(Alkışlar) Frank, bu çok güzeldi, ve çok dokunaklı.Frank, det var jättefint, så rörande.
Alkol bana dokunmaz demiştin.Azt mondta bírja az alkoholt.
Alkol bana dokunmaz demiştin.Dijiste que podías controlar el alcohol.
Alkol bana dokunmaz demiştin. Hem yarın buradan gidiyoruz. - Peki, olur - Harika!Je kunt wel tegen wat drank, omdat we morgen vertrekken.
Alkol bana dokunmaz demiştin.Parcă ţineai la băutură.
Alkol bana dokunmaz demiştin.Pensei que tinhas dito que controlavas bem o álcool.
Alkol bana dokunmaz demiştin.Tu as dit que tu supportais bien I'alcool.
Alkol bana dokunmaz demiştin.قلت أنك تستطيعين أن تمتنعي عن شرب الكحول
Ama avukatlarým dokunulmazlýđý kabul etmeden onlarla görüţmemem konusunda çok katýydýlar.Ale oni velmi, velmi naléhali, že je zde-- nechtěli, abych se s žalobci setkala bez imunity.
Ama avukatlarým dokunulmazlýđý kabul etmeden onlarla görüţmemem konusunda çok katýydýlar.Mais ils étaient vraiment très stricts : pas de rencontre avec le procureur sans immunité.
Ama avukatlarým dokunulmazlýđý kabul etmeden onlarla görüţmemem konusunda çok katýydýlar.Они не хотят, чтобы я встреча прокурора без иммунитета. [Интервьюер]
Ama avukatlarým dokunulmazlýđý kabul etmeden onlarla görüţmemem konusunda çok katýydýlar.لم أرتكب شيئا لكنهم كانوا صارمين جدا جدا لم يريدوا أن أجتمع بالمدعي دون حصانة
Ama avukatlarým dokunulmazlýđý kabul etmeden onlarla görüţmemem konusunda çok katýydýlar.捜査官らは訴追免除なしの検察官聴取をしようとしませんでした。 [インタビュアー] 確認ですが、それはQueen For A Dayに よる取引、提案文書だったんですよね。
Ama ben bu değerli vücuda dokundum.<br />40 milyon olabilir mi?Aber ich habe diesen wertvollen Körper angefasst. Würde es 40 Millionen sein?
Ama ben bu değerli vücuda dokundum.<br />40 milyon olabilir mi?Ale ja naruszyłam to cenne ciało. Więc ile to będzie 40 mln?
Ama ben bu değerli vücuda dokundum.<br />40 milyon olabilir mi?Alors si je touche leur précieux corps, ils vont me demander 40 millions ?
Ama ben bu değerli vücuda dokundum.<br />40 milyon olabilir mi?Dar pentru c i-am atins corpul pretios. . . 40 de milioane?
Ama ben bu değerli vücuda dokundum.<br />40 milyon olabilir mi? Hayır, 50 milyon mu?لكني لمست هذا الجسد الثمين.هل سيكون(المبلغ) 40مليون؟ لا، 50مليون؟.
Ama ben bu değerli vücuda dokundum.<br />40 milyon olabilir mi?Ma, ho toccato questo prezioso corpo.<br />Sarebbero 40 milioni?
Ama ben bu değerli vücuda dokundum.<br />40 milyon olabilir mi?Tapi aku menyentuh tubuh berharga ini. Akan jadi berapa itu 40 juta?
