Ana içeriğe geç
Sözlük

dokun ile cümle

dokun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Oyuncuların peynir toplayabilmesi peynire dokunması gerekir.Le croûtage permet au fromage de respirer.
Tüm milletvekilleri parlamenter dokunulmazlık hakkına sahipti.Les députés jouissent de l'immunité parlementaire.
Öngörülü dokunun.Voir Auto-efficacité.
Semeni mezarın üzerinde kalır ve hiç kimse dokunmaz.Aucun dommage ne lui est associé et il ne toucha aucune terre.
Her dokunuş bir puan değerindedir.Chaque quille renversée vaut un point.
Dokunma duyusu çok gelişmiştir.Son sens du toucher est également bien développé.
Küçük mavi kuşlar(Jay,Jake,Jim grup adları the blues): Dokunulduğunda üçe bölünür.Jay, Jake et Jim (Les Blues) : trois petits oiseaux bleus qui adorent jouer.
Aniden bir aslan çıkagelir, kızı koklar, fakat kıza dokunmaz.Alors un requin attaque la fille, mais son petit ami ne l'entend pas.
David'i tekrar diriltirler ve David Mavi Peri heykeline yürür ve ona dokunduğunda çatlayıp çöker.Hodon et O-aa retournent chez eux par voie de terre et parviennent à rattraper David.
Ölüm defterine dokunan her insan Ölüm Meleğini görür ve Ölüm Meleğinin sesini duyar.Pour les articles homonymes, voir Angels of Death et Ange de la mort.
Sadece 500 serisi dokunmatik ekrana sahiptir.La Corée du Nord compte 500 écrans.
Bu bölge, kişisel özgürlüğün dokunulmaz ve kutsal alanını oluşturur.Cela rendait le lieu sacré et inviolable.
Dokunulduğunda felç olunabilir.Il peut être taillé.
İki eski bakanın dokunulmazlıkları kalktı.Les deux anciens ministres ne furent pas inquiétés.
Lori onun yüzüne dokunur.Mark le frappe donc au visage.
Yanlışlıkla bir mala dokunursa satıcının istediği fiyata o malı almak zorundalar...Si vous pouvez trouver un acheteur à ce prix et prendre l'affaire en gérance ...
Zıt iki kutup birbirine dokunur ve birbirleri içinde kaybolurlar.Une pomme se détache et tombe précisément entre eux deux...
Grup içersinde birbirilerine dokunacak kadar yakın yüzerler.Les éléments interagissent entre eux quand ils sont à proximité les uns des autres.
Utnapiştim ve karısı arasında durarak onların alnına dokunur ve onları kutsar.Elle retire un à un ses parures et ornements, les donnant à ses serviteurs.
Ayrıca cumhurbaşkanlarının görevi süresince dokunulmazlık hakkı vardır.Le président bénéficie de l'immunité durant son mandat.
Ona dokunmamalısın.No debes tocarlo.
Kızıma dokunma!¡Aleja tus manos de mi hija!
Kimi insanlar ona dokunamadıkları için Allah'a inanmıyorlar.Algunos hombres no creen en Dios porque no pueden tocarlo.
Neden benim kız arkadaşıma dokunuyorsun?¿Por qué estás tocando a mi novia?
Omuzuma dokundu.Ella me tocó el hombro.
Size dokundu mu?¿Lo tocó?
Sesini işitmek için bir hayvana dokunun.Toca un animal para oír su sonido.
Eşyalarıma dokunmayı bırak!¡Deja de tocar mis cosas!
Hiçbir koşulda sana dokunmalarına izin verme.No les permitas bajo ninguna circunstancia que te toquen.
İnternetime Dokunma!No toque mi música!
"İnternetime Dokunma!"No toque mi música! '
Dikişler ve gölgeler dokunmada neler yapabileceğiniz hakkında anlam vermektedir.Las costuras y sombras proporcionan significado sobre lo que se puede tocar."
Peygamberlere bir zararı dokunamaz, veliler ise onunla mücadele ederler.No podéis ofender al enviado de Dios ni casaros jamás, después de él, con sus esposas.
Çünkü melek ve şeytanlar birbirine dokunamaz ve aşık olamazlardı.También el Dragón y sus ángeles combatieron, pero no prevalecieron y no hubo ya lugar en el Cielo para ellos.
