İsanın yüreği sızladı, elini uzatıp adama dokundu, ‹‹İsterim, temiz ol!›› dedi.Yesus kasihan kepada orang itu. Jadi, Ia menjamah orang itu sambil berkata, "Aku mau, sembuhlah!
İsanın yüreği sızladı, elini uzatıp adama dokundu, ‹‹İsterim, temiz ol!›› dedi.Ο δε Ιησους σπλαγχνισθεις, εξετεινε την χειρα και ηγγισεν αυτον και λεγει προς αυτον Θελω, καθαρισθητι.
İsanın yüreği sızladı, elini uzatıp adama dokundu, ‹‹İsterim, temiz ol!›› dedi.А Той се смили, простря ръка и се допря до него, и му каза: Искам, бъди очистен.
İsanın yüreği sızladı, elini uzatıp adama dokundu, ‹‹İsterim, temiz ol!›› dedi.Иисус, умилосердившись над ним, простер руку, коснулся его и сказал ему: хочу, очистись.
İsanın yüreği sızladı, elini uzatıp adama dokundu, ‹‹İsterim, temiz ol!›› dedi.Ісус же, змилосердившись, простяг руку, доторкнувсь до него, й рече йому: Хочу; очистись.
İsanın yüreği sızladı, elini uzatıp adama dokundu, ‹‹İsterim, temiz ol!›› dedi.וירחם עליו וישלח את ידו ויגע בו ויאמר רצה אנכי טהר׃
İsanın yüreği sızladı, elini uzatıp adama dokundu, ‹‹İsterim, temiz ol!›› dedi.فتحنن يسوع ومد يده ولمسه وقال له اريد فاطهر.
İsanın yüreği sızladı, elini uzatıp adama dokundu, ‹‹İsterim, temiz ol!›› dedi.耶 穌 動 了 慈 心 、 就 伸 手 摸 他 、 說 、 我 肯 、 你 潔 淨 了 罷
İsanın yüreği sızladı, elini uzatıp adama dokundu, ‹‹İsterim, temiz ol!›› dedi.耶穌動 了 慈心 、 就 伸手 摸 他 、 說 、 我 肯 、 你 潔淨 了 罷
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.A Ježiš, súc pohnutý ľútosťou, dotknul sa ich očí, a hneď prezreli a išli za ním.
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.A użaliwszy się ich Jezus, dotknął się oczu ich, a zaraz przejrzały oczy ich; i szli za nim.
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.Då förbarmade sig Jesus över dem och rörde vid deras ögon, och strax fingo de sin syn och följde honom.
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.Da ynkedes Jesus inderlig og rørte ved deres øine; og straks fikk de sitt syn igjen, og de fulgte ham.
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.Ðức Chúa Jêsus động lòng thương xót, bèn rờ đến mắt họ; tức thì hai người thấy được và đi theo Ngài.
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.Ðức_Chúa_Jêsus động_lòng thương_xót , bèn rờ đến mắt họ ; tức_thì hai người thấy được và đi theo Ngài .
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.E Jesus, movido de compaixão, tocou-lhes os olhos, e imediatamente recuperaram a vista, e o seguiram.
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.Ému de compassion, Jésus toucha leurs yeux; et aussitôt ils recouvrèrent la vue, et le suivirent.
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.Entonces Jesús, conmovido dentro de sí, les tocó los ojos; y de inmediato recobraron la vista y le siguieron
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.Gesù si commosse, toccò loro gli occhi e subito ricuperarono la vista e lo seguirono
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.I slitovav se nad nimi Ježíš, dotekl se očí jejich, a ihned prohlédly oči jejich. A oni šli za ním.
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.Jezus kreeg medelijden met hen en raakte hun ogen aan. Zij konden onmiddellijk zien en gingen met Hem mee.
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.Jezus pa, ganjen usmiljenja, se dotakne njunih oči. In precej izpregledata, in šla sta za njim.
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.Jézus pedig megszánván õket, illeté az õ szemeiket; és szemeik azonnal megnyíltak; és követék õt.
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.예수께서 민망히 여기사 저희 눈을 만지시니 곧 보게 되어 저희가 예수를 좇으니라
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.Og Jesus ynkedes inderligt og rørte ved deres Øjne. Og straks bleve de seende, og de fulgte ham.
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.А Исус се смили и се допря до очите им; и веднага прогледаха и тръгнаха подире Му.
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.Вмилосердив ся ж Ісус, і доторкнувсь очей їх, і зараз прозріли очі їх, і пійшли вони слїдом за Ним.
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.Иисус же, умилосердившись, прикоснулся к глазам их; итотчас прозрели глаза их, и они пошли за Ним.
