Ana içeriğe geç
Sözlük

dokundu ile cümle

dokundu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Su tanklarına girdik ve onların çıplak tenlerine dokundukWchodzimy do zbiorników z tuńczykami. Dotykamy ich nagiej skóry.
Su tanklarına girdik ve onların çıplak tenlerine dokundukWe gaan in de bassins met de tonijnen en raken hun naakte huid aan.
Su tanklarına girdik ve onların çıplak tenlerine dokundukWir sind zu den Fischen ins Becken gegangen, haben ihre nackte Haut berührt.
Su tanklarına girdik ve onların çıplak tenlerine dokundukМы погружаемся в резервуары с тунцами и прикасаемся к их голой коже.
Su tanklarına girdik ve onların çıplak tenlerine dokundukХодим до аквариумите с риба тон. Докосваме тяхната кожа.
Su tanklarına girdik ve onların çıplak tenlerine dokundukאנחנו נכנסים למכלים עם הטונות. נוגעים בעורם החשוף.
Su tanklarına girdik ve onların çıplak tenlerine dokundukنغوص في الأحواض مع التونا . نلمس جلدها العاري
Su tanklarına girdik ve onların çıplak tenlerine dokunduk素晴らしい感触です
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.In glej, žena, ki je imela krvotok dvanajst let, pririne odzadaj in se dotakne roba obleke njegove.
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.열 두 해를 혈루증으로 앓는 여자가 예수의 뒤로 와서 그 겉옷 가를 만지니
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.Nầy , có một người đờn bà mắc bịnh mất huyết đã mười_hai năm , lại gần sau lưng mà rờ đến trôn áo Ngài .
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.Nầy, có một người đờn bà mắc bịnh mất huyết đã mười hai năm, lại gần sau lưng mà rờ đến trôn áo Ngài.
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.Og se, en Kvinde, som havde haft Blodflod i tolv År, trådte hen bagfra og rørte ved Fligen af hans Klædebon;
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.Και ιδου, γυνη αιμορροουσα δωδεκα ετη, πλησιασασα οπισθεν ηγγισε το ακρον του ιματιου αυτου
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.И вот, женщина, двенадцать лет страдавшая кровотечением, подойдя сзади, прикоснулась к краю одежды Его,
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.І ось жінка, що нездужала кровотіччю дванайцять років, приступила ззаду й приторкнулась до краю одежі Його:
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.והנה אשה זבת דם שתים עשרה שנה נגשה מאחריו ותגע בציצת בגדו׃
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.واذا امرأة نازفة دم منذ اثنتي عشرة سنة قد جاءت من ورائه ومسّت هدب ثوبه.
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.有 一 個 女 人 、 患 了 十 二 年 的 血 漏 、 來 到 耶 穌 背 後 、 摸 他 的 衣 裳 繸 子
Tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın İsanın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.有 一 個 女人 、 患了 十二 年 的 血漏 、 來到 耶穌 背後 、 摸 他 的 衣裳 繸子
Ulaşabildiğimiz herkese mektup gönderdik -- hatta bazıları şu an burda -- bize çok yardımları dokundu.Kami mengirimkan email ke sebanyak mungkin orang -- beberapa orang hadir di sini - yang telah sangat membantu.
Ulaşabildiğimiz herkese mektup gönderdik -- hatta bazıları şu an burda -- bize çok yardımları dokundu.Изпратихме по имейл писма до възможно най-много хора... няколко души в публиката тук... които много помогнаха.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.Dove questa energia tocca l'acqua, qualcosa di nuovo emerge: la vita.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.Ahol az energia a vízzel érintkezik, valami új keletkezik: az élet.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.Als die energie met water botst, ontstaat iets nieuws: leven.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.A tam, kde sa tá energia stretne s vodou, vznikne niečo nové: život.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.Dan dimana energi tersebut menyentuh air, sesuatu yang baru muncul ke permukaan: kehidupan.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.E onde a energia entra em contacto com a água, surge algo novo: vida.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.Et quand cette énergie touche l'eau, quelque chose de nouveau apparait: la vie.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.Gdy ta energia zetknie się z wodą, powstaje coś nowego: życie.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.Ja kun tämä energia koskettaa vettä, jotain uutta ilmaantuu - elämää.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.그리고 에너지가 물에 닿는 곳에서 새로운 무언가가 나옵니다. 그것은 삶.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.Și unde energia atinge apa, ceva nou apare: viața.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.Und wo diese Energie auf Wasser trifft, entsteht etwas Neues: Leben.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.Và khi năng lượng đó tiếp xúc với nước, một điều mới được sinh ra:
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.Y donde esa energía toca el agua, surge algo nuevo: la vida.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.Όπου αυτή η ενέργεια αγγίζει το νερό, προκύπτει κάτι νέο: ζωή.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.А там, където тази енергия докосне вода, се появява нещо ново: живот.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.Там, где энергия соприкасается с водой, появляется нечто новое - жизнь.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.והיכן שהאנרגיה נוגעת במים, נוצר דבר חדש: החיים.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.وحيث تلامس الطاقة الماء، يظهر شئ جديد: الحياة.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.生命は大地の亀裂に沿って目覚めました
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.A jakmile se dotknuli hada, všechno bylo v pohodě. Byli vyléčení. Vlastně, všechno bylo lepší než v pohodě.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.A keď sa už hada dotknú, všetko je v poriadku - sú vyliečení. Vlastne je všetko viac než v poriadku.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Als ze de slang aanraakten, In feite was het allemaal beter dan goed.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.E quando lo toccavano, A dire il vero, andava tutto più che bene.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.És amikor hozzáérnek, Sőt, még jobb, mint gondolnánk.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Et quand ils touchaient le serpent, En fait, tout allait mieux que bien.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Khi họ sờ con rắn và không bị gì hết. Họ đã được chữa khỏi . Thực chất mọi thứ còn tuyệt vời hơn thế.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Kiedy go dotknęli, już się nie bali. Wszystko było świetnie.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.뱀을 만지게 되면 사실 그저 치유가 되는 그 이상입니다.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Och när de kunde röra ormen var allt bra. De hade blivit botade. Faktum är att allt var bättre än bra.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Quando tocavam na cobra, ficava tudo bem. Estavam curados. Aliás, estava tudo melhor que bem.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Saat mereka menyentuh ular itu, sebenarnya, semuanya lebih baik lagi.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Și când ating șarpele De fapt totul devine mai bine.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Und als sie die Schlange anfassten, Um genau zu sein, war es besser als nur gut.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Y cuando lo hacían De hecho, todo estaba más que bien.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Όταν άγγιζαν το φίδι, Στην πραγματικότητα, τα πάντα ήταν καλύτερα από μια χαρά.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.І коли вони її торкались, все було чудово. Вони вилікувались. Власне, все було краще, ніж чудово.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Когато докоснат змията, Всъщност, всичко е повече от чудесно.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod