Ana içeriğe geç
Sözlük

doğrular ile cümle

doğrular kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İstemci sunucunun gönderdiği bilgileri kullanarak sunucuyu doğrular.Ziel ist es, dem feindlichen Empfänger eigene gefälschte Meldungen zuzusenden.
8) Doğruluğu ve doğruları sevmek, yalandan nefret etmek.Die Wette um Wahrheit oder Lüge.
Sistem testi fonksiyonel ve fonksiyonel olmayan gereksinimlerin karşılandığını doğrular.Sie beschreibt die funktionalen und nicht-funktionalen Anforderungen an ein System.
Her zaman görevi bitirdiğimde, bunu listede doğrularım.Chaque fois que je termine une tâche, je la confirme sur la liste.
Şoför bileti kestiğini doğrular.Le chauffeur lui prend le billet.
Öklit geometrisine ters olarak, doğruların koordinatları ve noktaların denklemleri bulunuyor.En géométrie plane, les concepts de base sont les points et les droites.
Doğrular yeryüzünü miras alacak, Orada sonsuza dek yaşayacak.Il cherche à connaître la vérité et ainsi atteindre l'éternité.
Bizans tarihindeki veriler de bu tarihi doğrular niteliktedir.L'histoire de La Bayadère répond certainement à ces critères.
Sun, Jin'in babasını bulur (Mr. Kwon) ve babası, Jin'in annesinin başka erkeklerle birlikte olduğunu doğrular.Sun parvient à trouver le père de Jin et il lui confirme ce qu'était sa mère.
Tahminler istatistiklere dayalıdır ve nadiren tam doğruları verir.Las previsiones están basadas en estadísticas y son raramente exactas.
Bu, kullanıcıların anahtarları doğrularken biraz daha fazla çalışma yapması gerektiği anlamına gelir.Esto significa que los clientes tienen que hacer un poco más de trabajo al comprobar las llaves.
8) Doğruluğu ve doğruları sevmek, yalandan nefret etmek.Inspirarle amor a la verdad y odio a la mentira.
Enlemler paralel doğrular şeklinde izdüşürülür.Líneas claras en forma de paréntesis invertidos.
Bütün doğrular er ya da geç kesişir.Todas ellas acaban disgregándose tarde o temprano.
Seferleri de bu düşüncesini doğrular niteliktedir ve saltanatının sonuna doğru bunu büyük ölçüde başarmıştı.La dejo el día en que tan seguro es su triunfo que hasta el éxito la compromete.
Bayle, çifte doğruluk önermesini ileri sürer, bunlar; aklın doğruları ve inancın doğrularıdır.Il pensare si divide in due parti uguali: fede (intuizione) e conoscenza (ragione).
Bill de onları doğrular.Билль поддерживает их.
Silindir yüzeyini meydana getiren doğrulardan her birine ana doğru denir.У каждой из свар был свидетель появления на свет: тот, кто увидел свару первым, нарек её именем.
Bütün doğrular er ya da geç kesişir.Но рано или поздно за всё нужно платить.
Tersinden bakıldığında, aralarında doğru açı oluşturan doğrular birbirine diktir.Если одно субконтрарное суждение ложно, то другое с необходимостью истинно.
Doğrular yeryüzünü miras alacak, Orada sonsuza dek yaşayacak.Продолжайте, и его наследие будет жить вечно.
Tüm bunlar yoğun miyelin yıkımı ve miyelin kaybını doğrular.Это приводит к агрегации и дезагрегации казеиновых мицелл и потере ими стабильности.
Sözünü doğrularcasına pek çok ürün yetişir.وهو كتاب يتناول فيه عددًا من الأحاديث المتشابهة فيؤولها ويبين معانيها.
İddialarının çoğu ya da düpedüz yalandı ya da çarpıtılmış doğrulardı.كانت كثير من ادعاءاته إما كذب أو تشويه وأنصاف الحقائق.
Eski doğruları unutmak.Velhas Verdades.
Bill de onları doğrular.Bob também os cavou.
Duruşmalardan birinde “Doğruları söyleyecek olsam, bütün sistem mahvolur.“Num sistema dedutivo, se aparecer uma contradição, todo o sistema ruirá.
Eski doğruları unutmak.De luister van ons Oude Recht.
Sözünü doğrularcasına pek çok ürün yetişir.In groten getale gaven zij aan zijn roepstem gehoor.