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.ורחמי ישוע נכמרו ויגע בעיניהם ופתאם החלו עיניהם לראות וילכו אחריו׃
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.فتحنن يسوع ولمس اعينهما فللوقت ابصرت اعينهما فتبعاه
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.耶 穌 就 動 了 慈 心 、 把 他 們 的 眼 睛 一 摸 、 他 們 立 刻 看 見 、 就 跟 從 了 耶 穌
İsa onlara acıdı, gözlerine dokundu. O anda yeniden görmeye başladılar ve O'nun ardından gittiler.耶穌 就 動 了 慈心 、 把 他 們的 眼睛 一 摸 、 他 們 立刻 看見 、 就 跟從 了 耶穌
Işık için bir parça beyaz ve gölgeler için de bir parça siyahla dokundum,또한 화이트로 라이트를 조정하고 블랙으로 쉐도우를 조정하고
Işık için bir parça beyaz ve gölgeler için de bir parça siyahla dokundum,透明度を減らしたり オーバーレイモードを使いました
İşte annemin bu kararımda büyük yardımı dokundu.Acum, mama mea m-a ajutat să-mi dau seama care dinte ele.(Râsete)
İşte annemin bu kararımda büyük yardımı dokundu.Alors, ma mère m'a aidée à trancher ce dilemme. (Rires)
İşte annemin bu kararımda büyük yardımı dokundu.Bây giờ, mẹ tôi giúp tôi hiểu ra việc đó (Tiếng cười)
İşte annemin bu kararımda büyük yardımı dokundu.Daar heeft mijn moeder me mee geholpen. (Gelach)
İşte annemin bu kararımda büyük yardımı dokundu.제 어머니가 그 판단하는 일은 도와 주셨답니다. (웃음)
İşte annemin bu kararımda büyük yardımı dokundu.Mia madre mi aiutò a trovare una soluzione. (Risate)
İşte annemin bu kararımda büyük yardımı dokundu.Mi madre me ayudó a tomar esa decisión. (Risas)
İşte annemin bu kararımda büyük yardımı dokundu.(Śmiech) Stanowczej odpowiedzi udzieliła mi mama. (Śmiech)
İşte annemin bu kararımda büyük yardımı dokundu.Ладно, моя мама помогла мне отмести этот вариант. (Смех)
İşte annemin bu kararımda büyük yardımı dokundu.Майка ми ми помогна да реша за това. (Смях)
İşte annemin bu kararımda büyük yardımı dokundu.אמא שלי עזרה לי לעלות על התשובה. (צחוק)
İşte annemin bu kararımda büyük yardımı dokundu.الآن ساعدتني والدتي لمعرفة ذلك (ضحك)
İşte annemin bu kararımda büyük yardımı dokundu.まぁ この問題に関しては母が けりを付けてくれました (笑) しかし 私は宇宙へ行った時
İyi misin? - Yediğim bir şey dokundu sanırım.- Ja, het is iets dat ik heb gegeten.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.Alors vous touchez Jesse ici, il sent son pouce ; vous touchez ici, il sent son petit doigt.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.Als je Jesse hier aanraakt, voelt hij zijn duim. Raak hem hier en hij voelt zijn pink.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.Así, si tocas a Jesse aquí, él siente su dedo; y si lo tocas aquí, siente su meñique.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.Deci dacă îl atingi pe Jesse aici, îşi simte degetul; atingi aici, şi simte degetul mic.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.Dotkniemy Jesse'ego tutaj, poczuje swój kciuk, dotkniemy go tu, poczuje mały palec.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.E così se Jesse viene toccato in questo punto, riesce a sentire il pollice, e qui il mignolo.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.그래서, 여기를 누르면 엄지손가락을 느끼고 여기를 누르면 새끼 손가락을 느낍니다.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.Wenn man Jesse hier berührt, spürt er seinen Daumen; man berührt hier, spürt er seinen kleinen Finger.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.Така че ако докоснете Джеси тук, той чувства палеца си; ако го докоснете тук, чувства кутрето си.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.Т.е. вы прикасаетесь здесь, Джесси чувствует большой палец. Прикасаетесь здесь — мизинец.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.אם נוגעים בג'סי כאן, הוא מרגיש את האגודל; אם נוגעים בו כאן, הוא מרגיש את הזרת.
Jessenin burasına dokunduğunuzda başparmağını hissediyor; burasına dokunduğunuzda serçe parmağını hissediyor.لذا إذا لمست جيسي هنا ، يشعر بالإبهام ، وإذا لمسته هناك ، يشعر بالخنصر.