Ama ben bu değerli vücuda dokundum.<br />40 milyon olabilir mi?Όμως άγγιξα αυτό το πολύτιμο σώμα. Θα κοστίσει 40 εκατομμύρια; Όχι, 50 εκατομμύρια;
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Aber wir können einander berühren, einander vielleicht sogar schmecken, wenn wir nahe genug herankommen.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Ale możemy się nawzajem dotykać, nawet smakować, jeśli wystarczająco się do siebie zbliżymy.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Ale můžeme se navzájem dotknout, případně se trochu ochutnat.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Dar putem să ne atingem, poate ne putem gusta, dacă ajungem suficient de aproape.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.De meg tudjuk egymást érinteni, ízlelni is talán, ha elég közel kerülünk.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Invece possiamo toccarci, forse anche assaggiarci se ci avviciniamo abbastanza.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.그러나 우리는 서로 만질 수 있고, 충분히 가깝다면 서로의 맛을 볼 수 있습니다.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Lahko se dotikamo, celo okušamo, če smo si dovolj blizu.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Mais nous pouvons nous toucher, nous goûter peut-être, si on s'approche assez.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Mas podemo-nos tocar, saborear, talvez, se nos aproximarmos o suficiente.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Nhưng chúng ta có thể chạm vào nhau, thậm chí nếm nhau nếu ta tới đủ gần
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Pero que podamos tocarnos, saborearnos quizás, si nos acercamos lo suficiente.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.We kunnen elkaar aanraken, misschien zelfs proeven, als we dicht genoeg komen.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Αλλά μπορούμε ν αγγίξουμε ο ένας τον άλλο, να γευτούμε ίσως, αν βρεθούμε πολύ κοντά.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Можем да се докосваме взаимно, вероятно и да усещаме вкуса си, ако се приближим достатъчно един до друг.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Но мы можем дотронуться друг до друга; возможно, попробовать друг друга на вкус, если мы достаточно близки.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.אבל אנו יכולים לגעת אחד בשני, לטעום אחד את השני אולי, אם נתקרב מספיק...
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.لكننا نستطيع لمس بعضنا البعض، حتي تذوق بعضنا، لو أقتربنا بما فيه الكفاية.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.心を読みあうことはできない 不思議な事です
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım.Dar tipul ăsta zice, "dacă nu mi te dăruieşti de bună voie eu nici nu te ating." -exact-
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım.Den här killen bara: "Om du inte vill rör jag dig inte."
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım. Doğru...A on stwierdził: jeśli tego nie zechcesz, nie dotknę cię.
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım. Doğru...Invece lui: "se non vieni di tua spontanea volonta', non ti tocchero'."
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım. Doğru...Mutta tämä vain totesi: "ellet tule suosiolla, en kajoa sinuun."
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım. Doğru...Tohle je chlápek jako "pokud za mnou nepůjdeš dobrovolně, já se tě nedotknu." - Správně.
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım. Doğru...「力ずくでは奪わない」と
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım.Este é um vilão que diz: "Se tu não vieres ter comigo, eu não te vou tocar."
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım.Ez meg aszongya, "ha nem jössz hozzám önként, nem nyúlok hozzád."
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım.Nhưng đó lại là một người thế này, "nếu nàng không bằng lòng đến với ta, ta sẽ không đụng đến nàng."
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım.Parece que dice: "si no quieres, no te tocaré".
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım.Tapi dia malah, "Jika kamu tidak datang padaku dengan kemauanmu sendiri, aku tidak akan menyentuhmu."
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım.Und dann dieser Typ, "Wenn Du nicht freiwillig kommst, berühre ich Dich nicht."
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım.Той е човек от типа: "ако не дойдеш при мен по своя воля, няма да те докосна."
Ama bu aynı nöron bazen ben basitçe başka birine dokunulduğunu seyrettiğimde de uyarılır.Ale ten sam neuron czasami pobudza się gdy tylko patrzymy na osobę dotykaną.
Ama bu aynı nöron bazen ben basitçe başka birine dokunulduğunu seyrettiğimde de uyarılır.Dar acelasi neuron, se va activa uneori chiar si atunci cand privesc o alta persoana fiind atinsa.
Ama bu aynı nöron bazen ben basitçe başka birine dokunulduğunu seyrettiğimde de uyarılır.Isti nevron lahko deluje tudi, ko samo opazujem, kako se nekdo dotakne druge osebe.
Ama bu aynı nöron bazen ben basitçe başka birine dokunulduğunu seyrettiğimde de uyarılır.하지만 그 뉴런들은 다른 사람이 같은 접촉을 경험하는 것을 제가 보게 될 때에도 발화합니다.
Ama bu aynı nöron bazen ben basitçe başka birine dokunulduğunu seyrettiğimde de uyarılır.Ma gli stessi neuroni, si attivano in certi casi semplicemente se guardo un'altra persona che viene toccata.
Ama bu aynı nöron bazen ben basitçe başka birine dokunulduğunu seyrettiğimde de uyarılır.Men samma neuron kommer, i vissa fall, att aktiveras när jag iakktar en annan person som blir berörd