Bütün doğrular er ya da geç kesişir.De urntjes zijn recht of schuin afstaand.
Çifte doğruluk önermesini ileri sürer; aklın doğruları ve inancın doğruları.Zachowamy prawdę dzięki wierze.
İddialarının çoğu ya da düpedüz yalandı ya da çarpıtılmış doğrulardı.Wiele z tych stwierdzeń było wierutnymi kłamstwami lub zniekształconymi półprawdami.
Bütün doğrular er ya da geç kesişir.Każdy stan jest albo chwilowy albo rekurencyjny.
Potansiyel Avcı'lar onu doğrularlar.Dzięki temu myśliwi mogą je schwytać.
Eski doğruları unutmak.Prawda, prehistoria pojęcia.
Gerçekten de odur duaları kabul eden, özü doğruların dualarını makbul eyleyen.Han skyller på att han bara har lytt sin herres befallning.
Her iki durumda da VPN istemcisi ve sunucusu, birbirlerinin kimliklerini bilgisayar düzeyinde doğrular.I båda dessa fall så autentiserar VPN-servern och VPN-klienten varandra på datornivå.
Gözlemler bu çözümü doğrular niteliktedir.Kontrollera resultatet: Är svaret rimligt?
8) Doğruluğu ve doğruları sevmek, yalandan nefret etmek.Любить справедливість і ненавидить брехню.
Bütün doğrular er ya da geç kesişir.Кожен конфлікт рано чи пізно повинен завершитись.
8) Doğruluğu ve doğruları sevmek, yalandan nefret etmek.Salme miluje pravdu a nesnáší lež.
Şoför bileti kestiğini doğrular.Řidič vydává bločkové jízdenky.
Doğrular yeryüzünü miras alacak, Orada sonsuza dek yaşayacak.Credincioșii vor moștenii viață eternă în Rai și se vor bucura de frăția eternă cu Dumnezeu.
Doğruların isimleri hemen yaşam kitabına yazılır.În funcție de acestea se crede că numele lor va fi scris în Cartea Vieții.
Son olarak, "www.example.com" için A kayıtlarının cevabında bulunan RRSIG kaydını doğrular.Végül sor kerül a www.example.com A rekordjaihoz tartozó RRSIG rekord ellenőrzésére.
Bill de onları doğrular.Heidän pitää myös löytää Ben.
46 “Bunlar sonsuz ölüme, doğrular ise sonsuz yaşama gidecekler.”Nyt kuoleman ja Haadeksen avaimet kuuluvat Ikuiselle."
SNP testi bir haplogrubu doğrular.Μία δοκιμή SNP επιβεβαιώνει μία απλοομάδα.
Bill de onları doğrular.Ο Μπιλ τη διεκδικεί.
Patrick her zaman doğruları söylediğini sanır ama söylediği çoğu şey yanlıştır.Han vil altid gøre præcis det samme som Bo Patrick og han gentager ofte hvad han siger.
Diğer yandan doğrular Öklid doğrularından farklıdır.For kildene er det motsatt.
Ağın geri kalanı bu çözümü doğrular ve bloğu ekler.Resten av nodene validerer blokken og legger den til kjeden.
Bill de onları doğrular.Men Howard oppdager dem.
Bütün doğrular er ya da geç kesişir.Pronotum er mer eller mindre klokkeformet.
Doğrular yeryüzünü miras alacak, Orada sonsuza dek yaşayacak.Det skal finne sted en oppstandelse, og de som blir godkjent av Gud skal leve evig på jorden i fremtiden.
Anlamı 'halka doğruları öğreten ses'tir.Pendengar pun dapat dengan mudah memahami pesan yang hendak disampaikan.
Çifte doğruluk önermesini ileri sürer; aklın doğruları ve inancın doğruları.Hati Umar mulai diterangi cahaya kebenaran dan keimanan.
Sistem testi fonksiyonel ve fonksiyonel olmayan gereksinimlerin karşılandığını doğrular.Kebutuhan perangkat lunak dapat berupa kebutuhan fungsional dan non-fungsional.
Potansiyel Avcı'lar onu doğrularlar.Tapi para peri pramuka mampu menangkis mereka.
(Bu postula paralel doğrular kesişmez şeklinde bilinen postuladır.)(Pakaian-pakaian itu diajukan sebagai barang bukti di pengadilan.)
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod