- Oh, çok lezzetliymiş. Durun! Hiçbir şeye dokunmayın!Casting nettó halfogási ~ vagyok romantikus cat ~
- Oh, çok lezzetliymiş. Durun! Hiçbir şeye dokunmayın!Casting ένα δίχτυ για να πιάσει ψάρια ~ είμαι η ρομαντική γάτα ~
- Oh, çok lezzetliymiş. Durun! Hiçbir şeye dokunmayın!Odlévání síť k lovu ryb ~ jsem romantický kočka ~
- Oh, çok lezzetliymiş. Durun! Hiçbir şeye dokunmayın!Odlievanie sieť na lov rýb ~ som romantický mačka ~
- Oh, çok lezzetliymiş. Durun! Hiçbir şeye dokunmayın!Zarzucali sieć do połowu ryb ~ jestem romantyczny cat ~
Ona dokunmak bile istemediler.De ville inte ta i det.
Ona dokunmak bile istemediler.Ellos ni siquiera querían tocarlas.
Ona dokunmak bile istemediler.Họ thậm chí không chạm vào nó.
Ona dokunmak bile istemediler.Hozzá sem akartak nyúlni.
Ona dokunmak bile istemediler.Ils ne voulaient même pas la toucher.
Ona dokunmak bile istemediler.N-au vrut să atingă nimic.
Ona dokunmak bile istemediler.Nechceli sa toho ani dotknúť.
Ona dokunmak bile istemediler.Nem queriam falar disso.
Ona dokunmak bile istemediler. Sadece yaptılar.그들은 심지어 그걸 손대려고 싶어하지도 않았어요. 그래도 그들은 그냥 했어요
Ona dokunmak bile istemediler. Sadece yaptılar.Prostě to vůbec neřešili a jenom to uřízli.
Ona dokunmak bile istemediler. Sadece yaptılar.הם לא רצו להתעסק עם זה. הם פשוט עשו את זה.
Ona dokunmak bile istemediler. Sadece yaptılar.ولم يكن هناك من يريد ان يلمسها في الاساس
Ona dokunmak bile istemediler. Sadece yaptılar.それで、この脚は本当にすばらしいです
Ona dokunmak bile istemediler.Sie wollten den nicht einmal anfassen.
Ona dokunmak bile istemediler.Woleli nie ciągnąć tematu.
Ona dokunmak bile istemediler.Ze wilden het liever niet weten.
Ona dokunmak bile istemediler.Δεν ήθελαν καν να το αγγίξουν καν σαν θέμα.
Ona dokunmak bile istemediler.Не искаха дори да го докосват.
Ona dokunmak bile istemediler.Они даже не хотели трогать это.
O'na dokunmak bile istemiyorsun haksız mıyım?Anh không muốn chạm vào cô ta phải không?
O'na dokunmak bile istemiyorsun haksız mıyım?Du vill inte röra henne heller, vill du?
O'na dokunmak bile istemiyorsun haksız mıyım?Je wilt haar ook niet aanraken, toch?
O'na dokunmak bile istemiyorsun haksız mıyım?Kau bahkan tidak mau menyentuh dia, betulkan?
O'na dokunmak bile istemiyorsun haksız mıyım?Niti dotakniti se je nočeš,kajne ?
O'na dokunmak bile istemiyorsun haksız mıyım?Non la vuoi neanche toccare, vero?
O'na dokunmak bile istemiyorsun haksız mıyım?Nu vrei sa mai ai de-a face cu ea niciodata , asa-i ?
O'na dokunmak bile istemiyorsun haksız mıyım?Ona cię nie pociąga, czyż nie?
O'na dokunmak bile istemiyorsun haksız mıyım?Tu n'as pas non plus envie de la toucher, n'est-ce pas ?
O'na dokunmak bile istemiyorsun haksız mıyım?You willst sie auch nicht berühren, tust du?
O'na dokunmak bile istemiyorsun haksız mıyım?Δεν θέλεις ούτε καν να την αγγίξεις, έτσι δεν είναι;
O'na dokunmak bile istemiyorsun haksız mıyım?Ты ведь даже не хочешь к ней прикасаться, не так ли?
O'na dokunmak bile istemiyorsun haksız mıyım??אתה גם לא רוצה לגעת בה, נכון
O'na dokunmak bile istemiyorsun haksız mıyım?لا تريد لمسها أيضًا، أليس كذلك ؟
O'na dokunmak bile istemiyorsun haksız mıyım?残念ね ハニよりも先にあたしに会うべきだったわ
Önemi yok! Memelerine dokunmak karşıdevrimcilik mi olurdu?Bude kontrarevoluční, když ti sáhnu na kozy?
Önemi yok! Memelerine dokunmak karşıdevrimcilik mi olurdu?Probaj.
Önemi yok! Memelerine dokunmak karşıdevrimcilik mi olurdu?Spróbuj.
Önemi yok! Memelerine dokunmak karşıdevrimcilik mi olurdu?Είναι συγκινητικό το στήθος σου να μετράει στην επανάσταση?
Önemi yok! Memelerine dokunmak karşıdevrimcilik mi olurdu?Докосването на циците ти контрареволюционно ли е?
Onlara su ikram ettim. Saçıma dokunma, en önemlisi bu.Não tocar no cabelo, eis o segredo.
Onların güzelliği bizi renk, tat ve dokunma ile içe içe geçirir.A beleza delas imerge-nos em cor, gosto, tato.
Onların güzelliği bizi renk, tat ve dokunma ile içe içe geçirir.Deras skönhet överöser oss med färger, smaker, känslor.
Onların güzelliği bizi renk, tat ve dokunma ile içe içe geçirir.Deres skønhed forblinder os med farver, smag og berøring.
Onların güzelliği bizi renk, tat ve dokunma ile içe içe geçirir.Frumusețea lor ne inundă cu aromă, culoare, atingere.
Onların güzelliği bizi renk, tat ve dokunma ile içe içe geçirir.Ihre Schönheit taucht uns ein in Farbe, Geschmack, Berührung.
Onların güzelliği bizi renk, tat ve dokunma ile içe içe geçirir.Kecantikannya memabukkan kita melalui warna, rasa, dan sentuhan.
Onların güzelliği bizi renk, tat ve dokunma ile içe içe geçirir.꽃의 아름다움은 색과 맛, 촉감으로 우리를 빠져들게 합니다.
Onların güzelliği bizi renk, tat ve dokunma ile içe içe geçirir.La loro bellezza ci sommerge di colori, sapori e consapevolezza.
Onların güzelliği bizi renk, tat ve dokunma ile içe içe geçirir.Lepota cvetlic nas očara z barvami, okusom, dotikom.
Onların güzelliği bizi renk, tat ve dokunma ile içe içe geçirir.Můžeme se nechat omámit jejich barvou, vůní, strukturou.
Onların güzelliği bizi renk, tat ve dokunma ile içe içe geçirir.Su belleza nos envuelve de colores, sabor, tacto.
Onların güzelliği bizi renk, tat ve dokunma ile içe içe geçirir.Szépségük elhalmoz bennünket színekkel, ízekkel, érintéssel.
Onların güzelliği bizi renk, tat ve dokunma ile içe içe geçirir.Vẻ đẹp từ màu sắc, hương vị, và xúc giác mà chúng mang lại khiến chúng ta ngỡ ngàng.
Onların güzelliği bizi renk, tat ve dokunma ile içe içe geçirir.Zachwycają nas kolorem, smakiem i dotykiem.
Onların güzelliği bizi renk, tat ve dokunma ile içe içe geçirir.Η ομορφιά τους μας γεμίζει με χρώμα, γεύση, αφή.