Kral Midas da her dokunduğunun altına dönüşmesini ve böylece daha zengin olmayı istemiş.Midas bad om, at alt hvad han rørte ved, skulle blive til guld.
Dokunan motiflerin tamamının bir anlamı vardır.Alle de forskellige vidundere har en bestemt effekt.
Bu barışma Henry'nin yararlarına dokundu.På dette tidspunktet vendte begivenhederne sig til Karls fordel.
Bazı dokunaç türleri hem duyusal, hem de manipülatör işlevlere sahiptir.I stedet for det virkelige har vi simulation og simulakrum.
Bu asa ile kime dokunursa hemen iyileşir.Alle, der er blevet forstenet, bliver raske igen.
Kesinlikle dokunulmaması gerekir.Der må ikke stødes direkte.
Kendisi de dokunarak düşünceleri okuyabilmektedir.Den kan også frembringea syner.
Yalnızca hardcore hip-hop yaptım ve kara mizah dokunuşları da eklemeye çalıştım.Jeg ville bare lage hardcore hiphop og prøve å legge inn litt svart humor her og der.
Cebrail, ona kimse dokunmadığı hâlde babasız doğacak olan İsa'yı müjdeledi.Rabben ble født utenfor ekteskap og hadde oddsene mot seg.
Arkadan vur oğlum dedi ve topa dokunduğum an vurdum zaten.Han kastet seg etter og fikk slått ballen ut igjen.
Babası ona dokunarak, "SesYakup'un sesi, ama eller Esav'ın elleri" dedi.Faren ba om å få kjenne på ham og sa «Det er stemmen til Jakob, men hendene til Esau.»
Çoğunlukla Multi-Touch (Çoklu Dokunma) teknolojisiyle üretilmiştir.Særlig karakteristisk var flerkor-teknikken.
NME, albümün prodüksiyonunu "patentli tektonik funk ritimleri ve dokunaklı bir ortam" olarak nitelendirdi.NME beskrev produksjonen som "tektoniske, funky beats og trist atmosfærisk".
"Emniyet Hayal'e neden dokunmuyor?".«Think your job sucks?
Dokunulunca geri döner.Den kommer tilbake etter den blir kastet.
O ne silaha ne de pantolona asla dokunmadığını iddia etmektedir.Det brukes om et oppgjør som utkjempes med never eller våpen.
Kediler, sesli ve görsel iletişimin yanında koklayarak ve dokunarak iletişim kurarlar.Asiatisk svartbjørn kommuniserer både visuelt og gjennom lyd.
Elin yanma sebebi; kişinin kendisi değil, sobaya dokunmasıdır.Flass skyldes ikke soppen i seg selv, men at huden reagerer på soppen.
Roma'da Galba, Nero'nun tüm reformlarını birçok önemli insanın menfaatlerine dokunacak şekilde iptal etti.Di Roma, Galba mencabut semua reformasi yang dilakukan Nero, seperti tunjangan untuk orang-orang penting.
Size kimse dokunamaz.Tak seorangpun bisa menyentuh kita.
1994 İlk akıllı telefon IBM Simon, dokunmatik ekran, e-posta ve PDA özelliklerine sahip.1993 Ponsel pintar yang pertama, IBM Simon, memiliki fitur layar sentuh, email, dan fitur PDA dirilis.
Çiçeklere sakın dokunma!Jangan mengambil bunga dari orang miskin.
Zıplamak için de dokunmatik ekrana dokunması gerekir.Ada juga pilihan layar sentuh.
Kendisi de dokunarak düşünceleri okuyabilmektedir.Pikiran Steno yang bertanya-tanya juga mempengaruhi pandangan keagamaannya.
Her ikisi de karmaşık bir şekilde birbirine dokunur ve birbirlerini sürdürülür kılarlar.Keduanya saling berkaitan dan saling berputar.
Sunulara her dokunan kutsal sayılacak.'Tiap-tiap tahta keuskupan dipandang suci.
Kış tüyleri ince olmasına rağmen dokunulduğunda sert olarak hissedilir.Walaupun kainnya tergolong tipis namun kuat dan terasa sejuk ketika dikenakan.
WAR, INC. eğlenceli ve şaşırtıcı derecede dokunaklı bir film.Film ini dengan screen play yang sangat fun dan entertaining.
Kral Midas da her dokunduğunun altına dönüşmesini ve böylece daha zengin olmayı istemiş.Raja Midas - Seorang raja yang dapat mengubah apapun yang disentuhnya menjadi emas.
‘Nitekim, yazar olarak birçok yararı dokundu bana.Mudah-mudahan Allah memberikan manfaat besar dalam tulisan singkat ini.
Ölüm defterine dokunan her insan Ölüm Meleğini görür ve Ölüm Meleğinin sesini duyar.Pendengar bacaan manusia Malaikat yang mendengarkan bacaan Qu'ran manusia.
