"Ben rüzgâra dokunuyorum" diye hissedemeyiz ancak esinti biraz hızlanırsa hissedebiliriz.אין אנו חשים, "אני נוגע באויר," אלא אם המשב הוא קצת יותר מהיר, רק אז אני חש אותו.
"Ben rüzgâra dokunuyorum" diye hissedemeyiz ancak esinti biraz hızlanırsa hissedebiliriz.نحن لا نشعر," أنا ألمس الهواء," لكن إذا كان النسيم أسرع قليلاً عندها أستطيع الإحساس به.
"Ben rüzgâra dokunuyorum" diye hissedemeyiz ancak esinti biraz hızlanırsa hissedebiliriz.私達は「空気を触っている」とは感じませんが 風のように速くなれば感じられることが出来ます 私達の現実を構成する物は全て
Birbiriyle bağlantılı ağlar evde ve işte günlük hayatlarımıza dokunuyor.Medomrežne povezave uporabljamo v vsakdanjem življenju tako doma kot pri delu.
Birbiriyle bağlantılı ağlar evde ve işte günlük hayatlarımıza dokunuyor.Wzajemnie połączone sieci są obecne w naszym życiu codziennym, w domu i w pracy.
Birbiriyle bağlantılı ağlar evde ve işte günlük hayatlarımıza dokunuyor.Взаимосвързаните мрежи засягат ежедневието ни у дома и в работата.
Bu canımızı yaktı çünkü ucu ilk önce, genç nesle dokunuyor.A to bolelo.
Bu canımızı yaktı çünkü ucu ilk önce, genç nesle dokunuyor.Dan itu menyakitkan.
Bu canımızı yaktı çünkü ucu ilk önce, genç nesle dokunuyor.Das hat weh getan.
Bu canımızı yaktı çünkü ucu ilk önce, genç nesle dokunuyor.Dat deed pijn.
Bu canımızı yaktı çünkü ucu ilk önce, genç nesle dokunuyor.E isso magoou.
Bu canımızı yaktı çünkü ucu ilk önce, genç nesle dokunuyor.E questo fece male.
Bu canımızı yaktı çünkü ucu ilk önce, genç nesle dokunuyor.És ez fájt.
Bu canımızı yaktı çünkü ucu ilk önce, genç nesle dokunuyor.Et ça fait mal.
Bu canımızı yaktı çünkü ucu ilk önce, genç nesle dokunuyor.적자 문제를 해결할 수 있는 개혁을 단행할 수 있는 시간을 가졌으면 했습니다. 그리고 그것은 상처가 되었습니다. 왜냐하면, 무엇보다,
Bu canımızı yaktı çünkü ucu ilk önce, genç nesle dokunuyor.Şi a durut.
Bu canımızı yaktı çünkü ucu ilk önce, genç nesle dokunuyor.To boli bo, po pierwsze, krzywdzi młode pokolenie, i nie tylko,
Bu canımızı yaktı çünkü ucu ilk önce, genç nesle dokunuyor.Và điều đó rất đau xót.
Bu canımızı yaktı çünkü ucu ilk önce, genç nesle dokunuyor.Y eso dolió.
Bu canımızı yaktı çünkü ucu ilk önce, genç nesle dokunuyor.Κι αυτό πόνεσε.
Bu canımızı yaktı çünkü ucu ilk önce, genç nesle dokunuyor.И това болеше.
Bu canımızı yaktı çünkü ucu ilk önce, genç nesle dokunuyor.І це було боляче.
Bu canımızı yaktı çünkü ucu ilk önce, genç nesle dokunuyor.Тяжело, потому что, прежде всего, это ударило по молодежи, и не только, многие из них вышли на демонстрации.
Bu canımızı yaktı çünkü ucu ilk önce, genç nesle dokunuyor.עם הגרעון ולא מקטינות את הגרעון שהיה הסימפטום של הבעיה. וזה כאב. זה כאב בגלל שזה, ראשית כל,
Bu canımızı yaktı çünkü ucu ilk önce, genç nesle dokunuyor.مع العجز بدلاً عن محاولة خفض هذا العجز الذي لم يكن سوى عرض من أعراض المشكلة و كان ذلك مؤلماً ، أولاً لأنه
Bu canımızı yaktı çünkü ucu ilk önce, genç nesle dokunuyor.債務は問題の現れに過ぎません だから つらい決断でした まず若い世代が傷つき 彼らだけでなく多くの人が
Bu gerçekten kanıma dokunuyor.Asta mă răneşte şi mă înfurie.
