Avrupa Birliği’nin doğusundaki komşu ülkelerde, durum özellikle endişe vericidir.В съседните държави на изток от Европейския съюз ситуацията е особено обезпокоителна.
Barış ile birlikte Finlandiya’nın batısında Katoliklik ve doğusunda Ortodoksluk kök salmıştır.Med freden etablerades den katolska tron i Finlands västra delar och den ortodoxa tron i landets östra delar.
Barış ile birlikte Finlandiya’nın batısında Katoliklik ve doğusunda Ortodoksluk kök salmıştır.Rauhan myötä Suomeen vakiintui länteen katolinen uskonto ja itään ortodoksinen uskonto.
Barış ile birlikte Finlandiya’nın batısında Katoliklik ve doğusunda Ortodoksluk kök salmıştır.من خلال السلام تأسست في فنلندا الديانة الكاثوليكية الغربية والديانة الشرقية الأرثوذكسية.
Bazen bulutlu gecelerde Mau'yla birlikte adanın en doğusundaki sahilde otururduk, ve Mau dikkatlice bakardı.Czasami byłam z Mau, w pochmurną noc siedząc na wschodnim wybrzeży wyspy, i on spoglądał w niebo.
Bazen bulutlu gecelerde Mau'yla birlikte adanın en doğusundaki sahilde otururduk, ve Mau dikkatlice bakardı.가끔 구름 덮힌 밤에 저는 마우와 함께 섬 동쪽 끝 해안에 앉아 있었습니다. 그는 밖을 내다 보고
Bazen bulutlu gecelerde Mau'yla birlikte adanın en doğusundaki sahilde otururduk, ve Mau dikkatlice bakardı.Néha, amikor Mau mellett ültem egy felhős éjjelen a sziget legkeletibb partján, ő csupán figyelt egy ideig.
Bazen bulutlu gecelerde Mau'yla birlikte adanın en doğusundaki sahilde otururduk, ve Mau dikkatlice bakardı.Soms zat ik met Mau op een bewolkte nacht aan de oostelijke kust van het eiland uit te kijken.
Bazen bulutlu gecelerde Mau'yla birlikte adanın en doğusundaki sahilde otururduk, ve Mau dikkatlice bakardı.Бувало я сиділа разом з Мау в хмарну ніч на східному узбережжі острова і разом з ним дивилася на хмари
Bazen bulutlu gecelerde Mau'yla birlikte adanın en doğusundaki sahilde otururduk, ve Mau dikkatlice bakardı.Понякога бях с Мау на облачна нощ и седяхме на най-източната част на острова и той поглеждаше навън.
Bazen bulutlu gecelerde Mau'yla birlikte adanın en doğusundaki sahilde otururduk, ve Mau dikkatlice bakardı.לפעמים הייתי עם מאו בלילה מכוסה עננים והיינו יושבים בחוף המזרחי ביותר של האי, והוא היה מביט החוצה,
Bazen bulutlu gecelerde Mau'yla birlikte adanın en doğusundaki sahilde otururduk, ve Mau dikkatlice bakardı.واحيانا اكون مع " ماو " في ليلة ذات سماء غائمة واجلس بقربه على احد جروف الجزيرة قبل السفر فينظر هو الى السماء
Bazen bulutlu gecelerde Mau'yla birlikte adanın en doğusundaki sahilde otururduk, ve Mau dikkatlice bakardı.雲に覆われた夜空の 遠くを見渡していると やがて彼は言います
Benim hikayem Nijmegen şehrinde başlıyor, Hollanda'nın doğusunda, doğduğum şehirde.A minha história começa na cidade de Nijmegen no leste da Holanda. a cidade onde eu nasci.
Benim hikayem Nijmegen şehrinde başlıyor, Hollanda'nın doğusunda, doğduğum şehirde.Câu chuyện của tôi bắt đầu từ thành phố Nijmegen ở phía đông Hà Lan nơi tôi sinh ra.
Benim hikayem Nijmegen şehrinde başlıyor, Hollanda'nın doğusunda, doğduğum şehirde.Meine Geschichte beginnt in Nijmengen im Osten der Niederlande in meiner Geburtsstadt.
Benim hikayem Nijmegen şehrinde başlıyor, Hollanda'nın doğusunda, doğduğum şehirde.Mi historia empieza en la ciudad de Nijmegen en el este de los Países Bajos, mi ciudad natal.
Benim hikayem Nijmegen şehrinde başlıyor, Hollanda'nın doğusunda, doğduğum şehirde.Mijn verhaal begint in de stad Nijmegen in het oosten van Nederland, de stad waar ik geboren ben.
