Herhangi bir kadın kendisine dokunursa kaplana dönüşür.När han vill kasta sig över henne, förvandlas hon till ett träd.
Bu dönemde iki tür halı dokunmaktaydı: Saray halıları ve Uşak halıları.Med tiden utvecklades två mordmetoder: gasvagnar och gaskammare.
Pek çok defa milletvekili dokunulmazlığı kaldırılmak istendi.Неодноразово виступав за зняття депутатської недоторканності.
Dikişler ve gölgeler dokunmada neler yapabileceğiniz hakkında anlam vermektedir.Шви і тіні допомагають зрозуміти, що можна помацати».
Hiçbir koşulda sana dokunmalarına izin verme.Не падай духом ні за яких обставин.
Lori onun yüzüne dokunur.Дейзі б'є його по обличчю.
Arkadan vur oğlum dedi ve topa dokunduğum an vurdum zaten.Його побожна мати принесла йому це відро і відразу ж коли він доторкнувся до нього, відро наповнилося мукою.
Dokunduğu kişilerin güçlerini çalma yeteneğine sahiptir.У нього з'являється здатність набувати властивість речовин до яких він торкнувся.
Zıplamak için de dokunmatik ekrana dokunması gerekir.Для зменшення їх впливу використовують екран.
Genç kızda kızlığına dokunmamasını dilemiş.Сам хлопчик каже, що не чіпав сестру.
Son günlere kadar dokunduğunuz her şey yok olacak!"Можна подумати, що всі інші давно вимерли!»
Aynı zamanda Angel'ın da ona birçok yardımı dokunmuştur.Іван часто допомагав їй.
Dokunulmazlığı Avrupa Parlamentosu tarafından aynı dönemde kaldırılmış olduğu için yargılanabilecektir.Недоторканність може бути знята заявою уряду зацікавленої держави, спрямованою до Європейського парламенту.
Konsolosluk binaları ve arşivlerinin dokunulmazlığı vardır.Аналогічні правила застосовуються й щодо консульських приміщень та архівів консульства.
Askerlerinden biri omzuna dokunup gökyünüzü işaret edince yukarı baktı.Вояки побачили, як він упав, перевернувши та розстебнувши бронежилет, помітили вхідний отвір над серцем.
Yasama dokunulmazlığı nispîdir.Підступність Яго безмірна.
Bazı kanallar sabahları sansürlermiş, akşamları ise dokunulmamış versiyonları yayınladılar.Сирецької: приносили картини вранці й забирали увечері.
O sana dokundu mu?Він тебе торкнувся?
Ona dokundum.Я доторкнувся до неї.
Ona dokundum.Я доторкнувся до нього.
Sensör, kullanıcının parmak izini tespit etmek için kapasitif dokunuş kullanır.Snímač používá kapacitní dotyk k rozpoznání otisku prstu uživatele.
Sabun ve suyla yıkama, ölü dokunun çıkarılması ve yaranın sarılması, yara tedavisinde önemli noktalardır.Očištění mýdlem a vodou, odstranění mrtvé tkáně a použití obvazů jsou důležitými aspekty péče o ránu.
Gramsci, milletvekili dokunulmazlığına rağmen tutuklandı ve ünlü Roma hapishanesi Regina Coeli'ye götürüldü.I přes parlamentní imunitu byl Gramsci zatčen a uvězněn v známé římské věznici Regina Coeli.
Zıplamak için de dokunmatik ekrana dokunması gerekir.Je možné hrát i s dotykovou obrazovkou.
Lori onun yüzüne dokunur.Gracie ho proto udeří do nosu.
Tentaclifors: Hedefin kafasını dokunaça çevirir.Tentaclifors Kouzlo přemění hlavu cíle v chapadlo.
Ekrana dokunarak diğer bir cihazdan içerik gönderir.Klepnutí na obrazovku pošle obsah z jednoho zařízení na druhé.
Taker'a dokunmaya yeltenince, yumruk yağmuruna tutuluverdi bir anda.Když se Váju přihnal, okamžitě zaútočil na Sugrívu.
Dokunup beni ayağa kaldırdı.Nadchl mě i zasáhl.
Daha ucuz ve makine ile dokunan kumaşlar el ile boyanan geleneksel ipek kumaşların yerini almaktadır.Levnější a strojově vyráběné látky mohou být náhradou za tradiční, ručně barvené hedvábí.
Tüm geleneksel kimonolar elde dikilir, hatta kimono kumaşları da genellikle elde dokunup bezenir.Tradiční kimona jsou ručně šitá a i látky jsou často ručně tkané a dekorované.
Altaylarda, "baylu" sözü, dokunulmaz, kutsal ve yasak anlamına gelir.Slovo mu překládali jako "něco svatého, nedotknutelného, zakázaného, nečistého nebo prokletého".
