SNP testi bir haplogrubu doğrular.Một phép kiểm tra SNP xác nhận một haplogroup.
Potansiyel Avcı'lar onu doğrularlar.Điều đó cho phép chúng nhìn thấy những kẻ săn mồi tiềm năng ở phía trên chúng.
Bütün doğrular er ya da geç kesişir.法名は全長、あるいは全祐。
Sözünü doğrularcasına pek çok ürün yetişir.主人公に対してかなりの毒舌を吐く。
Doğrular yeryüzünü miras alacak, Orada sonsuza dek yaşayacak.生命の樹の実を食べると、神に等しき永遠の命を得るとされる。
Bill de onları doğrular.ビルも勘当する。
Gerçekten de odur duaları kabul eden, özü doğruların dualarını makbul eyleyen.本尊は千手観音、随求堂の本尊は大随求菩薩である。
Doğruların isimleri hemen yaşam kitabına yazılır.名は晨真とも記される。
Diğer yandan doğrular Öklid doğrularından farklıdır.一方反対側は非常に直線的である。
Gerçekten de odur duaları kabul eden, özü doğruların dualarını makbul eyleyen.何:那個派令,曾使您正正堂堂地發佈命令。
Sözünü doğrularcasına pek çok ürün yetişir.而它的計算成本則多數以解遞迴關係式來判定。
8) Doğruluğu ve doğruları sevmek, yalandan nefret etmek.因為為人十分正直,不愛說謊話。
Anlamı 'halka doğruları öğreten ses'tir.诸葛亮听说後,以为是明智之言。
Sözünü doğrularcasına pek çok ürün yetişir.그리고 사의 문예를 많이 만들어 일가를 이룬 것은 만당의 온정균(溫庭筠)이다.
Patrick her zaman doğruları söylediğini sanır ama söylediği çoğu şey yanlıştır.아이크는 종종 단어를 발음하지만, 대부분 틀린다.
Ancak Nevin doğruları söylemez ve kızının cinayetini üstlenmek için elinden geleni yapar.박소저는 이시백을 원망하지 않으며 며느리로서 할 일을 다 한다.
Anlamı 'halka doğruları öğreten ses'tir.교훈은 진리에 순종하라(라틴어: Obedire Veritati)이다.
Bütün doğrular er ya da geç kesişir.כל השאר ייספו, במוקדם או במאוחר.
Kızılay, saldırıyı doğrular ve yaralıların hastahanelere kaldırıldığını açıklar.הסהר האדום הכחיש את הדברים וטען שטיפל בפצועים.
Tüm bunlar yoğun miyelin yıkımı ve miyelin kaybını doğrular.תופעות אלה נגרמות עקב אובדן המיאלין והרס בתאי עצב (נוירונים).
İddialarının çoğu ya da düpedüz yalandı ya da çarpıtılmış doğrulardı.Повечето от неговите твърдения са или пълни лъжи, или изопачени полуистини.
Bütün doğrular er ya da geç kesişir.Всяко цяло число е или четно, или нечетно.
Bütün doğrular er ya da geç kesişir.Svim je ljudima prije ili kasnije Bog potreban.
SNP testi bir haplogrubu doğrular.SNP test određuje i utvrđuje haploskupinu.
Patrick her zaman doğruları söylediğini sanır ama söylediği çoğu şey yanlıştır.Patrik ponekad kaže i neke pametne stvari, ali obično nije svjestan toga što je rekao.
8) Doğruluğu ve doğruları sevmek, yalandan nefret etmek.Vole slavu i pohvalu, a mrze nepoštenje i licemjerje.
İddialarının çoğu ya da düpedüz yalandı ya da çarpıtılmış doğrulardı.Većina vijesti je napisana u obliku laži ili iskrivljene istine.
Gözlemler bu çözümü doğrular niteliktedir.Naopak, tento úsudok je ozajstnou skúškou správnosti spomenutých pravidiel.
2-boyutlu düzlemde, eğimlerinin çarpımı -1 olan doğrular doğru açı oluşturur.Pre pohyb telesa, pri ktorom sú sily v rovnováhe, platí 1.
Eski doğruları unutmak.Spomini nekdanjosti.
(Bu postula paralel doğrular kesişmez şeklinde bilinen postuladır.)(Še vedno pa je dovoljena kot možnost v tej maši).
Patrick her zaman doğruları söylediğini sanır ama söylediği çoğu şey yanlıştır.Kronist pravi, da je to zelo težko zapisal, vendar je resnica vedno najboljša.
İddialarının çoğu ya da düpedüz yalandı ya da çarpıtılmış doğrulardı.Daugelis jo tvirtinimų buvo arba akivaizdus melas, arba deformuota pusiau tiesa.
Karayolu inşa edilmeden önce kervan yolunun köyün yakınında geçmesi de bu bilgiyi doğrular niteliktedir.Sissepääs on köögi lähedal maali taga, sissepääsuks peab teadma õiget parooli.
50+120=170 o zaman bu doğrular paralel değil.50+120은 170이됩니다 그러므로 이 두 직선은 평행하지 않네요
50+120=170 o zaman bu doğrular paralel değil.50 + 120 = 170 اذاً هذان الخطان غير متوازيان
50+120=170 o zaman bu doğrular paralel değil.50 mas 120 suman a 170. Entonces estas lineas no son paralelas.
50+120=170 o zaman bu doğrular paralel değil.50 plus 120 er lig med 170.
50+120=170 o zaman bu doğrular paralel değil.50 plus 120 is samen 170. Deze lijnen zijn dus niet parallel.
50+120=170 o zaman bu doğrular paralel değil.50 plus 120 sa rovná 170. Takže tieto priamky nie sú rovnobežné.
50+120=170 o zaman bu doğrular paralel değil.50 plus 120 se rovná 170. Takže tyto přímky nejsou rovnoběžné.
50+120=170 o zaman bu doğrular paralel değil.La somma di 50 + 120 e' 170. Quindi queste rette non sono parallele.
50+120=170 o zaman bu doğrular paralel değil.Но мы видим, что их сумма не равна 180°.
AB ve CD doğrularıyla ilgili son bir şey daha var.직선AB와 직선CD를 보면 그림에선 만나지도 않기 때문에
AB ve CD doğrularıyla ilgili son bir şey daha var.AB og CD krydser ikke, så vi kan ikke sige vinkelrette, men de er helt sikkert heller ikke parallelle.
AB ve CD doğrularıyla ilgili son bir şey daha var.Lijn WX. En ik denk dat we klaar zijn
AB ve CD doğrularıyla ilgili son bir şey daha var.Přímky AB a CD se ani neprotínají na tomto obrázku, takže nemůžeme říct nic o kolmosti.
AB ve CD doğrularıyla ilgili son bir şey daha var.Una cosa da vedere: AB e CD non si incontrano quindi non sono perpendicolari, ma neanche parallele.
AB ve CD doğrularıyla ilgili son bir şey daha var.والشيئ الذي سنفكر به هو AB و CD، حسناً انهما لا يتقاطعان
Ağırlık merkezi olması da, bu doğruların her birinin karşı kenarı iki eşit parçaya bölmesini gerektirir. -A fakt, že je to těžiště znamená, že půlí protější strany.
Ağırlık merkezi olması da, bu doğruların her birinin karşı kenarı iki eşit parçaya bölmesini gerektirir. -Fra det geometriske tyngdepunkt udspringer linjer, der halverer de modstående sider.
Ağırlık merkezi olması da, bu doğruların her birinin karşı kenarı iki eşit parçaya bölmesini gerektirir. -그리고 사실 중심의 뜻은 각 선이 반대쪽 변을 이등분하는 것입니다
Ağırlık merkezi olması da, bu doğruların her birinin karşı kenarı iki eşit parçaya bölmesini gerektirir. -Si de fapt ca centrul de greutate inseamna Ca fiecare dintre aceste linii intersecteaza laturile opuse
Ağırlık merkezi olması da, bu doğruların her birinin karşı kenarı iki eşit parçaya bölmesini gerektirir. -И фактът, че това е медицентър, означава че всяка от тези прави разполовява отсрещната страна.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.Cei răi se pleacă înaintea celor buni, şi cei nelegiuiţi înaintea porţilor celui neprihănit. -
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.De kwaden moeten buigen voor de goeden, evenals de goddelozen voor de deuren van de rechtvaardigen.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.De onda måste falla ned inför de goda, och de ogudaktiga vid den rättfärdiges portar.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.De onde må bøie sig for de gode, og de ugudelige ved den rettferdiges porter.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.Die Bösen müssen sich bücken vor dem Guten und die Gottlosen in den Toren des Gerechten.
Alçaklar iyilerin önünde, Kötüler doğruların kapısında eğilirler.Hudobni se klanjajo pred dobrimi in brezbožni pri pravičnika vratih.