dogma ile cümle
dogma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Her açıdan Voltaire'in dini dogmatizme karşı olduğu aşikardır.Ο πίνακας θεωρείται γενικώς ότι αποδίδει την θρησκευτική αντίληψη του Φρίντριχ.
Bu sayede çok daha kısa sürede vites değiştirme imkanı doğmaktadır.Ωστόσο, είναι πολύ πιθανόν αυτές οι ταξινομήσεις να αλλάξουν και πάλι στο άμεσο μέλλον.
Sansür, Comedy Central'a karşı güçlü bir tepkinin doğmasına sebep oldu.Censuren gav stærkt kritik mod Comedy Central.
Anne babası doğmadan önce boşanır.Hendes forældre blev skilt, før hun blev født.
Cumhurbaşkanı doğma büyüme Finlandiya vatandaşı olmalıdır.Præsidenten skal være finskfødt og have finsk statsborgerskab.
Büyük torunu Ratu Sir George Cakobau, Fiji'nin ilk doğma büyüme Genel Valisidir (1973 - 1983).Hans oldebarn, rato sir George Cakobau blev Fijis første indfødte generalguvernør i perioden 1973-1983.
1988 salgınında sadece hamile bir kadın ve doğmamış bebeği hayatını kaybetti.Første ægteskab endte brat i 1838, da hans kone og ufødte barn døde under fødslen.
Fakat yeniden doğmak "dünyanın ıstırabına" yeniden ortak olmak demektir.Svømning: Sigma igen landets bedste.
Bazı iddialara göre İsa kış mevsiminde doğmamıştır.I forevangeliet fødes Jesus ikke i en stald.
Bu model Peugeot Boxer ve Citröen Jumper modellerinin doğmasına sebep oldu.Hos Peugeot hed den tilsvarende model nu Boxer, og hos Citroën Jumper.
Çocuk doğmadan önce birbirlerinin izlerini kaybetmişlerdir.Hunnen lader ungerne die efter fødslen.
Öyle ki, bu gözlemler “foo fighters” (uçakları takip eden ışık küreleri) teriminin doğmasına neden olmuştur.Kritikere døbte således af den grund flyet "Spruce Goose".
Taht, II. Hürmüz'ün eşlerinden birinden henüz doğmamış olan çocuğuna kalmıştı.Magten blev overdraget til en af Hormizds hustruers ufødte barn.
Başkan Clinton'a "Kudüs'ü teslim edecek Arap liderinin henüz doğmadığını" söyledi.Han informerte president Clinton om at «den arabiske leder som vil overgi Jerusalem har ikke blitt født ennå».
Colin Powell doğmadan önce ailesi, Jamaika’dan Birleşik Devletlere göç etmişti.Colin Powells foreldre hadde innvandret til USA fra Jamaica.
Sabah Namazı Güneş doğmadan önce kılınan farz bir namazdır.Intensjonen må sies (i ens indre) før første bønn om morgenen.
Büyük torunu Ratu Sir George Cakobau, Fiji'nin ilk doğma büyüme Genel Valisidir (1973 - 1983).Hans oldebarn, rato sir George Cakobau ble Fijis første innfødte generalguvernør i perioden 1973-1983.
Robert'dan doğma gayrimeşru bir kız çocuğu vardır.Tjenestejenta Anne føder et dødfødt barn.
Çocuğun doğmasını istemiş ve hamileliği dönemince Bella'nın yanında olmuştur.Men barnet blir ennå født mens Bella er et menneske.
Biz O'nu doğmamış olarak çağrırız, doğası gereği doğmuş olan onun aksine.Dengan begitu, maka sesungguhnya Ta Lasa berarti panggilan sebagai "pamannya" Lasa.
Cumhurbaşkanı doğma büyüme Finlandiya vatandaşı olmalıdır.Menurut Konstitusi Finlandia, sang presiden haruslah warganegara Finlandia yang lahir di sana.
30 saatlik yörünge perioduna rağmen batıda batışı 2,7 gün tutar ve doğması da uzun sürer.Meskipun periode orbital Deimos itu 30 jam, satelit tersebut butuh 2,7 hari untuk tenggelam di Barat.
İkiz bir batımda iki bebeğin birden doğmasıdır.Mereka lahir ketika bayi tertawa terbelah dua.
Yine 1846’da, Bates’in yazdığı bir kitapçık Sebt’e büyük bir ilginin doğmasına neden oldu.Pada tahun 1846, sebuah pamflet yang ditulis oleh Bates menciptakan minat luas kalangan pemelihara hari Sabat.
Eserlerinde Kilise dogmaları ve döneminin Fransız müesseselerini yoğun olarak hicvetmiştir.Ia sering menggunakan karyanya untuk mengkritik dogma gereja dan institusi Prancis pada saat itu.
Doğurmadı ve doğmadı.Dia tidak beranak dan tidak diperanakkan.
Yani dogmalar, tartışılmaz, kendilerinden kuşku duyulamaz.Kami tidak mempercayai cakap-cakap kosongmu bahkan meragui kenabianmu.
İşte Serse opearasının doğmasının arka planı budur.Di sinilah kelahiran Mesias dinantikan.
Her saniye kazanmaktadır ve aslında her an yeniden doğmaktadır.Matahari terbit dan terbenam dengan sendirinya setiap saat.
