doğruya ile cümle

doğruya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
O zamanki Fransa Kralından başka doğrudan doğruya pek çok Fransa toprağını yönetiyordu.Angevinkongerne regerede direkte over mere fransk territorium kongerne af Frankrig.
Öklid geometrisinde üçüncü bir doğruya dik olan iki açı, birbirine paraleldir.To linjer, som er parallelle med den samme tredje linje, er også parallelle med hinanden.
Ulusal Egemenlik ya da millî hâkimiyet, devletin gücü olan egemenliğin doğrudan doğruya ulusa ait olmasıdır.Suverænitet eller højhedsret er en stats selvbestemmelsesret.
Onun için çarpma ve bölme işlemleri doğrudan doğruya tatbik edilemez.Deres ansigter og samspil er dog ikke lige til at glemme.
Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.For dem og for jorden, for himmelen og oss, våre krus vi nå hever min venn.
En üstün amaç bilgelik ve doğruyu bulmak, doğruya uygun yaşamaktır.Kom, lær oss å leve klokt og rett!
Sonuçta rahipler, insanlara doğrudan doğruya tanrıların iradesini bildirecek kahinler sistemini geliştirdiler.Som et resultat utviklet prestene et orakelsystem for å formidle gudenes vilje til folket.
Çünkü bunlar doğrudan doğruya şelf üzerinde başlarlar.Dan dengan bintang-bintang itulah mereka mendapat petunjuk.”
Böylece, Greimas’ın doğrudan doğruya anlam sorunlarına yönelik bir ‘kuram oluşturduğu ortaya çıkar.Sebagai contoh: "suatu pencarian dilakukan untuk istilah tindak pidana.
1873'te Kral Gojong, kraliyeti doğrudan doğruya yönettiğini ilan etmiştir.Pada tahun 1873, Kaisar Gojong mengumumkan asumsinya di pemerintahan kerajaan.
Benim öküzler doğrudan doğruya ırmağa gitti, onlara yön veremedim.Burung tak dapat dicegah dari menyanyi, genderang tak dapat dicegah dari bertalu.
Ölümsüz ve manevi olan ruh doğrudan doğruya Tanrı tarafından yaratılmıştır.Tuy nhiên linh hồn lại được sáng tạo ra trực tiếp từ Thiên Chúa.
Albert kanalına doğrudan doğruya bağlanması tasarlanmıştır.Tỉnh này có kênh đào Albert.
Önce kaleye doğrudan doğruya hücum etmeye karar verdi.Ban đầu, nó được chọn làm hướng tấn công chủ yếu.
Biz ilhamlarımızı gökten ve bilinmeyen alemden değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.天と地の持ち主の側近、高慢でもなく疲れも知らない者たち。
Bizi doğruya ve güzele yönelttikten sonra Kalplerimizi bozup eğriltme ve bize katından bir rahmet bağışla."ただちにやすらぎを与えたまえ 先導主である御身にならって われらをすべての悪より逃れさせよ。
Hükümdar, burada halkla veya askerle doğrudan doğruya temas eder, dertlerini dinlerdi.君主はこの場で臣民や軍人と直接対峙し、彼らの問題を聞いた。
Çünkü bunlar doğrudan doğruya şelf üzerinde başlarlar.県道であることを示す県道標識がない。
Böylece, Greimas’ın doğrudan doğruya anlam sorunlarına yönelik bir ‘kuram oluşturduğu ortaya çıkar.自己の中のガッツの存在を図る中において「蝕」が発現。
Tabii ki, doğrudan doğruya bu olguyu gözlemlemenin imkanı bulunmamaktadır.そのため原理的にそれらは観測することができないはずである。
Bunların hepsi doğrudan doğruya veya dolaylı olarak canlı ve cansız varlıklara zarar vermektedir.基本的に全ての生物は他の生物に、直接的あるいは間接的に、依存している。
İnsanları iyiye, güzele, doğruya davet eder.帝稱善,因賜名「節慎庫」。
Çünkü bunlar doğrudan doğruya şelf üzerinde başlarlar.過去方向(past directed)類時向量,其第一個分量為負。
Doğrudan doğruya Stalin'e bağlıydılar.并且与斯大林有着千丝万缕的关系。
Bugüne kadar doğrudan doğruya tespit edilemeyen kütle çekimsel ışımanın varlığı dolaylı olarak bilinmektedir.由光引起的光散射到目前为止尚没有被直接观测到。
Önce kaleye doğrudan doğruya hücum etmeye karar verdi.于是日军决定直接闯入港内开战。
1949 da Çin Halk Cumhuriyeti, Tiananmen meydanında doğrudan doğruya Yasak Şehrin karşısında ilan edildi.1949年起由中華人民共和國控制,現屬廈門市翔安區大嶝街道。
Biz ilhamlarımızı gökten ve bilinmeyen alemden değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.우리 세자의 상변은 진실로 하늘에서 비롯된 것이 아니라 바로 사람의 짓이다.
Önemli olan herkesin kabul ettiği ortak doğruya karar verebilmektir.이런 질문은 누구나 할 수 있는 정당한 요구입니다.
Bir doğruya dışında alınan bir noktadan bir ve yalnız bir paralel çizilebilir.대략, 고립돼 있는 점들로 이루어진 공간으로 생각할 수 있다.
1949 da Çin Halk Cumhuriyeti, Tiananmen meydanında doğrudan doğruya Yasak Şehrin karşısında ilan edildi.ב-1949 הוכרזה הרפובליקה העממית של סין בכיכר טיאנאנמן שמול הכניסה הדרומית אל העיר האסורה.
Doğrudan doğruya kıyıyı teşkil ederler.אמור להתקבל קו ישר.