Benim hikayem Nijmegen şehrinde başlıyor, Hollanda'nın doğusunda, doğduğum şehirde.Min historie begynder i byen Nijmegen i det østlige Holland, byen hvor jeg blev født.
Benim hikayem Nijmegen şehrinde başlıyor, Hollanda'nın doğusunda, doğduğum şehirde.Moja historia zaczyna się w mieście Nijmegen na wschodzie Holandii, gdzie się urodziłem.
Benim hikayem Nijmegen şehrinde başlıyor, Hollanda'nın doğusunda, doğduğum şehirde.Můj příběh začíná ve městě Nijmegen na východě Nizozemska, ve městě, kde jsem se narodil.
Benim hikayem Nijmegen şehrinde başlıyor, Hollanda'nın doğusunda, doğduğum şehirde.Povestea mea începe în orașul Nijmegen, în estul Olandei, orașul meu natal.
Benim hikayem Nijmegen şehrinde başlıyor, Hollanda'nın doğusunda, doğduğum şehirde.Η ιστορία μου ξεκινά από την πόλη Νάιμεχεν στα ανατολικά της Ολλανδίας, την πόλη όπου γεννήθηκα.
Benim hikayem Nijmegen şehrinde başlıyor, Hollanda'nın doğusunda, doğduğum şehirde.Моя история начинается в Неймегене, городе на востоке Нидерландов, где я родился.
Benim hikayem Nijmegen şehrinde başlıyor, Hollanda'nın doğusunda, doğduğum şehirde.Моя розповідь починається у місті Неймеген на сході Нідерландів, у місті, де я народився.
Benim hikayem Nijmegen şehrinde başlıyor, Hollanda'nın doğusunda, doğduğum şehirde.Моята история започва в град Наймехен, в източната част на Холандия, градът в който съм роден.
Benim yolum buydu, 80'lerde geldim, hip hop ve kaykay kültürü- bir anlamda yeni teknolojinin doğuşu.힙합과 스케이트 보드 문화, 기술의 발달 등과 같은 분야에서죠.
Biliyorsunuz, güneşin doğuşunu selamlamak isteyen, ancak buna sadece 20 dakika kadar ayırabilecek onlar.20 percet hajlandók rá áldozni.
Biliyorsunuz, güneşin doğuşunu selamlamak isteyen, ancak buna sadece 20 dakika kadar ayırabilecek onlar.20分ぐらいでという人です これらの極端な例は
Biliyorsunuz, güneşin doğuşunu selamlamak isteyen, ancak buna sadece 20 dakika kadar ayırabilecek onlar.'Salut to the Sun (태양 경배, 여러 자세가 연속적으로 이어지는 요가동작) ' 를 하고 싶지만 20분 정도만 할애하고 싶은 이들에게요.
Biliyorsunuz, güneşin doğuşunu selamlamak isteyen, ancak buna sadece 20 dakika kadar ayırabilecek onlar.שרוצים לבצע את "ברכת השמש", אבל להקדיש לכך רק עשרים דקות.
Biliyorsunuz, güneşin doğuşunu selamlamak isteyen, ancak buna sadece 20 dakika kadar ayırabilecek onlar.الذين يريدون ، كما تعلمون ، يحيون الشمس ... ولكن لا يريدون اعطائها أكثر من حوالي ٢٠ دقيقة من وقتهم
Biz yalnız değiliz. Ve sonra, cümlenin ortasında, alacakaranlığın doğuşunda, dönüp sokağa baktım.Entonces, en medio de una frase, cuando nacía el ocaso, volteé y miré hacia la calle.
Biz yalnız değiliz. Ve sonra, cümlenin ortasında, alacakaranlığın doğuşunda, dönüp sokağa baktım.Toen, in het midden van een zin, op het precieze punt van schemering, draaide ik me om en keek de straat in.
Botticelli'nin 'Venüs'ün Doğuşu' isimli eserine bakıyoruz.Právě se díváme na Zrození Venuše od Botticelliho.
Botticelli'nin 'Venüs'ün Doğuşu' isimli eserine bakıyoruz.Privim "Nasterea lui Venus" de Botticelli.
Botticelli'nin 'Venüs'ün Doğuşu' isimli eserine bakıyoruz.Грає музика.Ми дивимося на картину Боттічеллі " Народження Венери ".
Botticelli'nin 'Venüs'ün Doğuşu' isimli eserine bakıyoruz.Мы в Уффици, смотрим на "Рождение Венеры" Боттичелли.
