Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Držím sa svojej spravedlivosti ani sa jej nepustím. Moje srdce nebude potupovať niktorý z mojich dní.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.ë minha justiça me apegarei e não a largarei; o meu coração não reprova dia algum da minha vida.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Igazságomhoz ragaszkodom, róla le nem mondok; napjaim miatt nem korhol az én szívem.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Jeg hævder min Ret, jeg slipper den ikke, ingen af mine Dage piner mit Sind.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Jeg holder fast på min rettferdighet og slipper den ikke; mitt hjerte laster mig ikke for nogen av mine dager.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Je tiens à me justifier, et je ne faiblirai pas; Mon coeur ne me fait de reproche sur aucun de mes jours.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.내가 내 의를 굳게 잡고 놓지 아니하리니 일평생 내 마음이 나를 책망치 아니하리라
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Me he aferrado a mi rectitud y no la cederé. No me reprochará mi corazón mientras viva
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Minä pidän kiinni vanhurskaudestani, en hellitä; yhdestäkään elämäni päivästä omatuntoni ei minua soimaa.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Mi terrò saldo nella mia giustizia senza cedere, la mia coscienza non mi rimprovera nessuno dei miei giorni
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Pravičnosti svoje se držim in je ne pustim; srce mi ne očita ne enega mojih dni.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Spravedlnosti své držím se, aniž se jí pustím; nezahanbíť mne srdce mé nikdy.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Sprawiedliwości mojej trzymać się będę, a nie puszczę się jej; nie zawstydzi mię serce moje, pókim żyw.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Ţin să-mi scot dreptatea, şi nu voi slăbi; inima nu mă mustră pentru niciuna din zilele mele.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Tôi giữ chặt sự công bình mình, không rời bỏ nó; Trọn đời tôi, lòng tôi sẽ chẳng cáo trách tôi.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Tôi giữ chặt sự công_bình mình , không rời bỏ nó ; Trọn đời tôi , lòng tôi sẽ chẳng cáo trách tôi .
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Θελω κρατει την δικαιοσυνην μου και δεν θελω αφησει αυτην η καρδια μου δεν θελει με ελεγξει ενοσω ζω.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Крепко держал я правду мою и не опущу ее; не укорит меня сердце мое во все дни мои.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Правдата си ще държа, и не ще я оставя; Догдето съм жив сърцето ми няма да ме изобличи.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.בצדקתי החזקתי ולא ארפה לא יחרף לבבי מימי׃
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.تمسكت ببري ولا ارخيه. قلبي لا يعير يوما من ايامي.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.我 持 定 我 的 義 、 必 不 放 鬆 . 在 世 的 日 子 我 心 必 不 責 備 我
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.我 持定 我 的 義 、 必不放鬆 . 在世 的 日子 我心 必不責備我
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.Chúng ta đều biết đến sự công bằng, công lý và cơ hội.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.Kita tahu seperti apa bentuk dari kejujuran, keadilan, dan kesempatan.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.우리는 공정함, 정의 그리고 기회가 어떤 것인지 알고 있습니다.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.Me tiedämme, miltä reiluus, oikeus ja mahdollisuus näyttävät.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.Nós sabemos o que a justeza, a justiça e a oportunidade são.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.Nous savons ce à quoi ressemblent l'équité, la justice et la possibilité de réussir.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.Sabemos qué aspecto tienen la justicia y la oportunidad.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.Sappiamo cosa sono la giustizia e l'opportunità.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.Stim cum arata corectitudinea si justitia si oportunitatea.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.Tudjuk, hogy milyen az egyenlőség, igazságosság és lehetőség.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.Vieme, ako vyzerá čestnosť, spravodlivosť a príležitosť.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.Vi vet hur rätt och rättvisa ser ut, och möjlighet till utveckling.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.Všichni víme, jak vypadá čestnost, spravedlnost a příležitost.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.We weten hoe billijkheid en gerechtigheid en kansen eruit zien.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.Wiemy, jak wygląda uczciwość, sprawiedliwość i szanse.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.Wir wissen, wie Fairness und Gerechtigkeit und Möglichkeiten aussehen.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.Πως γνωρίζουμε με τι μοιάζουν η αμεροληψία και η δικαιοσύνη και οι ίσες ευκαιρίες.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.Знаем как изглеждат честността, справедливостта и възможностите.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.Ми знаємо, як виглядає справедливість, правосуддя і можливість.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.Мы знаем, что такое справедливость, правосудие и равные возможности.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.אנחו יודעים איך הגינות, צדק והזדמנות נראים.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.نحن نعرف كيف يبدو الإنصاف والعدالة والفرصة.
