doğruya ile cümle
doğruya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bir başka doğruya ya da doğru parçasına dik olan bir noktadan geçen bir doğru.A line constructed through a point, perpendicular to another line or segment.
Doğruya göre yansıtReflect in Line
Bir doğruya göre yansıtılan bir nesneAn object reflected in a line
Bu doğruya ekleAttach to this line
Bu doğruya paralel bi doğru çizConstruct a line parallel to this line
Yeni doğruya paralel bir doğru seç...Select a line parallel to the new line...
Yeni doğruya dik olan bir doğru seç...Select a line perpendicular to the new line...
Bu doğruya paralel mi?Parallel to this line?
Bu doğruya göre yansıtReflect in this line
Çünkü bunlar doğrudan doğruya şelf üzerinde başlarlar.Ihre Richtung wird von einem ehemals offen fließenden Bachlauf bestimmt.
Allah, dost olarak, insanları, yanlış olandan gerçeğe, doğruya sevk eder.Gott leitet das Volk der Frevler nicht recht".
Nakit yerine doğrudan doğruya para kastedildiği zaman bu tabir kullanılırdı.Mit der Zeit wurden im Sprachgebrauch statt Geld-Tischen Geld-Bänke üblich.
Bu kuvvet çekme itme veya aradaki doğruya dik yönde olabilir.Sie können sie auch an die richtige Stelle schieben oder ziehen.
Onun için çarpma ve bölme işlemleri doğrudan doğruya tatbik edilemez.Schwung und Spannung wollen sich dabei leider nicht recht einstellen.
Bunu doğrudan doğruya yapmadı.Wir haben das nicht ernst genommen.
Belisarius doğrudan doğruya Vandal kralı sarayına giderek Vandal Kralı tahtına oturdu.Bélisaire se rend au palais royal et s'assoit sur le trône du roi vandale.
Bunu doğrudan doğruya yapmadı.Je ne l'ai pas fait exprès.
1873'te Kral Gojong, kraliyeti doğrudan doğruya yönettiğini ilan etmiştir.En 1873, el rey Gojong anunció su asunción al gobierno real.
Ben canlandırdığım karakterlerin iyiye ve doğruya hizmet etmesi için özenle seçtim.He seleccionado cuidadosamente los personajes a los que he interpretado para servir al bien.
Belisarius doğrudan doğruya Vandal kralı sarayına giderek Vandal Kralı tahtına oturdu.Belisario va al palacio real y se sienta en el trono del rey vándalo.
Tabii ki, doğrudan doğruya bu olguyu gözlemlemenin imkanı bulunmamaktadır.Esta distancia es en realidad imposible de observar directamente.
Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.На посту же нашем, унаследованном от солнца небесного, должно владыке пребывать и править.
İnsanları iyiye, güzele, doğruya davet eder.Он призывал их к доброте и миру.
Bu kez doğrudan doğruya Sosyalist Parti'ye bağlandı.На этот раз он баллотировался от Социалистической партии.
ABD başkanlık seçimlerinde seçmenler aslında doğrudan doğruya başkan ve başkan yardımcısını seçmezler.Таким образом, США один день фактически оставались без президента и вице-президента.
Bu sefer Kıbrıs adasının idaresi doğrudan doğruya Arapların eline geçti.С этого времени остров переходил из рук в руки от персов к арабам.
Ölümsüz ve manevi olan ruh doğrudan doğruya Tanrı tarafından yaratılmıştır.Мировая душа бессмертна и создана богом из того же начала, что и души людей.
Sonuçta rahipler, insanlara doğrudan doğruya tanrıların iradesini bildirecek kahinler sistemini geliştirdiler.В результате жрецы разработали систему оракулов, для сообщения воли богов непосредственно народу:312.
Ancak bir yöneticinin varlığı, kendini mimari olarak doğrudan doğruya göstermemektedir.Однако сам архитектор не присоединяется у функционалистскому движению.
Bunu doğrudan doğruya yapmadı.Естественно, напрямую он об этом не говорил.
İnsanları iyiye, güzele, doğruya davet eder.الدعوة إلى الله بالحكمة والموعظة والقدوة الحسنة.
Diğer kaynaklara göre ise Bursa doğrudan doğruya devlet merkezi yapılmıştır.ووفقًا لِبعض المصادر الأُخرى فقد تحوَّلت بورصة مُباشرةً لِمركز الدولة.
Önemli olan herkesin kabul ettiği ortak doğruya karar verebilmektir.والمهم هو استطاعته إعطاء قرار صحيح كحل وسط يقبله الجميع .