Böylece, burada gördüğümüz dördüncü bir işlemsel çerçevenin doğuşudur.요약하자면, 4사분면의 거래 프레임워크의 출현을 보고 계신 것입니다.
Böylece, burada gördüğümüz dördüncü bir işlemsel çerçevenin doğuşudur.Ainsi ce que nous voyons est essentiellement l'émergence d'une quatrième structure transactionnelle.
Böylece, burada gördüğümüz dördüncü bir işlemsel çerçevenin doğuşudur.Also sehen wir hier in der Essenz das Erscheinen eines vierten Transaktionsrahmens.
Böylece, burada gördüğümüz dördüncü bir işlemsel çerçevenin doğuşudur.Deci ce vedem în esență e emergența unui al patrulea cadru tranzacțional.
Böylece, burada gördüğümüz dördüncü bir işlemsel çerçevenin doğuşudur.Dus wat we eigenlijk zien is de opkomst van een vierde transactioneel raamwerk.
Böylece, burada gördüğümüz dördüncü bir işlemsel çerçevenin doğuşudur.Entonces esencialmente lo que estamos viendo es el surgimiento de un cuarto modelo transaccional.
Böylece, burada gördüğümüz dördüncü bir işlemsel çerçevenin doğuşudur.Estamos a assistir ao aparecimento de um quarto quadro transacional.
Böylece, burada gördüğümüz dördüncü bir işlemsel çerçevenin doğuşudur.Itt valójában egy negyedik tranzakciós rendszer kialakulásának
Böylece, burada gördüğümüz dördüncü bir işlemsel çerçevenin doğuşudur.Jadi pada dasarnya apa yang kita lihat adalah kemunculan kerangka transaksional keempat.
Böylece, burada gördüğümüz dördüncü bir işlemsel çerçevenin doğuşudur.Stiamo quindi assistendo alla comparsa di una quarta struttura di transazione.
Böylece, burada gördüğümüz dördüncü bir işlemsel çerçevenin doğuşudur.Więc zasadniczo widzimy teraz pojawianie się czwartego typu transakcji.
Böylece, burada gördüğümüz dördüncü bir işlemsel çerçevenin doğuşudur.И в основата това, което виждаме е четвърто поколение транзакционен framework.
Böylece, burada gördüğümüz dördüncü bir işlemsel çerçevenin doğuşudur.Итак, по существу мы видим появление четвертой деловой системы.
Böylece, burada gördüğümüz dördüncü bir işlemsel çerçevenin doğuşudur.מה שאנו בעצם רואים זו עלייתה של מסגרת עיסקית
Böylece, burada gördüğümüz dördüncü bir işlemsel çerçevenin doğuşudur.إذاً فان ما نشهده في الأساس هو ظهور الإطار الرابع
Böylece, burada gördüğümüz dördüncü bir işlemsel çerçevenin doğuşudur.出現です 過去には物事を切り分けるための2つの軸が
Böylece Manaşşe oymağına Şeria Irmağının doğusundaki Gilat ve Başan bölgelerinden başka on pay verildi.Alltså blevo de lotter som tillföllo Manasse tio -- förutom Gileads land och Basan på andra sidan Jordan --
Böylece Manaşşe oymağına Şeria Irmağının doğusundaki Gilat ve Başan bölgelerinden başka on pay verildi.A pripadlo Manassesovi desať povrazcov krome toho, čo dostal zo zeme Gileáda a Bázana, ktoré sú za Jordánom.
Böylece Manaşşe oymağına Şeria Irmağının doğusundaki Gilat ve Başan bölgelerinden başka on pay verildi.Dostalo se provazců Manassesovi deset, krom země Galád a Bázan, kteráž byla před Jordánem.
Böylece Manaşşe oymağına Şeria Irmağının doğusundaki Gilat ve Başan bölgelerinden başka on pay verildi.E couberam a Manassés dez quinhões, afora a terra de Gileade e Basã, que está além do Jordão;
Böylece Manaşşe oymağına Şeria Irmağının doğusundaki Gilat ve Başan bölgelerinden başka on pay verildi.Es fielen aber auf Manasse zehn Meßschnüre, außer dem Lande Gilead und Basan, das jenseit des Jordans liegt;
Böylece Manaşşe oymağına Şeria Irmağının doğusundaki Gilat ve Başan bölgelerinden başka on pay verildi.Il échut dix portions à Manassé, outre le pays de Galaad et de Basan, qui est de l`autre côté du Jourdain.