Doğruluğun, adaletin, fırsatın ne olduğunu biliyoruz.私達は皆知っているのです
Doğruluğuna inandığı şey için savaşan bir adamUm homem que defendia o que acreditava estar certo
Doğruluğuna inandığı şey için savaşan bir adamUn hombre que defendió lo que creía era correcto
Doğruluğuna inandığı şey için savaşan bir adamUn homme qui disait à haute voix ses convictions
Doğruluğuna inandığı şey için savaşan bir adamUn uomo in difesa di ciò che riteneva giusto
Doğruluğun Her Şeye Gücü Yetene ne zevk verebilir, Kusursuz yaşamın Ona ne kazanç sağlayabilir?Dacă eşti fără prihană, are Cel Atotputernic vre un folos? Şi dacă trăieşti fără vină, ce va cîştiga El?
Doğruluğun Her Şeye Gücü Yetene ne zevk verebilir, Kusursuz yaşamın Ona ne kazanç sağlayabilir?Dầu ông công bình, Ðấng Toàn năng có vui chi chăng? tánh hạnh ông trọn vẹn, ấy được ích lợi gì cho Ngài sao?
Doğruluğun Her Şeye Gücü Yetene ne zevk verebilir, Kusursuz yaşamın Ona ne kazanç sağlayabilir?Gyönyörûségére van-é az a Mindenhatónak, ha te igaz vagy; avagy nyereség-é, hogy feddhetetlenül jársz?
Doğruluğun Her Şeye Gücü Yetene ne zevk verebilir, Kusursuz yaşamın Ona ne kazanç sağlayabilir?Har den Allsmäktige någon båtnad av att du är rättfärdig, eller någon vinning av att du vandrar ostraffligt?
Doğruluğun Her Şeye Gücü Yetene ne zevk verebilir, Kusursuz yaşamın Ona ne kazanç sağlayabilir?Har den Almægtige godt af din Retfærd, Vinding af, at din Vandel er ret?
Doğruluğun Her Şeye Gücü Yetene ne zevk verebilir, Kusursuz yaşamın Ona ne kazanç sağlayabilir?Hasni li Vsegamogočnemu, da si pravičen, ali pa ima kaj dobička, ko brezmadežne hraniš poti svoje?
Doğruluğun Her Şeye Gücü Yetene ne zevk verebilir, Kusursuz yaşamın Ona ne kazanç sağlayabilir?네가 의로운들 전능자에게 무슨 기쁨이 있겠으며 네 행위가 온전한들 그에게 무슨 이익이 있겠느냐
Doğruluğun Her Şeye Gücü Yetene ne zevk verebilir, Kusursuz yaşamın Ona ne kazanç sağlayabilir?¿Le deleita al Todopoderoso el que tú seas justo? ¿Gana algo con que tú hagas perfectos tus caminos
Doğruluğun Her Şeye Gücü Yetene ne zevk verebilir, Kusursuz yaşamın Ona ne kazanç sağlayabilir?Onko Kaikkivaltiaalla etua siitä, jos olet vanhurskas, tahi voittoa siitä, jos vaellat nuhteetonna?
Doğruluğun Her Şeye Gücü Yetene ne zevk verebilir, Kusursuz yaşamın Ona ne kazanç sağlayabilir?Quale interesse ne viene all'Onnipotente che tu sia giusto o che vantaggio ha, se tieni una condotta integra