İnsanlarla kişisel dokunuşu ile bilinir ve sık sık 'Halkın Kralı' olarak adlandırılır.Ve Finsku je považován za lidového hrdinu a často je označován jako král pašeráků.
İçerik gönderilmek üzere mümkün ise, ekran aşağı küçülecek ve üstünde "Kiriş için dokunun" görüntüler.Je-li možné obsah odeslat, obsah na obrazovce se zmenší a v horní části se zobrazí zpráva „Dotykem přeneste“.
Fakat yeniçeriler tarafından çok tutulmaktaydı ve bunun için canına dokunulması uygun görülmemekteydi.Měli špatné známky a nezáleželo jim tolik na tom, zda budou chyceni.
Gözlemlemediğin, dokunmadığın şeyi şiire sokma.Cos nespatřil, o tom nepovídej, co jsi spatřil, o tom mlč.
Arkadan vur oğlum dedi ve topa dokunduğum an vurdum zaten.V momentě, když jsem byl sražen a zezadu škrcen jsem si všiml, že drží v ruce pistoli.
Apple Magic Trackpad 2 Apple tarafından üretilen multi-touch dokunmatik yüzey'dir.Magic Trackpad je multi-touch Trackpad vyráběný společností Apple Inc.
Dokunma filler arasında önemli bir iletişim biçimidir.Atingerea este o formă importantă de comunicare între elefanți.
Beyaz kuş (Matilda): Dokunulduğunda yumurta bırakır ve (45 derece) çapraz olarak hızla yükselir.Cam la mijlocul tijei se află un inel (o manșetă) alb fără dungi, tot datorit vălului.
Messi topa çıkarken, eliyle topa dokunarak kaleci Carlos Kameni'nin yanından geçmesine sebep oldu.Messi a sărit împingând mingea în poartă pe lângă portarul lui Espanyol Carlos Kameni.
S60v5 platformu ise dokunmatik ekranlı telefonlar içindir.Este cunoscut și ca S60 v5, pentru că vine însoțit de această interfață grafică.
Size kimse dokunamaz.Nimeni nu se putea atinge de el.
Ânî: Sıcak bir sobaya dokunduğunuzda elinizi yakarsınız.Dacă vei lucra lucru de mână îți vor amorți mâinile.
7. İsa gelip onlara dokundu, “Kalkın, korkmayın!” dedi.Și Iisus S-a apropiat de ei, și, atingându-i, le-a zis: Sculați-vă și nu vă temeți.
(Türkçe: Eğer ona dokunursan, seni dürter.)(Traducere în română - „Și sărutul meu va topi tăcerea care te face să fii a mea!”)
Alt ekran dokunmatik.Suportă ecranele touch-screen.
Yüzlerindeki kıllarda ileri derecede gelişmiş dokunsal duyu sistemi bulunur.În intestin există o valvulă spirală bine dezvoltată.
Yaptıklarının ucu elbette ki Stanley'e dokunacaktır.Dincolo de ele se afla o așezare pe care Stanley a numit-o Stanleyville.
Parlamento üyelerinin dokunulmazlığı kaldırıldı.A dizolvat Camera Deputaților.
Wayne onu sevmez ve ona dokunmasından nefret eder.Ea îl urăște pe Alan și nu ratează nici-o șansă să-și bată joc de el.
Dokunan motiflerin tamamının bir anlamı vardır.Principiul rațiunii suficiente Orice lucru are un temei.
Hiçbir koşulda sana dokunmalarına izin verme.Nu dați prilejul să fiți atacați pentru asemenea lucruri.
Surface 30 inç dokunmatik ekrana sahiptir.Dispozitivul are un ecran rezistiv touchscreen de 3 inchi.
Nokia C3-01 Touch & Type, Nokia´nın çıkardığı hem dokunmatik hem tuş takımına sahip olan telefonlarındandır.Nokia C3-01 se mai numește și Nokia Touch and Type.
İsa'nın yaralarına dokunana kadar dirildiğine inanmayacağını söylemiştir.Cercetătorii biblici au remarcat că Ioan evită să spună dacă Toma chiar a pipăit rănile lui Isus.
Arkadan vur oğlum dedi ve topa dokunduğum an vurdum zaten.El se îndreaptă cu spatele ca țintă, iar Charlie îl lovește cu bucurie aruncându-l în iaz.
Sana yararı dokunacak kitapları okumalısın.Ar trebuie să citești cărți care să îți fie utile.
İlk defa bir yunus balığına dokunuyorum.Este prima dată când ating un delfin.
7. İsa gelip onlara dokundu, “Kalkın, korkmayın!” dedi.Ekkor Jézus odament, megérintette őket, és így szólt hozzájuk: Keljetek fel, és ne féljetek!