Başkan Clinton'a "Kudüs'ü teslim edecek Arap liderinin henüz doğmadığını" söyledi.Ông nói với Tổng thống Clinton rằng, "nhà lãnh đạo Ả Rập người nhượng lại Jerusalem vẫn còn chưa sinh".
Çocuk doğmadan önce birbirlerinin izlerini kaybetmişlerdir.Các bé gái bị bỏ rơi sau khi sinh nở.
Yavrular annelerinden ancak sonraki yavru doğmadan hemen önce ayrılırlar.Những con còn trẻ sẽ ở lại với mẹ cho đến khi ngay trước khi đứa trẻ tiếp theo được sinh ra.
Yeni doğan bebekler de daha güçsüz ve zayıf doğmaya başlamıştır.Cậu sinh non nên khi vừa chào đời đã rất nhỏ bé và yếu ớt.
Muhammed daha doğmadan babası vefat etti.Cha của Franco đã chết trước khi sinh.
Rydberg, dogmatik kiliseye karşı saldırgan tutum sergiledi.Heinrich trả lời với một hội đồng tôn giáo đối lập của mình.
Doğmamış çocukta hasara yol açabilir.Sự cũng cố này có thể gây tổn thương có con non khi sinh đẻ.
Onlar orada yeryüzünde tekrar doğmaya hazırlanırlar.地上で最も穢れ無き場所に現れるとされる。
Fakat insan ruhu hiçbir zaman yeniden hayvan bedeninde doğmaz.また動物霊は二度と同じ種類に生まれることはない。
Drenajdan sonra hemen ameliyat endikasyonu doğmamaktadır.出生直後にフォンタン手術を行うことが出来ないのもこのためである。
Eşini ve doğmamış çocuğunu kaybeden Jim Jones Jr. ise San Francisco’ya dönmüştür.ジム・ジョーンズ・ジュニアは、ジョーンズタウンで妻とおなかの中にいた子供を失い、サンフランシスコへと戻った。
"Doğmak" anlamındadır.」が誕生するのである。
Güneş doğmadan önce günün en soğuk zamanı yaşanır.夜明け前は一日でもっとも気温が下がる時間である。
Sözcük, "Doğmak" kökünden gelir.「私写真」という言葉はここから生まれた。
Londra'da doğmak onun davasına yardım etmedi.独身のままコペンハーゲンで没した。
Umberto daha doğmadan babası annesini terketti.父はフランコが生まれる前にこの世を去っている。
Herkes onun ağlayacağı olayı beklerken o, çocuğunun doğmasına ağlar.子供受けが悪く、家に顔を出すたびに親戚の子供に泣かれている。
Portekiz'de doğmasına karşın bütün eğitimini İspanya'da almıştır.日本で育ち、教育もすべて日本で受ける。
Çocuk doğmadan önce birbirlerinin izlerini kaybetmişlerdir.』の連載開始前後に子供が誕生したことになる。
Bütün hamilelik süreci sonucunda bebeğin canlı doğma oranını verir.このDIOの骨が後に緑の赤ん坊を誕生させる。
O doğmadan önce Japonya'da tahta kız çocuklarının geçmesi konusu tartışılmaktaydı.日本を発つ前に弟の乱次郎に託された。
Onlar orada yeryüzünde tekrar doğmaya hazırlanırlar.他們必在地上成為糞土。
Bununla birlikte felsefede akıl genellikle içgörüyle (içe doğmayla değil) karşılaştırılır.屬於如來藏學派,與《解深密經》同為論述唯識思想的重要經典。
İki Elçi, “Biz anadan doğma körü ve abraşı iyileştiririz” dediler.若降,吾何所借手?”幹曰:“窦建德危至,而化及未平,我转侧两贼间,势必危,王又贪其玉帛,败不日。
Biz O'nu doğmamış olarak çağrırız, doğası gereği doğmuş olan onun aksine.但此時其,縣不論大小,都已統稱一縣最高長官為縣令,而不再設縣長一職。
O halde onlar doğmayı karışma, yok olmayı ise ayrılma olarak adlandırsalar iyi ederler."由於牠們沒有鳴管,故其叫聲只限於咕嚕聲及嘶嘶聲。
Sabah Namazı Güneş doğmadan önce kılınan farz bir namazdır.晨禮(فجر) 早上進行的禮拜,時間是在日出之前的拂曉之時。
İlk ikiz baş aşağı doğmadığı zaman C-bölüm genellikle tavsiye edilir.初回盤C销售完毕之后通常盘才会上市。
Büyük torunu Ratu Sir George Cakobau, Fiji'nin ilk doğma büyüme Genel Valisidir (1973 - 1983).他的曾曾孫,乔治·卡考鲍爵士,在1973年到1983年任斐济总督(他是斐濟第一位在本土出生的總督)。
Ama doğarken Darla, bebeğinin doğması için hayatını verir.但幾經思考後,芭芭拉決定將孩子生下來。
Pader Nehri Paderborn Katedrali'nin yanında bulunan yaklaşık 200 kadar su kaynağından doğmaktadır.该市得名于帕德河(Pader),该河发源于帕德伯恩主教座堂附近的200多个泉源,圣Liborius也埋葬在那里。