Bu gerçekten kanıma dokunuyor.Ça me blesse et ça m'énerve, vraiment.
Bu gerçekten kanıma dokunuyor.Das verletzt mich und macht mich wütend.
Bu gerçekten kanıma dokunuyor.Dat doet me echt wat en maakt me boos.
Bu gerçekten kanıma dokunuyor.Denerwuje mnie to.
Bu gerçekten kanıma dokunuyor.Det sårer mig og gør mig vred.
Bu gerçekten kanıma dokunuyor.Igazán bánt és dühít.
Bu gerçekten kanıma dokunuyor.Itu menyakitkan dan membuatku marah.
Bu gerçekten kanıma dokunuyor.Jag blir jävligt sårad och förbannad.
Bu gerçekten kanıma dokunuyor.Jag blir jävligt sårad och förbannad.
Bu gerçekten kanıma dokunuyor. Kardeşi hüküm giymiş bir anarşist olan adamım ben.상당히 가슴아프고 화가나. 우리 형은 무정부주의자로 유죄선고를 받았는데
Bu gerçekten kanıma dokunuyor. Kardeşi hüküm giymiş bir anarşist olan adamım ben.Nó làm tôi cảm thấy bị tổn thương và giận Anh trai tôi là 1 kẻ vô chính phủ bị kết án.
Bu gerçekten kanıma dokunuyor. Kardeşi hüküm giymiş bir anarşist olan adamım ben..זה פוגע ומכעיס אותי באמת .אחי הוא אנרכיסט מורשע
Bu gerçekten kanıma dokunuyor. Kardeşi hüküm giymiş bir anarşist olan adamım ben.الأناركية: هو الإعتقاد بأن جميع أشكال الحكم غير مرغوب فيها و يجب إلغاؤها
Bu gerçekten kanıma dokunuyor. Kardeşi hüküm giymiş bir anarşist olan adamım ben.彼も法廷に立って 自分を弁護した
Bu gerçekten kanıma dokunuyor.Loukkaannun ja suutun siitä.
Bu gerçekten kanıma dokunuyor.Me lastima y enoja demasiado.
Bu gerçekten kanıma dokunuyor.Mi ferisce e mi fa arrabbiare.
Bu gerçekten kanıma dokunuyor.Nó khiến tôi tổn thương và giận dữ.
Bu gerçekten kanıma dokunuyor.Opravdu mi to ubližuje a štve mě to.
Bu gerçekten kanıma dokunuyor.Πραγματικά, αυτό με πληγώνει και με θυμώνει.
Bu gerçekten kanıma dokunuyor.Наранява ме и ме дразни.
Bu gerçekten kanıma dokunuyor.Это делает меня очень больно и сердито.
Burada ikinci karbona dokunuyorum.Я связан со вторым атомом углерода здесь.
Burada ilk karbona dokunuyorum. Burada ikinci karbona dokunuyorum.Tady se váže přes první uhlík a tady přes druhý.
Burada ilk karbona dokunuyorum.Я связан с первым атомом углерода здесь.
Çünkü bu vida oyuncular puck dokunuyor değilAangezien die schroef niet aan te de puck cast raken is
Çünkü bu vida oyuncular puck dokunuyor değil이후 그 나사에는 캐스트 퍽 감 동적
Çünkü bu vida oyuncular puck dokunuyor değilPoiché tale vite è non toccare il puck cast
Çünkü bu vida oyuncular puck dokunuyor değilΔεδομένου ότι η βίδα που δεν αγγίζει ο δίσκος γυρνάει ηθοποιοί
Çünkü bu vida oyuncular puck dokunuyor değilПоскольку этот винт не трогает литой шайба
Çünkü bu vida oyuncular puck dokunuyor değilמאז הבורג זה לא נוגע פוק יצוקה
Çünkü bu vida oyuncular puck dokunuyor değilوبما أن المسمار هو عدم لمس عفريت المدلى بها
Çünkü bu vida oyuncular puck dokunuyor değil示す気泡を正確な位置に移動するまで右フロント コーナーを上げる