dogma ile cümle
dogma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
H360Df Doğmamış çocukta hasara yol açabilir.A DPP pode também afetar negativamente o recém-nascido.
Aleksandr, Moskova'da doğmasına rağmen, küçük bir kasaba olan Kirsanov'da büyümüştür.Antonov nasceu em Moscou, mas cresceu na cidade de Kirsanov.
Dogma filminin sonunda filmin devamının geleceği söyleniliyordu.Contudo, Clair hesitou quanto ao final do filme.
6. yüzyıl Roma deniz gücünün yeniden doğmasıyla tanınır.O século VI marcou o renascimento no poderio militar naval.
Tüm homunculuslar ondan doğmadır.E tudo dela nasceu.
Buna göre benlik, insanlar arasında çoğunlukla sembolik olan etkileşimden doğmaktadır.O fenômeno deve-se na maior parte do tempo à uma simetria entre os estados.
Biz O'nu doğmamış olarak çağrırız, doğası gereği doğmuş olan onun aksine.Roepen wij, zo dier verpligt Aan dit zegenbaarend licht; Spâ ga zulk een heilzon onder!
Onlar orada yeryüzünde tekrar doğmaya hazırlanırlar.Onder hen, op aarde, wordt het kaf van het koren gescheiden.
Saat tamircisi ve kuyumcu olan babası Earnshaw doğmadan ölmüştür.Zijn vader, horlogemaker en juwelier, stierf voordat hij werd geboren.
Anne babası doğmadan önce boşanır.Haar ouders zijn voor haar geboorte gescheiden.
H360D Doğmamış çocukta hasara yol açabilir.R 61: Kan het ongeboren kind schaden.
Doğurmadı ve doğmadı.Hij wordt niet weder geboren.
Geminin üzerinde bir güneş doğmaktadır.Boven haar schijnt een zon.
Taht, II. Hürmüz'ün eşlerinden birinden henüz doğmamış olan çocuğuna kalmıştı.Sjapoer II was het ongeboren kind van een van de bijvrouwen van Hormazd II.
A ve B arasında görülen yakın ilişki birbirinin sebep-sonuç olmasından doğmaz.Niet alle botsingen tussen A en B zijn namelijk effectief.
Arjantin'de doğmasına karşın İspanyol bir aileden gelmektedir.Ook in dat geval komt hij echter zonder twijfel uit een Spaanse familie.
Londra'da doğmak onun davasına yardım etmedi.In Londen kwam zij echter niet in actie.
Birçok inanışa göre ruh, enkarne olmadan (ete bürünme, doğma) önce de mevcuttu.Volgens bepaalde verhaalversies zou Adam, de allereerste mens, eveneens uit klei zijn geschapen.
2. Baskı: Doğmamış Bir Çocuğa Mektup (İstanbul: Can, 1997).Kammer: Kaddisj voor een niet geboren kind, 1994).
Bu olgu Francis Crick tarafından “moleküler biyolojinin merkezî dogması” olarak adlandırılmıştır.Dit principe wordt het centrale dogma van de moleculaire biologie genoemd.
Her saniye kazanmaktadır ve aslında her an yeniden doğmaktadır.De tijdinstelling is afhankelijk van het type en het herinschakelen is op elk ogenblik mogelijk.
Akılcılığı esas alarak dinî dogmalara karşı çıkmıştır.Het gezonde verstand stelde hij boven dogmatische spitsvondigheden.
Bu yeni ilişki, kendisinden tam anlamıyla farklı olan yargılardan nasıl doğmaktadır?"En komt dit persoonlijke oordeel overeen met de daadwerkelijke uitspraak van de rechter?"
Şiirlerini derlediği ilk kitabı Sevgiden Doğma 1987'de yayımlandı.Zijn eerste boek,So Much To Tell You, werd in 1987 uitgegeven.
Bütün hamilelik süreci sonucunda bebeğin canlı doğma oranını verir.De vrienden maken van alles mee in de aanloop van de bevalling van Anna.
Çocuk doğmadan önce birbirlerinin izlerini kaybetmişlerdir.Ze gingen echter uit elkaar vóór de geboorte van hun zoon.
Bu başlangıç puanları her öldüğünüzde yeniden doğmak için kullanılmaktadır.Zo is volgens hem het geboren worden al het begin van het sterven.
Diphallia, çift penislilik durumu tıpta erkek bir bebeğin iki penis ile doğması durumudur.Diphallus of peniele duplicatie is een zeldzame afwijking, waarbij een man met twee penissen geboren wordt.
Öldükten sonra yeniden doğma sınırı yoktur.Sinds de sluiting van de materniteit zijn er bijna geen geboortes meer in Temse.
Sabah Namazı Güneş doğmadan önce kılınan farz bir namazdır.Należy spożyć go przed wezwaniem do porannej modlitwy przed wschodem słońca (fadżr).
