Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.나는 의로운 중에 주의 얼굴을 보리니 깰 때에 주의 형상으로 만족하리이다
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Ma io per la giustizia contemplerò il tuo volto, al risveglio mi sazierò della tua presenza
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Men jag skall skåda ditt ansikte i rättfärdighet; när jag uppvaknar, vill jag mätta mig av din åsyn.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Men jeg skal i Retfærd skue dit Åsyn, mættes ved din Skikkelse, når jeg vågner.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Mutta minä saan nähdä sinun kasvosi vanhurskaudessa, herätessäni ravita itseni sinun muotosi katselemisella.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Pour moi, dans mon innocence, je verrai ta face; Dès le réveil, je me rassasierai de ton image.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Quanto a mim, em retidão contemplarei a tua face; eu me satisfarei com a tua semelhança quando acordar.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Εγω δε εν δικαιοσυνη θελω ιδει το προσωπον σου θελω χορτασθη απο της θεωριας σου, οταν εξεγερθω.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.А аз ще видя лицето Ти в правда; Когато се събудя ще се наситя от изгледа Ти.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.אני בצדק אחזה פניך אשבעה בהקיץ תמונתך׃
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.اما انا فبالبر انظر وجهك. اشبع اذا استيقظت بشبهك
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.至 於 我 、 我 必 在 義 中 見 你 的 面 . 我 醒 了 的 時 候 、 得 見 你 的 形 像 、 〔 見 或 作 看 〕 就 心 滿 意 足 了
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.至於 我 、 我 必 在 義中見 你 的 面 . 我 醒了 的 時候 、 得見 你 的 形像 、 〔 見 或 作 看 〕 就 心滿意 足 了
Aslında bunda doğruluk payı olabilir çünkü bu, burada yani Körfez bölgesinde, San Diego'ya göre daha yaygın.Ar fi o doză de adevăr aici deoarece e mult mai răspândită aici, în Bay Area, decât în San Diego. (Râsete)
Aslında bunda doğruluk payı olabilir çünkü bu, burada yani Körfez bölgesinde, San Diego'ya göre daha yaygın.Daar zit wel wat in. Het komt namelijk veel vaker voor in San Francisco dan in San Diego.
Aslında bunda doğruluk payı olabilir çünkü bu, burada yani Körfez bölgesinde, San Diego'ya göre daha yaygın.Da mag etwas Wahres dran sein, denn es ist hier in der Bucht von San Francisco geläufiger als in San Diego.
Aslında bunda doğruluk payı olabilir çünkü bu, burada yani Körfez bölgesinde, San Diego'ya göre daha yaygın.Ebben lehet valami, mert sokkal gyakoribb a Bay Area környékén, mint San Diego-ban.
Aslında bunda doğruluk payı olabilir çünkü bu, burada yani Körfez bölgesinde, San Diego'ya göre daha yaygın.Eso puede tener algo de verdad porque es mucho más común aquí en la zona de San Francisco que en San Diego.
Aslında bunda doğruluk payı olabilir çünkü bu, burada yani Körfez bölgesinde, San Diego'ya göre daha yaygın.이 이론은 어느정도 진실성이 있다고 봅니다. 왜냐하면, 샌디에고 보다는 이곳 베이 지역에서 훨씬 더 많이 볼 수있기 때문이죠.
Aslında bunda doğruluk payı olabilir çünkü bu, burada yani Körfez bölgesinde, San Diego'ya göre daha yaygın.Nuž, to môže byť čiastočne pravda, pretože je to viac rožšírené tu, v Bay Area ako v San Diegu.
Aslında bunda doğruluk payı olabilir çünkü bu, burada yani Körfez bölgesinde, San Diego'ya göre daha yaygın.Tuossa voi olla totuuden siemen, täällä San Franciscossa se on paljon yleisempää kuin San Diegossa.
Aslında bunda doğruluk payı olabilir çünkü bu, burada yani Körfez bölgesinde, San Diego'ya göre daha yaygın.Вот тут частичка правды может быть, потому что это чаще встречается тут, в районе Залива, чем в Сан Диего.