Ölü lekeleri vücudun yere dokunan kısımlarında husûle gelmez.Korban yang diincar adalah orang-orang yang tidak menapakkan tubuhnya dengan tanah.
Erenler meydanında cellatlığı sana verdik.Fakat haksız iş yapma, sana zararımız dokunur" der.Ulah marebutkeun balung tanpa eusi yang artinya jangan memperebutkan perkara yang tidak ada gunanya.
Yiyecekleri dokunarak bulmak için.Mematuk-matuk mencari makan.
James o heyecanla kadına dokunur ve "Mary!" der."Kalau begitu saya dengan senang hati akan mengingat Anda," kata Maria.
Dikişler ve gölgeler dokunmada neler yapabileceğiniz hakkında anlam vermektedir.Các đường nối và bóng chỉ ra những gì bạn có thể chạm vào."
Touch desteği: Windows Embedded Kompakt 7 dokunma ve hareket girişi türlerini tanır.Hỗ trợ cảm ứng: Windows Embedded Compact 7 nhận cảm ứng và các đầu vào cử chỉ.
CJ'e çok fazla yardımı dokunmuştur.Cô giúp Yuuki rất nhiều.
Arkadan vur oğlum dedi ve topa dokunduğum an vurdum zaten.Sau đó Lã Bố lùi lại giương cung bắn trúng ngay ngạnh kích.
Dokunaklı bir yorgunlukla Evita'da oynamış ve yıldızlığının kalitesinden sadece biraz daha var.Bà vào vai Evita với vẻ mệt nhọc chua chát và có đôi chút khí chất của một ngôi sao.
Messi topa çıkarken, eliyle topa dokunarak kaleci Carlos Kameni'nin yanından geçmesine sebep oldu.Messi lao tới và dùng tay để đưa bóng vào lưới thủ thành Carlos Kameni.
Arama sonuçları, kullanıcıların sayfayı açmak için dokunabilecekleri kart biçiminde sunulmaktadır.Các kết quả tìm kiếm được hiển thị theo dạng thẻ, người dùng có thể nhấp vào để mở trang.
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'na önemli hizmetleri dokundu.Các dịch vụ liên quan đến y tế và dịch vụ xã hội.
John onun omuzuna dokununca yüzünü döner.Khi cô định nhảy, John kéo cô vào lại trong nhà.
Hiçbir koşulda sana dokunmalarına izin verme.Đừng lạm dụng nó theo bất kỳ cách nào.
Dokunulduğunda bağırır.Nó phản ứng khi người ta chạm vào.
Buraya kadar hiçbir Alman oyuncu henüz topa dokunamamıştı.Không có đội Đông Đức nào từng dự giải.
‘Nitekim, yazar olarak birçok yararı dokundu bana.※著者は禰宜を務めた。
Anneler çocuklarını yumuşak dokunuşlarla sever.おっとり優しい性格で園児たちに慕われる。
Dokunulunca geri döner.触れるとはじき返される。
Ânî: Sıcak bir sobaya dokunduğunuzda elinizi yakarsınız.熱いものに触れたときに手を引っ込める。
Sırta doğru kayarak artık harekette kullanılmaz ve dokunaç (duyarga) işlevi görür.左右に視点を移動する場合は曲げるのではなく(できない)移動したい方向に向ける。
İnsan kendini kitleye bırakır bırakmaz, artık kitlenin dokunuşundan korkmaz olur.侈(贅沢)は人欲を窮(きわ)めたるも君子之を罪とせず。
MacBook veya Apple Magic Trackpad kullanan kullanıcılar için çok sayıda çoklu dokunmatik özellik de mevcuttur.MacBookやMagic Trackpadユーザー向けにいくつかの特別なマルチタッチ機能もある。
Müşterilerin hiç dokunmadıkları yemekleri evine götürür.客が触れなかった料理は別の客に出す。
Fakat birdenbire Musa deniz kıyısına gelir ve elindeki asa ile deniz sularına dokunur.草々が清海に恋したのも清海に「とおやん」とダブらせたため。
Semeni mezarın üzerinde kalır ve hiç kimse dokunmaz.ワーウルフ族の妻がいて彼女には頭が上がらない。
Yapılan eylemin bireyin kendine ve başkalarına mutlaka bir yararı dokunmalıdır.宝具は使用すると自分や相手に何らかの効果を及ぼす。
Bununla birlikte, çok dokunmalı parmak girişi hala iPad Pro için birincil giriş mekanizmasıdır.しかし、マルチタッチ入力はまだiPadの主な入力方法である 。
Çünkü melek ve şeytanlar birbirine dokunamaz ve aşık olamazlardı.だが、天使と人間の恋は許されない。