Buraya kadar hiçbir Alman oyuncu henüz topa dokunamamıştı.Ningún jugador alemán obtuvo algún punto.
Yalnızca hardcore hip-hop yaptım ve kara mizah dokunuşları da eklemeye çalıştım.Pensé que era básicamente hacer hip hard-core-hop y tratar de añadir un toque de comedia negra aquí y allá.
Zune Padine dokunmak veya tıklatmak çalışmanın durmasına neden olur.Sirve para cerrar o atar algo.
Bunlar koku, tat ve dokunma hissetme duyularını sağlarlar.En ella encontraré mis guantes y el olor de mis dientes.
Bu gözlemler ve diğerleri süreklilikle ilgili araştırmaların önünün açılmasında büyük faydası dokunmuştur.Todos estos aspectos y otros muchos siguen abiertos a la discusión histórica.
Yerleşik hiyerarşiler toplumsal gerçeklere karşı giderek sert ve dokunulmaz hale gelir.Las jerarquías enraizadas se vuelven cada vez más rígidas y desconectadas de las realidades sociales.
Bana hiç dokunma.Non toccarmi neppure.
İstenirse bu tınlama çalgı üzerine elle dokunularak kontrol edilebilir.Se puede ver una mano agarrándolo el dispositivo.
Beş duyunun da varsanısı olabilir: görme, işitme, dokunma, koklama ve tat duyusu.Hasta cinco personas pueden participar, hablar, verse.
Melek, "Çocuğa dokunma" dedi, "Ona hiçbir şey yapma.11) Y el Ángel le dijo: «No pongas tu mano sobre el muchacho ni le hagas ningún daño.
Dokunduğu kişilerin güçlerini çalma yeteneğine sahiptir.Adquiere los poderes de los mutantes a los que toca.
Dawn, Spike'ı ablasına bir daha dokunursa ateşler içinde uyanacağı konusunda uyarır.Spike le advierte a Tom que si lo vuelven a despertar lo despellejaría vivo.
Ayrıca cumhurbaşkanlarının görevi süresince dokunulmazlık hakkı vardır.Los miembros de la Asamblea gozan de inviolabilidad en el ejercicio de su cargo.
Ölü lekeleri vücudun yere dokunan kısımlarında husûle gelmez.El hombre que está comiendo no debe llevarse las manos a ninguna parte de su cuerpo.
Tablo canlı enerjik ve eşsiz dokunaklı realizm ile meşhurdur.Esta pintura es famosa por su vívida energía y realismo emocional sin precedentes.
Dokunaklı bir yorgunlukla Evita'da oynamış ve yıldızlığının kalitesinden sadece biraz daha var.Interpreta a Evita con un esfuerzo conmovedor y tiene algo más que un poco de calidad de una estrella.
Dil ortasını, üst damağa dokundurmak suretiyle çıkar.Chasquear la lengua con el paladar superior.
Her dokunuş bir puan değerindedir.Cada punto equivale a un peso.
Diğer özellikler arasında odaklanmak için Dokunma, Sürekli çekim ve Coğrafi etiketleme bulunur.Otras características incluyen Touch to focus, Continuous shot y Geo etiquetado.
Aniden bir aslan çıkagelir, kızı koklar, fakat kıza dokunmaz.Un león que pasa por allí, capta su olor pero no la devora.
Son günlere kadar dokunduğunuz her şey yok olacak!"Nos gustaría mantenerlos al día hasta el último minuto!"
Wayne onu sevmez ve ona dokunmasından nefret eder.Es atea y odia que le toquen.
Temel fikir dokunmatik modül camını ince bir yalıtım malzemesi tabakası ile değiştirmektir.La idea básica es la de reemplazar el vidrio del módulo táctil por una delgada capa de material aislante.
Ölüm Defteri'ne dokunan her insan Ölüm Tanrısını görür ve sesini duyar.Todo hombre sería capaz de oír la voz de Dios y seguirla.
Sawyer, sakladığı yerden alyansı çıkarır ve ardından Kate ile Dharma dokuna doğru yürür.Él recupera un anillo de compromiso que escondió y luego habla con Kate en el puerto de Dharma.
Uyarı çubuğunu çekip fener düğmesine dokunmak yeterli.Para hablar solo hay que pulsar el botón.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod