AFC yüzey alanı bir tekstil içine dokunmuş 2500 m²/g.Цялостно геофизично проучване на площ от 5 600 m².
Konuşma bütün seslerin beraber çalışmasıyla algılanır (görme, dokunma ve yüz hareketini dinleme).Те могат да изучат говора на чуващите чрез другите сетива (визуално, тактилно).
Ekranın tümü dokunmatiktir.При тях екраните са touch-screen .
Eğer ilk yardım bilinmiyorsa asla hasta ya da yaralıya dokunulmamalı ve yaralı kımıldatılmamalıdır.Човек трябва да бъде особено предпазлив, за да не бъде ухапан или наранен.
Gün boyunca yanında duran fil zaman zaman nazikçe hortumuyla ona dokunmuştur.Зайченцето бяло цял ден си играло в близката горичка със една сърничка.
İnsanlarla kişisel dokunuşu ile bilinir ve sık sık 'Halkın Kralı' olarak adlandırılır.Както баща си, Джон се радва на добри взаимоотношения с краля и често е наричан „рицар на краля“.
Aynı zamanda dokunduğu her şeyin özündeki suyu emerek istediği şeyi kurutarak kumlaştırabilir.Той също така говори за своята способност да убива с електричество всичко, до което се докосне.
Tanrı, Eyüp'ün hayatına dokunmadığı sürece Şeytan'a izin verdi.Господ разрешава на Сатаната да изпита Йов, като му забранява единствено да посяга на живота на праведника.
Madde 2 Her bir politik birleşmenin amacı; doğal ve dokunulamaz insan haklarını korumaktır.Целта на всеки държавен съюз е осигуряването на естествените и неотменими права на човека.
Çiçeklere sakın dokunma!Никой да не мърда от родните огнища!
Arkadan vur oğlum dedi ve topa dokunduğum an vurdum zaten.В приятелски мач фаулира малко дете, а след срещата заявява, че се е опитал да играе за топката.
Yalnızca Grace ve Jim'e dokunmaz, onlar da yakınlardaki bir pansiyona giderler ve geceyi orada geçirirler.Тръгва си и отва при Ник и Джо, които седят до едно дърво.
Gagaları küçük ve etrafı dokunma tüyleriyle kaplıdır.Главата им е покрита с малки и гладки, застъпващи се люспи.
Milletvekili dokunulmazlığı nedeniyle yargılanamadı.Успява да не бъде съден от Сената.
Bunlar koku, tat ve dokunma hissetme duyularını sağlarlar.Сенсилите могат да възприемат допир, звук, мирис и вкус.
Nesnel duyu belirtileri; dokunma, ağrı, sıcaklık ve soğukluk sayılabilir.Гръбначният мозък има значение за усещането на топло, студено, болка, допир.
Bu benim onuruma dokunduğu için ikinci defa gidişimde elime bir sopa aldım.За победата си над тях, получава за втори път триумф.
Tablolara dokunamazsın.Не можеш да пипаш картините.
Çiçeklere sakın dokunma!Zaboravite na cvijeće.
Eğer Ölüm Defteri yanar ve hasar görürse, o vakte kadar ona dokunmuş tüm insanlar ölür.Ako je Death Note spaljen, uništen ili na bilo koji način oštećen, svi koji su ga dotakli će umrijeti.
Messi topa çıkarken, eliyle topa dokunarak kaleci Carlos Kameni'nin yanından geçmesine sebep oldu.Messi se odrazio prema lopti i rukom je proslijedio pokraj vratara Carlosa Kamenog.
Öngörülü dokunun.Izbjegavajte pristranost.
Odak hedefi değiştirmek için, kullanıcılar farklı bir nesneye dokunmalı.Zamjenom baterije korisnik bi plačao samo razliku.
Dokunduğu anda kuma dönüşür ve ölür.Što jedanput rodi se, propada i umire.
O ne silaha ne de pantolona asla dokunmadığını iddia etmektedir.Vrtjela mu se i ideja da više nikad ne stane na binu niti što snimi.
Bu nedenle dokunulmazların tapınaklara girmeleri bugün hala yasaktır.Dnes sú preto prímesi na báze olova zakázané.
Hiçbir koşulda sana dokunmalarına izin verme.Nezabudnite ostať ľudskými za každých okolností.
Yiyecekleri dokunarak bulmak için.Potom sa pri získavaní potravy striedajú.
Hayatında kimseye yararı dokunmamış Earl, bir gün kazı-kazan kartından 100.000 dolar kazanır.Earl je zlodej, ktorý jedného dňa vyhrá v lotérii 100 000 dolárov.
Çarmıhta acı çeken İsa'nın sadece insani doğasıdır, bu acı tanrısal doğaya dokunmamıştır.Na kríži teda zomrela iba ľudská osoba Krista, nie božská.
Sunulara her dokunan kutsal sayılacak.'Je zasvätený Všetkým Svätým.