Aslında bunda doğruluk payı olabilir çünkü bu, burada yani Körfez bölgesinde, San Diego'ya göre daha yaygın.יתכן שיש משהו בזה כי התופעה יותר שכיחה באיזור המפרץ מאשר בסן דייגו.
Aslında bunda doğruluk payı olabilir çünkü bu, burada yani Körfez bölgesinde, San Diego'ya göre daha yaygın.الآن، قد يكون أن هناك بعض الصحة في ذلك لأن هذا منتشر أكثر هنا في منطقة "باي" في سان دييغو
Aslında bunda doğruluk payı olabilir çünkü bu, burada yani Körfez bölgesinde, San Diego'ya göre daha yaygın.サンディエゴよりもここサンフランシスコでの方が一般的だから (笑)
Aslında, her dinde bir doğruluk payı varCred că este adevăr în toate religiile.
Aslında, her dinde bir doğruluk varLa forma de hacer esto es alineándote con lo que yo llamaría "Tu Dicha" o tu felicidad
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.Abram eut confiance en l`Éternel, qui le lui imputa à justice.
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.Abram geloofde het woord van de HERE en dat was de reden dat God hem als een rechtvaardig mens beschouwde.
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.Abram glaubte dem HERRN, und das rechnete er ihm zur Gerechtigkeit.
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.Abram percaya kepada TUHAN, dan karena itu TUHAN menerima dia sebagai orang yang menyenangkan hati-Nya
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.Áp - ram tin Ðức_Giê - hô-va , thì Ngài kể sự đó là công_bình cho người .
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.Áp-ram tin Ðức Giê-hô-va, thì Ngài kể sự đó là công bình cho người.
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.A uveril Hospodinovi, a on mu to počítal za spravedlivosť.
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.Avram a crezut pe Domnul, şi Domnul i -a socotit lucrul acesta ca neprihănire.
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.Da troede Abram HERREN, og han regnede ham det til Retfærdighed.
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.E creu Abrão no Senhor, e o Senhor imputou-lhe isto como justiça.
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.Egli credette al Signore, che glielo accreditò come giustizia
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.Él creyó a Jehovah, y le fue contado por justicia
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.És hitt az Úrnak és tulajdoníttaték az õnéki igazságul.
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.In Abram je veroval GOSPODU in on mu je štel to za pravičnost.
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.I uvěřil Hospodinu, a počteno mu to za spravedlnost.
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.Ja Abram uskoi Herraan, ja Herra luki sen hänelle vanhurskaudeksi.
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.아브람이 여호와를 믿으니 여호와께서 이를 그의 의로 여기시고
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.Och han trodde på HERREN; och han räknade honom det till rättfärdighet.
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.Og Abram trodde på Herren, og han regnet ham det til rettferdighet.
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.Uwierzył tedy Panu, i poczytano mu to ku sprawiedliwości.
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.Και επιστευσεν εις τον Κυριον και ελογισθη εις αυτον εις δικαιοσυνην.
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.Аврам поверил Господу, и Он вменил ему это в праведность.
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.И Аврам повярва в Господа; и Той му го вмени за правда.
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.והאמן ביהוה ויחשבה לו צדקה׃
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.فآمن بالرب فحسبه له برا.
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.亞 伯 蘭 信 耶 和 華 、 耶 和 華 就 以 此 為 他 的 義
Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.亞伯蘭 信 耶和華 、 耶和華 就 以此 為 他 的 義
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Ale owoc sprawiedliwości w pokoju bywa siany tym, którzy pokój czynią.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.A ovocie spravedlivosti seje sa v pokoji tým, ktorí pôsobia pokoj.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Az igazság gyümölcse pedig békességben vettetik azoknak, a kik békességesen munkálkodnak.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Die Frucht aber der Gerechtigkeit wird gesät im Frieden denen, die den Frieden halten.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.화평케 하는 자들은 화평으로 심어 의의 열매를 거두느니라
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Le fruit de la justice est semé dans la paix par ceux qui recherchent la paix.