Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.Όπου αυτή η ενέργεια αγγίζει το νερό, προκύπτει κάτι νέο: ζωή.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.А там, където тази енергия докосне вода, се появява нещо ново: живот.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.Там, где энергия соприкасается с водой, появляется нечто новое - жизнь.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.והיכן שהאנרגיה נוגעת במים, נוצר דבר חדש: החיים.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.وحيث تلامس الطاقة الماء، يظهر شئ جديد: الحياة.
Ve enerji suya dokunduğunda, yeni bir şey ortaya çıkar: hayat.生命は大地の亀裂に沿って目覚めました
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.A jakmile se dotknuli hada, všechno bylo v pohodě. Byli vyléčení. Vlastně, všechno bylo lepší než v pohodě.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.A keď sa už hada dotknú, všetko je v poriadku - sú vyliečení. Vlastne je všetko viac než v poriadku.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Als ze de slang aanraakten, In feite was het allemaal beter dan goed.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.E quando lo toccavano, A dire il vero, andava tutto più che bene.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.És amikor hozzáérnek, Sőt, még jobb, mint gondolnánk.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Et quand ils touchaient le serpent, En fait, tout allait mieux que bien.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Khi họ sờ con rắn và không bị gì hết. Họ đã được chữa khỏi . Thực chất mọi thứ còn tuyệt vời hơn thế.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Kiedy go dotknęli, już się nie bali. Wszystko było świetnie.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.뱀을 만지게 되면 사실 그저 치유가 되는 그 이상입니다.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Och när de kunde röra ormen var allt bra. De hade blivit botade. Faktum är att allt var bättre än bra.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Quando tocavam na cobra, ficava tudo bem. Estavam curados. Aliás, estava tudo melhor que bem.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Saat mereka menyentuh ular itu, sebenarnya, semuanya lebih baik lagi.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Și când ating șarpele De fapt totul devine mai bine.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Und als sie die Schlange anfassten, Um genau zu sein, war es besser als nur gut.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Y cuando lo hacían De hecho, todo estaba más que bien.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Όταν άγγιζαν το φίδι, Στην πραγματικότητα, τα πάντα ήταν καλύτερα από μια χαρά.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.І коли вони її торкались, все було чудово. Вони вилікувались. Власне, все було краще, ніж чудово.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.Когато докоснат змията, Всъщност, всичко е повече от чудесно.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.וכשהם נגעו בנחש, למעשה, הכל היה יותר טוב מבסדר.
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.وحين يلمسون الأفعى في الواقع كل شيء أصبح أحسن مما يرام
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.恐怖は克服されます そればかりか これまでずっとヘビを 恐れていた人たちが
Ve yılana dokunduklarında aslında her şey iyiden de öteydi.當佢地摸條蛇個時 一切正常 而佢地嘅恐懼症就好番 事實上 所有嘢都解決晒
Yani dokunmanın sesi tam da dokunduğum zaman geliyor.Adesso, il rumore del dito che tocca la carta mi segnala esattamente quando tocco il foglio.
Yani dokunmanın sesi tam da dokunduğum zaman geliyor.Ahora el sonido del tacto me dice exactamente cuando estoy tocando el papel.
Yani dokunmanın sesi tam da dokunduğum zaman geliyor.Așa că acum, sunetul provocat de orice atingere a hărtiei îmi spune exact când se atinge acea hârtie.
Yani dokunmanın sesi tam da dokunduğum zaman geliyor.Donc là le son du toucher indique quand est-ce que je touche vraiment le papier.
Yani dokunmanın sesi tam da dokunduğum zaman geliyor.Dźwięk dotyku określa, kiedy mój palec dotyka kartki.
Yani dokunmanın sesi tam da dokunduğum zaman geliyor.Então agora, o som do toque chega-me exatamente no momento em que toco o papel.
