Bu hayvanların etini yemeyecek, leşine dokunmayacaksınız, sizin için kirlidir.Să nu mîncaţi din carnea lor, şi să nu vă atingeţi de trupurile lor moarte: să le priviţi ca necurate.
Bu hayvanların etini yemeyecek, leşine dokunmayacaksınız, sizin için kirlidir.Von dieser Fleisch sollt ihr nicht essen noch ihr Aas anrühren; denn sie sind euch unrein.
Bu hayvanların etini yemeyecek, leşine dokunmayacaksınız, sizin için kirlidir.απο του κρεατος αυτων δεν θελετε τρωγει και το θνησιμαιον αυτων δεν θελετε εγγιζει ειναι ακαθαρτα εις εσας.
Bu hayvanların etini yemeyecek, leşine dokunmayacaksınız, sizin için kirlidir.мяса их не ешьте и к трупам их не прикасайтесь; нечисты они для вас.
Bu hayvanların etini yemeyecek, leşine dokunmayacaksınız, sizin için kirlidir.От тяхното месо да не ядете, и до мършата им да не се допирате; те са нечисти за вас.
Bu hayvanların etini yemeyecek, leşine dokunmayacaksınız, sizin için kirlidir.מבשרם לא תאכלו ובנבלתם לא תגעו טמאים הם לכם׃
Bu hayvanların etini yemeyecek, leşine dokunmayacaksınız, sizin için kirlidir.من لحمها لا تأكلوا وجثثها لا تلمسوا. انها نجسة لكم
Bu hayvanların etini yemeyecek, leşine dokunmayacaksınız, sizin için kirlidir.這 些 獸 的 肉 、 你 們 不 可 喫 、 死 的 你 們 不 可 摸 、 都 與 你 們 不 潔 淨
Bu hayvanların etini yemeyecek, leşine dokunmayacaksınız, sizin için kirlidir.這些獸 的 肉 、 你 們不可喫 、 死的 你 們 不 可 摸 、 都 與 你 們不潔淨
Dokunmayacaksýn bir daha buraya!Да не си я докоснал отново!
Dokunmaya duyarlı görüntülerle ilgiliyim.Estoy muy interesado en pantallas sensibles al tacto.
Dokunmaya duyarlı görüntülerle ilgiliyim.Ik ben erg geïnteresseerd in aanraakgevoelige schermen.
Dokunmaya duyarlı görüntülerle ilgiliyim.Interesuję się ekranami dotykowymi.
Dokunmaya duyarlı görüntülerle ilgiliyim.저는 터치를 인식하는 화면표시 장치들에 관심이 많습니다
Dokunmaya duyarlı görüntülerle ilgiliyim.Les écrans tactiles m'intéressent beaucoup
Dokunmaya duyarlı görüntülerle ilgiliyim.Mi interessano, in particolare, i touch-screen.
Dokunmaya duyarlı görüntülerle ilgiliyim.Sunt foarte interesat de ecrane sensibile la atingere.
Dokunmaya duyarlı görüntülerle ilgiliyim.Много се интересувам от екрани, които са чувствителни на допир.
Dokunmaya duyarlı görüntülerle ilgiliyim.Я, можно сказать, увлечён сенсорными экранами.
Dokunmaya duyarlı görüntülerle ilgiliyim.אני מעוניין מאוד בתצוגות מגע.
Dokunmaya duyarlı görüntülerle ilgiliyim.وبالأخص شاشات اللمس الحساسة
Dokunmaya duyarlı görüntülerle ilgiliyim.ハイテク ハイタッチという言い方をする人もいます
Ev sahibine zararı dokunmayacaksa konutun bir kısmını başka birine kiralayabilirsiniz.A realquilar parte de la vivienda a otra persona, siempre que hacerlo no cause perjuicio al arrendador.
Ev sahibine zararı dokunmayacaksa konutun bir kısmını başka birine kiralayabilirsiniz.Att hyra ut en del av bostaden till en annan person, om detta inte medför olägenhet för hyresvärden.
Ev sahibine zararı dokunmayacaksa konutun bir kısmını başka birine kiralayabilirsiniz.louer une partie du logement à une autre personne, si cela ne dérange pas le loueur.
Ev sahibine zararı dokunmayacaksa konutun bir kısmını başka birine kiralayabilirsiniz.vuokrata osa asunnosta toiselle henkilölle, jos siitä ei ole haittaa vuokranantajalle.
Ev sahibine zararı dokunmayacaksa konutun bir kısmını başka birine kiralayabilirsiniz.на сдачу в аренду части квартиры другому лицу, если это не мешает арендодателю.
Ev sahibine zararı dokunmayacaksa konutun bir kısmını başka birine kiralayabilirsiniz.تأجير جزء من المسكن إلى شخص آخر، إذا كان ذلك لا يتسبب بالضرر للمؤجر.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Dar problema este că ieşim dintr-o decadă în care ne era frică să o atingem.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.De az a probléma, hogy épp lábalunk ki egy olyan évtizedből, amelyben féltünk ezekhez hozzányúlni.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.그런데 문제는 우리가 이것을 건드리는 것을 두려워 했던 십년의 세월에서 나오고 있다는 것입니다.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Maar het probleem is dat we uit een decennium komen waarin we die niet durfden aanraken.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Ma il problema è che usciamo da un decennio nel quale abbiamo avuto paura di toccarla.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Mais le problème est que nous sortons d'une décennie où nous avons eu peur de la toucher.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Mas o problema é que estamos a sair de uma década em que tínhamos medo de lhe tocar.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Nhưng vấn đề là chúng ta đã mất một thập kỷ sợ chạm vào nó.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Pero el problema es que estamos saliendo de una década en la que teníamos miedo de tocarla.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Problem polega na tym, że zostawiamy za sobą dekadę, w której baliśmy się ich dotknąć.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Αλλά το πρόβλημα είναι ότι βγαίνουμε από μια δεκαετία όπου φοβόμασταν να το αγγίξουμε.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Но проблема в том, что всё прошлое десятилетие мы боялись с этим связываться.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.Но проблемът е, че излизаме от десетилетие, в което ни беше страх да ги докоснем.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.אבל הבעיה היא שאנחנו יוצאים עכשיו מתוך עשור שבו פחדנו לגעת בזה.
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.لكن المشكلة اننا قادمون من عقد من الزمان كان لدينا تخوف من لمسها
Fakat mesele şu ki, ona dokunmaya korktuğumuz bir dönemden çıkıyoruz.恐れて使用しなかっただけなのです 私は きたるべき数年間で
Gördünüz, benim sadece görme duyusuna odaklanıyor, ve biraz da dokunmaya.Các bạn thấy đấy, đồng hồ của tôi chỉ tập trung vào thị giác, và một chút xúc giác.
Gördünüz, benim sadece görme duyusuna odaklanıyor, ve biraz da dokunmaya.Ceasul meu se baza de văz, şi poate puţin pe pipăit.
Gördünüz, benim sadece görme duyusuna odaklanıyor, ve biraz da dokunmaya.En effet, du point de vue des cinq sens, l'horloge de Chris est une révolution.
Gördünüz, benim sadece görme duyusuna odaklanıyor, ve biraz da dokunmaya.Kalian lihat, jamku hanya berfokus pada pengelihatan, dan sedikit sentuhan.
Gördünüz, benim sadece görme duyusuna odaklanıyor, ve biraz da dokunmaya.보시다시피, 제 시계는 오직 시각에만 큰 초점을 두고 촉각에도 약간 두었습니다.
Gördünüz, benim sadece görme duyusuna odaklanıyor, ve biraz da dokunmaya.Látható, hogy az én órám a látásra koncentrál, mellette egy kis érintéssel.
Gördünüz, benim sadece görme duyusuna odaklanıyor, ve biraz da dokunmaya.Meine Uhr konzentriert sich nur auf das Sehen, und ein wenig auf das Fühlen.
Gördünüz, benim sadece görme duyusuna odaklanıyor, ve biraz da dokunmaya.Mijn klok richt zich alleen op het gezichtsvermogen en een klein beetje op tastzin.
Gördünüz, benim sadece görme duyusuna odaklanıyor, ve biraz da dokunmaya.Mój zegar koncentruje się jedynie na wzroku, trochę na dotyku.
Gördünüz, benim sadece görme duyusuna odaklanıyor, ve biraz da dokunmaya.Sabem, o meu relógio apenas se centra na visão, e um pouquinho no toque.
Gördünüz, benim sadece görme duyusuna odaklanıyor, ve biraz da dokunmaya.Ser du, mit ur fokuserede kun på synet, og en lille smule føling.
Gördünüz, benim sadece görme duyusuna odaklanıyor, ve biraz da dokunmaya.Si se fijan, mi reloj se centra solo en la vista y un poco en el tacto.
Gördünüz, benim sadece görme duyusuna odaklanıyor, ve biraz da dokunmaya.Vedete, il mio orologio è incentrato solo sulla vista, e un po' sul tatto.
Gördünüz, benim sadece görme duyusuna odaklanıyor, ve biraz da dokunmaya.Βλέπετε, το δικό μου ρολόι εστιάζει στην όραση, και λίγο στην αφή.
Gördünüz, benim sadece görme duyusuna odaklanıyor, ve biraz da dokunmaya.Бачите, мій годинник спрямований лише на зір і трохи на дотик.
Gördünüz, benim sadece görme duyusuna odaklanıyor, ve biraz da dokunmaya.Виждате ли, моят часовник се фокусира само върху очите, и върху малко докосване.