşatıverdi.Then a calamity from your Lord fell upon it, but they remained fast asleep.
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce geçmiş kimselerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı?Have they not travelled on the earth and seen how the others before them had met their end?
Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı?Have they not journeyed in the land and seen the fate of those before them?
Görmez misin ki hiç şüphe yok, onlar, her vadide sersemce dolaşıp dururlar.Have you not seen that they wander distract in every valley,
Dönüp dolaşıp sana geldik."We turn to You alone."
Onların beldelerde dolaşıp durmaları seni aldatmasın.So do not let their activities in the land deceive you.
Onlar yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bir bakmıyorlar mı?Have they not journeyed in the land and seen the fate of those before them?
Alaycı/gammaz, koğuculuk için dolaşıp duran,Or backbiter, calumniator, slanderer,
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. İşler, dönüp dolaşıp Allah'a varır.For to God belongs all that is in the heavens and the earth, and to God do all things return.
Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görmezler mi?Have they not journeyed in the land and seen the fate of those before them?
Azgınların dönüp dolaşıp varacakları yuvalarıdır.The rebels' abode,
Dolaşıp dolaşıp yuvalarına, yörüngelerine giren gezegenlere...The planets withdrawing into themselves,
Yeryüzünü dolaşıp kendilerinden öncekilerin akıbetine bakmazlar mı?Have they not travelled on the earth and seen what befell the people before them?
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmazlar mı?Have they not travelled on the earth and seen how the others before them had met their end?
Çevrelerinde, inciler gibi korunmuş kendilerine ait hizmetkarlar (servis için) dolaşıp durur.And young attendants like pearls within their shells, will go round.
Yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonu nice olmuş diye bakmıyorlar mı?Did they not travel in the land to see what sort of fate befell those before them?
Yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonucu ne olmuş, görmezler mi?What, have they not journeyed in the land and beheld how was the end of those before them?
"Bize hem bu dünyada güzellik yaz hem de âhirette! Dönüp dolaşıp sana geldik."And prescribe for us in this world good, and in the world to come; we have repented unto Thee.'
Yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görmediler mi?What, have they not journeyed in the land and beheld how was the end of those before them?
İşler, dönüp dolaşıp Allah'a varır.And all matters go back (for decision) to Allah.
Hepiniz dönüp dolaşıp Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.All of you will return to God.
Bir doktor ekibi 9 binden fazla evi dolaşıp kan örneği alacak.A team of doctors will visit more than 9,000 households to take blood samples.
SETimes'a konuşan üretici, "Tezgahtan tezgaha dolaşıp en ucuz fiyatları arıyorlar."They are going from stall to stall looking for the lowest prices.
İnsanlar saatlerce pazarda dolaşıp pazarlık ediyor. [Andy Dabilis/SETimes]Many spend hours haggling and visiting at the market. [Andy Dabilis/SETimes]
Ayrıca köpekleri ve kedileri mahalleyi dolaşıp koleksiyon eşyalarını koklayabilirler.They can also have dogs and cats go around town and sniff for collectables.
Collins tüm ülkede dolaşıp yandaşlar topluyordu.Er reiste durch das ganze Land, um Reden zu halten.
Embolize olmuş yağ venöz sistemde dolaşıp akciğere gidince akciğer kılcallarını tıkar.Bei der Operation werden, wenn möglich, die Eingeweide in den Bauch gelegt und der Bauch verschlossen.
"Bizde dönüp dolaşıp gelinen yer müziktir".Ella respondió: "A Alá pertenecemos y a él volveremos.
"Bizde dönüp dolaşıp gelinen yer müziktir".В мае мы к нему возвращаемся».
Tibet'in eteklerinden dolaşıp Doğu Türkistan'a vardılar.Толчки доходили аж до Тибета.
Altı ay zarfında Posof, Ardahan ve Çıldır'ı dolaşıp tekrar Afyon'a geri döndü.Со временем она становится более собранной и серьёзной и возвращается обратно на Мьюни.
Bu törende ev ev dolaşıp pay toplar.Tato etapa zahrnuje shromáždění a rozmístění finančních prostředků.

İlgili Sayfalar