Yani dokunmanın sesi tam da dokunduğum zaman geliyor.Giờ, âm thanh cảm ứng nhận biết chính xác khi tôi chạm vào tờ giấy.
Yani dokunmanın sesi tam da dokunduğum zaman geliyor.Het geluid van de aanraking laat weten op welk ogenblik ik het papier aanraak.
Yani dokunmanın sesi tam da dokunduğum zaman geliyor.Így az érintés hangja megmondja, hogy pontosan mikor érintem meg a lapot.
Yani dokunmanın sesi tam da dokunduğum zaman geliyor.이제 종이를 만지는 소리로 제가 종이를 만지고 있다는 것을 인식 할 수 있습니다.
Yani dokunmanın sesi tam da dokunduğum zaman geliyor.Så nu kommer lyder af berørelsen til mig præcis når jeg rører ved papiret.
Yani dokunmanın sesi tam da dokunduğum zaman geliyor.Sekarang bunyi sentuhan saya mengidentifikasikan di mana saya menyentuh kertas.
Yani dokunmanın sesi tam da dokunduğum zaman geliyor.Zvuk doteku se přenáší přesně podle toho, kde se papíru dotýkám.
Yani dokunmanın sesi tam da dokunduğum zaman geliyor.Κι έτσι τώρα ο ήχος του αγγίγματος με φτάνει ακριβώς την ώρα που αγγίζω το χαρτί.
Yani dokunmanın sesi tam da dokunduğum zaman geliyor.И теперь звук прикосновения воспринимается системой.
Yani dokunmanın sesi tam da dokunduğum zaman geliyor.Така че сега звука на докосване ме достига, точно когато докосвам хартията.
Yani dokunmanın sesi tam da dokunduğum zaman geliyor.כך שעכשיו הקול של המגע מגלה אותי כאשר בדיוק אני נוגע בנייר.
Yani dokunmanın sesi tam da dokunduğum zaman geliyor.و الآن الصوت الصادر من لمس الورقة يصدر بالضبط عندما ألمس الورقة.
Yani dokunmanın sesi tam da dokunduğum zaman geliyor.タッチ音が出るようにできます 実際の指の動きはカメラが把握します
Yapmaya çalıştığım her şey ters gidiyor. Dokunduğum her şey bozuluyor. Bunu nasıl izah edebilirsin?Todo Io que intento o toco se convierte en una putada. - ¿Cómo se Io explica, Adèle?
Yapmaya çalıştığım her şey ters gidiyor. Dokunduğum her şey bozuluyor.Vše, co se pokouším dělat, dělám tak, jak se nemá.
Yapmaya çalıştığım her şey ters gidiyor. Dokunduğum her şey bozuluyor.Каквото и да направя, се проваля, до каквото се докосна, се скапва.
- Yediğim bir şey dokundu sanırım.Am mâncat ceva ce nu mi-a priit.
- Yediğim bir şey dokundu sanırım.Es algo que comí.
- Yediğim bir şey dokundu sanırım.- Estou bem, estou bem...
- Yediğim bir şey dokundu sanırım.Igen, jól vagyok. Biztos rosszat ettem.
- Yediğim bir şey dokundu sanırım.Si, ça va, ça va. C'est ce que j'ai mangé.
- Yediğim bir şey dokundu sanırım.أنا بخير إنه شيء أكلته
Yengeç onların koluna dokunduğu anda, ışıklar sönüyordu.E non appena i granchi toccavano i tentacoli, era la fine.
Yengeç onların koluna dokunduğu anda, ışıklar sönüyordu.És amikor a rákok hozzáérnének a karhoz, egyből lámpaoltás.
Yengeç onların koluna dokunduğu anda, ışıklar sönüyordu.Et dès que les crabes touchaient leur bras, c"était fini pour eux.
Yengeç onların koluna dokunduğu anda, ışıklar sönüyordu.Heti kun ravut koskettivat lonkeroa, valot sammuivat.