Ayrıca dokunum organı görevi de görürler.Popri prieskumných úlohách dokáže plniť aj bojové.
İstediği şeyleri karşısındakine dokunarak gösteriyordur.Bojuje za to čo považuje za správne.
O ne silaha ne de pantolona asla dokunmadığını iddia etmektedir.Nenosil zbrane a nikdy osobne nebojoval, iba velil.
Arkadan vur oğlum dedi ve topa dokunduğum an vurdum zaten.V momente, keď som bol zrazený a zozadu škrtený som si všimol, že drží v ruke pištoľ.
Fakat yeniçeriler tarafından çok tutulmaktaydı ve bunun için canına dokunulması uygun görülmemekteydi.Viselo však pre ňu veľmi vysoko, nedosiahla na neho a musela si nechať prejsť chuť.
Roma'da Galba, Nero'nun tüm reformlarını birçok önemli insanın menfaatlerine dokunacak şekilde iptal etti.V Rimu je preklical vse Neronove reforme, vključno z ugodnostmi za mnoge vplivne osebe.
İsa'nın yaralarına dokunana kadar dirildiğine inanmayacağını söylemiştir.Rekel je, da bo verjel v Jezusovo vstajenje, samo če se bo lahko dotaknil njegovih ran.
Madde 2 Her bir politik birleşmenin amacı; doğal ve dokunulamaz insan haklarını korumaktır.2. člen Cilj vsakega političnega združevanja je ohranitev naravnih in nezastarljivih človekovih pravic.
Tablo canlı enerjik ve eşsiz dokunaklı realizm ile meşhurdur.Znana po svoji živahni energiji in brez primere čustvenega realizma.
Ancak İslam'ın güç merkezleri Irak ve Mısır'a dokunulmadı.Glavna arabska središča moči v Iraku in Egiptu so ostala nedotaknjena.
Bu özellikleri ile araştırmacılara çok büyük yardımı dokunuyordu.Ti pripadniki so organizaciji zelo pomagali s svojimi izkušnjami.
Apple Magic Trackpad 2 Apple tarafından üretilen multi-touch dokunmatik yüzey'dir.Magic Trackpad je multi-touch trackpad, ki ga izdeluje podjetje Apple Inc.
Arkadan vur oğlum dedi ve topa dokunduğum an vurdum zaten.Najprej ga je v skoku brcnil, nato pa ga je napadel še s pestmi.
İlçede dokunan halılar Uşak halısı adıyla dünyada alıcı bulur.S pomočjo brskalnikov nam omogoča da po celem svetu dostopamo do vsebin, ki so shranjene na strežnikih.
Vuruşu kullanacak oyuncu, topa bir kez dokunmak koşuluyla bu vuruşu istediği biçimde kullanabilir.Igralec lahko vodi žogo toliko časa kot želi, dokler jo vodi pravilno.
Bu dokunmatik arayüzü standart 5 yönlü D-pad işlevselliği ile birleştirir.Vedno nosi orožje tako, da kontroliraš smer cevi 5.
Fakat barışçıl modunda olmasının ona zararı dokunur.Bilo mu je prizaneseno s težkimi mirovnimi pogoji.
Haneye tecavüz, konut dokunulmazlığının ihlâl edilmesi.Motiv iskanja prenočišča in neusmiljenosti prebivalcev.
Sinope kızlığına dokunmamasını ister.Pri ljudeh ni vključena v sintezo folne kisline.
Ekran, dokunmaya duyarlı olmasına rağmen, bazen biraz gecikme yaşıyor.Kljub živi obarvanosti ga je včasih presenetljivo težko opaziti na preži.
Yapılan eylemin bireyin kendine ve başkalarına mutlaka bir yararı dokunmalıdır.Nek pogled je lahko uporaben, koristen za posameznika in drug škodljiv.
Şovun stili eğlenceli ama yıllardır insanın içine dokunmuyor." diye yazdı.Serialas vis dar juokingas bet jau keletą metų nėra jaudinantis.“.
7. İsa gelip onlara dokundu, “Kalkın, korkmayın!” dedi.10 Jėzus joms pasakė: „Nebijokite!
İnternetime Dokunma!Nežaiskite su mėnuliu!
Alkollü iken yılana dokunmak asla mantıklı değildir.Tačiau įprastai geriant šampaną stengiamasi gėrimo nelaistyti.
Kral Midas da her dokunduğunun altına dönüşmesini ve böylece daha zengin olmayı istemiş.Karalius Midas panorėjo, kad prie ko tik jis prisiliestų, tas pavirstų auksu.
Kesinlikle dokunulmaması gerekir.Ji turi būti neužimta.
Genç kızda kızlığına dokunmamasını dilemiş.Ji niekada nepritarė dukters norui vaidinti.
Keten ya da pamuk ipliğinden dokunur.Audžiami iš lininių arba medvilninių verpalų.