Gün ışığını doğrudan doğruya parlamento içerisine yansıtır.גירוי של אור מפחית באופן ישיר את הפרשתו.
Doğrudan doğruya Stalin'e bağlıydılar.מכל מקום, ברור שהוא תמך בסטלין באופן אמיתי.
Sonuçta rahipler, insanlara doğrudan doğruya tanrıların iradesini bildirecek kahinler sistemini geliştirdiler.כתוצאה מכך, הכהנים פיתחו מערכת של אורקלים כדי לתקשר את רצונו של האל ישירות לעם.
Bu antlaşma ile bu hükümdarlık doğrudan doğruya papalık idaresine bağlandı.הסכם זה חילק למעשה את השלטון בין המפלגות הללו.
Bu durumda af, bir mahkemece verilmiş cezanın, hatta doğrudan doğruya suçun yok sayılmasıdır.Те получават същото наказание, въпреки че нямат същата вина.
Perakende ticaret, malların doğrudan doğruya tüketicilere satılmasıdır.Hawkins je odlučio prodavati proizvode direktno kupcima.
Sekant, sekant doğrusu veya kesen, bir kirişin doğruya uzatılmış halidir.V nej sú vedené ako obec, či zem Kočovce.
Yeter sayıda takviyeli olan Haçlı ordusunun doğrudan doğruya Kahire üzerine yürümesi kararlaştırıldı.Nikto presne nevedel, s akým veľkým vojskom Caesar postupuje na juh.
Sonuçta rahipler, insanlara doğrudan doğruya tanrıların iradesini bildirecek kahinler sistemini geliştirdiler.Posledično so svečeniki razvili sistem preročišč, v katerih so bogovi svojo voljo sporočali neposredno ljudem.
O zamanki Fransa Kralından başka doğrudan doğruya pek çok Fransa toprağını yönetiyordu.Mõne Prantsuse kuninga ministrid juhtisid sellest hoolimata valitsust de facto.
Burası ilk defa doğrudan doğruya müslümanların idaresine girdi.See viis teda esimest korda otsekontakti Hitleriga.
(2,8) noktasından geçen doğruya dik olan doğrunun denklemini bulun. .점(2,8)을 지나는 선과 직교하는 직선의 방정식을 찾아봅시다
(2,8) noktasından geçen doğruya dik olan doğrunun denklemini bulun. .Find ligningen til den linje, der er vinkelret til den her linje og passerer gennem punktet 2 komma 8.
(2,8) noktasından geçen doğruya dik olan doğrunun denklemini bulun. .Najděte rovnici přímky kolmé na tuto přímku a procházející body 2, 8.
(2,8) noktasından geçen doğruya dik olan doğrunun denklemini bulun. .اوجدوا معادلة الخط العامودي على هذا الخط والذي يمر بالنقطة 2،8
Ama bu konuda çok açık olmak istiyorum çünkü burada... bence bu çok önemli, doğruya önem veriyorsak,Chcel by som byť v tomto veľmi otvorený a explicitný, pretože tam je...
Ama bu konuda çok açık olmak istiyorum çünkü burada... bence bu çok önemli, doğruya önem veriyorsak,Ich möchte in dieser Sache deutlich sein, weil wir...
Ama bu konuda çok açık olmak istiyorum çünkü burada... bence bu çok önemli, doğruya önem veriyorsak,Quero deixar isto muito claro.
Ama bu konuda çok açık olmak istiyorum çünkü burada... bence bu çok önemli, doğruya önem veriyorsak,,אני רוצה להיות מאוד ברור לגבי זה כי זה... אני חושב שזה מאוד ,חשוב מבחינת ההגינות
Ama bu konuda çok açık olmak istiyorum çünkü burada... bence bu çok önemli, doğruya önem veriyorsak,公平性の利益のために 非常に重要だからです アメリカ合衆国はクーデターを 支持しなかったということです
Ama şimdi yalnız bu doğruya odaklanalımAle pojďme se zaměřit pouze na toto.
Belki, dördüncü boyutta, bir düzleme sıkıştırıldık veya üçüncü boyutta, bir doğruya. -W czterech wymiarach możemy być ograniczeni do płaszczyzny a w trzech wymiarach do
Belki, dördüncü boyutta, bir düzleme sıkıştırıldık veya üçüncü boyutta, bir doğruya. -ربما كنا مقيدين بسطح رباعي الابعاد، او اذا كنا في ثلاثة ابعاد، ربما نكون
Ben, kanımca yok olması gereken bu düşünceden dolayı, hepimizi doğruya savurmak için buradayım.A kvůli této myšlence, kterou podle mě musíme překonat, jsem tu, abych všechen ten šum navrátila k pravdě.
Ben, kanımca yok olması gereken bu düşünceden dolayı, hepimizi doğruya savurmak için buradayım.A preto musí byť táto povera zničená. Som tu, aby som všetkým ukázala, aká je pravda.
Ben, kanımca yok olması gereken bu düşünceden dolayı, hepimizi doğruya savurmak için buradayım.그리고 그 믿음이 깨져야 한다고 생각하기 때문에 여러분을 진실로 이끌기 위해, 오늘 여기 서게 되었습니다.
Ben, kanımca yok olması gereken bu düşünceden dolayı, hepimizi doğruya savurmak için buradayım.Vanwege die overtuiging, die ik onderuit wil halen, ben ik hier om de waarheid aan het licht te brengen.
Ben, kanımca yok olması gereken bu düşünceden dolayı, hepimizi doğruya savurmak için buradayım.Και λόγω αυτής της πεποίθησης που πιστεύω πρέπει να σταματήσει, είμαι εδώ για να σας δείξω την αλήθεια.
İlgili Sayfalar