Böylece, Greimas’ın doğrudan doğruya anlam sorunlarına yönelik bir ‘kuram oluşturduğu ortaya çıkar.وَلكونه عاكِسًا خلفيًّا، فهو يعكس الضَّوء مباشرةً مُعيدًا إيَّاه بنفس المسار الَّذي قَدِمَ منه.
Çünkü bunlar doğrudan doğruya şelf üzerinde başlarlar.São, então, encaminhados a outros presídios.
Ben canlandırdığım karakterlerin iyiye ve doğruya hizmet etmesi için özenle seçtim.Tenho seleccionado cuidadosamente as personagens que tenho interpretado para servir o bem.
İnsanları iyiye, güzele, doğruya davet eder.Ele abençoa aqueles que são justos e andar em seus caminhos.
Bunu doğrudan doğruya yapmadı.Ele não pediu a mim diretamente.
Önce kaleye doğrudan doğruya hücum etmeye karar verdi.Hij moest in eerste instantie het fort innemen.
Biz ilhamlarımızı gökten ve bilinmeyen alemden değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.Hierdoor waren zij niet langer in het paradijs, dat een idyllisch, onbewust leven inhield.
Basit veya bileşik olarak ayırdığı atomlar doğrudan doğruya Tanrı'dan hareket eden katı taneciklerdir.Zarówno atomy proste, jak i złożone są poruszane bezpośrednio przez Boga.
Bunu doğrudan doğruya yapmadı.Nie robi tego jednak wprost.
Doğrudan doğruya kıyıyı teşkil ederler.Jag är väldigt noga med att dra den linjen.
2005 sezonunun başında kulübün adı doğrudan doğruya I'Park olarak değişti.Inför säsongen 2005 bytte klubben namn till Busan I'Park.
Sonuçta rahipler, insanlara doğrudan doğruya tanrıların iradesini bildirecek kahinler sistemini geliştirdiler.У підсумку жерці розробили систему оракулів, які повідомляли волю богів безпосередньо людям.
Bu sefer Kıbrıs adasının idaresi doğrudan doğruya Arapların eline geçti.З того часу острів переходив з рук в руки від персів до арабів.
Doğrudan doğruya Stalin'e bağlıydılar.Dohlížel na ně osobně Stalin.
Böylece, bu kurum doğrudan doğruya belediyeye bağlandı.Obec tak přímo na město navazovala.
Bu kuvvet çekme itme veya aradaki doğruya dik yönde olabilir.V tomto případě Mokoš, případně Živa?
Burası ilk defa doğrudan doğruya müslümanların idaresine girdi.Tam jej poprvé oslovil život Arabů.
Bu uzlaşma doğrudan doğruya ilhak demekti."Stăniloae însă a fost categoric."
1873'te Kral Gojong, kraliyeti doğrudan doğruya yönettiğini ilan etmiştir.In 1873, regele Gojong a anunțat preluarea lui de regulă regale.
Sonuçta rahipler, insanlara doğrudan doğruya tanrıların iradesini bildirecek kahinler sistemini geliştirdiler.Ca rezultat, preoți au dezvoltat un sistem de oracole pentru a comunica voința zeilor direct prin oameni.
Öklid geometrisinde üçüncü bir doğruya dik olan iki açı, birbirine paraleldir.Două drepte paralele cu o a treia sunt paralele între ele.
Bu sefer Kıbrıs adasının idaresi doğrudan doğruya Arapların eline geçti.Ezzel a Szászánida Birodalom végérvényesen az arabok kezébe került.
Bir doğruya dışında alınan bir noktadan bir ve yalnız bir paralel çizilebilir.Ez azt mondja ki, hogy egy egyeneshez egy rajta kívül fekvő ponton át több párhuzamos húzható.
En üstün amaç bilgelik ve doğruyu bulmak, doğruya uygun yaşamaktır.Tiede on ensin puettava oikeaan asuun ja suunnattava oikeaan kohteeseen.
Doğrudan doğruya Stalin'e bağlıydılar.Tämä puolestaan otti yhteyden Staliniin.
ABD başkanlık seçimlerinde seçmenler aslında doğrudan doğruya başkan ve başkan yardımcısını seçmezler.Yhdysvaltain presidentinvaali on epäsuora vaali, jossa valitaan Yhdysvaltain presidentti ja varapresidentti.
Bu kuvvet çekme itme veya aradaki doğruya dik yönde olabilir.Μπορεί να είναι προσανατολισμένη στο έδαφος και/ή να προσανατολίζεται στη δύναμη.
İlgili Sayfalar