Doğurmadı ve doğmadı.Nie zrodził i nie został zrodzony! 4.
Muggle ana babadan doğmadır.Ella ma wkrótce zostać mamą mamuciątka.
Sözcük, "Doğmak" kökünden gelir.Wywodzi się od słowa oznaczającego "urodzony na nowo".
Geminin üzerinde bir güneş doğmaktadır.Nad oceanem znajduje się wchodzące słońce.
O doğmadan önce ailesi bir kız çocuğu dünyaya getirmiş ancak bebeklik döneminde ölmüştür.Przed jej narodzeniem ojciec rozkazał zabić dziecko, gdyby okazało się dziewczynką.
Çocuk doğmadan önce birbirlerinin izlerini kaybetmişlerdir.Para rozstała się jeszcze przed narodzinami dziecka.
Bu doğar doğmaz keçiler arasında kalır ve kendini keçi sanır.Chodzi natomiast o to, co czuje nietoperz, będąc sobą samym.
Fakat bu oranlar ucuz kitap kolaylığının doğmasına denk gelen zamanda artmaya başladı.W międzyczasie dyskutowane było, co się stanie jeśli śluza utraci szczelność.
Hristiyanlığın dogmalarından nefret eden bir insandı.Ukazywał życiowe wartości dogmatów chrześcijańskich.
Daha Salim Sina'nın doğmasına yaklaşık otuz yıl vardır.Ten „rozrywkowy" tryb życia Ouyang Xiu porzucił dopiero koło trzydziestki.
Salt Lake City'de doğmasına rağmen, çocukluğu ve gençliği Arizona'da geçmiştir.Urodził się w Kalifornii, ale dzieciństwo i młodość spędził w Salt Lake City w stanie Utah.
Doğar doğmaz İsveç ve Norveç Veliahdı olarak Skandia (Skane) Dükü unvanı verilmiş.Po urodzeniu został kreowany księciem Skanii (Skåne).
Rydberg, dogmatik kiliseye karşı saldırgan tutum sergiledi.Rudolfa cechowała bardzo chwiejna postawa wobec Kościoła.
Septisizm (şüphecilik) dogmatizmin (inanççılık) karşıtıdır.Dogmatyzm jest przeciwieństwem sceptycyzmu.
Ertesi gün güneş doğmadan evvel Santinel Tepesi (Tekfur Bahçesi) üzerinde metrisler açıldı.Niektórzy pracownicy twierdzili, że na dzień przed wybuchem (wieczorem) czuli zapach gazu przy zbiorniku.
Amerika Birleşik Devletleri'nde doğmayan tek Kilise başkanıdır.Han är den enda av kyrkans presidenter som var född utanför USA.
Bu olgu Francis Crick tarafından “moleküler biyolojinin merkezî dogması” olarak adlandırılmıştır.Francis Crick kallade detta för molekylärbiologins centrala dogm.
Colin Powell doğmadan önce ailesi, Jamaika’dan Birleşik Devletlere göç etmişti.Colin Powells föräldrar hade invandrat till USA från Jamaica.
Biz O'nu doğmamış olarak çağrırız, doğası gereği doğmuş olan onun aksine.Vi kommer att förtrycka dem genom Guds ordning och Guds kallelse till bön."
Hristiyanlığın dogmalarından nefret eden bir insandı.Någon hatar Christian djupt.
Cumhurbaşkanı doğma büyüme Finlandiya vatandaşı olmalıdır.För att vara valbar som republikens president skall man vara infödd finländsk medborgare.
Umberto daha doğmadan babası annesini terketti.Fadern lämnade familjen redan innan Umberto föddes.
30 saatlik yörünge perioduna rağmen batıda batışı 2,7 gün tutar ve doğması da uzun sürer.Trots att omloppsbanan är på endast 30 timmar tar det 2,7 dagar innan den går ner i väster.
Tüm homunculuslar ondan doğmadır.Från honom härstammar samtliga ättlingar.
Bu sayede çok daha kısa sürede vites değiştirme imkanı doğmaktadır.Förändringar till det sämre kan komma plötsligt.
Osurgan köpekten avci cakal dogmaz.Då kallar jägaren försiktigt in hunden.
Dany doğmamış oğlunun kast edildiğini anlamadı ancak sonra çocuğu ölü doğdu.Vad han inte vet är att Waina fött hans barn och blivit utstött av familjen.
Akılcılığı esas alarak dinî dogmalara karşı çıkmıştır.Därmed övergick meningsmotsättningen till öppen schism.
Dini milliyetçilik milliyetçiliğin belli bir dini inanç veya dogma ile olan ilişkisidir.Релігійний націоналізм — це ставлення націоналізму до певної релігійної віри або догми.
Çocuk doğmadan önce birbirlerinin izlerini kaybetmişlerdir.Дітей вибраковували вже після народження.